Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3038 E. 2025/3595 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3038
Karar No
2025/3595
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/846 E., 2025/733 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/435 E., 2023/154 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle ; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde davalı yüklenici ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile aralarında 30.03.2018 tarihli adi yazılı şekilde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, buna göre kendisine ait Giresin ili, .... ilçesi, .... Mahallesinde kain 15 45... parseldeki taşınmazına davalı yüklenicinin inşaat yapacağını, davalı yüklenicinin sözleşme gereği nakit olarak toplam 625.000,00 Euro ödemeyi taahhüt ettiğini, ayrıca 3 adet daire vereceğini, ancak davalının edimlerini yerine getirmediğini belirterek, esasen geçersiz olan sözleşmenin feshedildiğinin tespitine, avans olarak verilen tapu hisselerinin kendisine devrine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada ise, davacı vekili davalı yüklenici tarafından 3. kişilere yapılan tapu paylarının devrinin geçersiz olduğunu, davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalılar; davacının iddialarının geçerli olmadığını, kendilerinin iyiniyetli 3. kişi olduklarını ve tapuya güvenerek hareket ettiklerini, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yüklenici süresi içerisinde edimini ifa etmediğinden ve dava konusu inşaat kabul edilebilir seviyeye getirilmediğinden, yine bilirkişilerin tespitlerine göre dava konusu binanın davalı tarafından süresinde bitirilemeyeceği tespit edildiğinden, sözleşmenin feshi şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, sözleşmenin geriye etkili feshi talebinin kabulüne; davalılar adına kayıtlı olan bu bölümlerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı asıl ve birleşen davada bir kısım davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2024 tarihli, 2023/1279 Esas, 2024/1101 Karar sayılı kararıyla, bir kısım davalıların istinaf istemlerinin kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesine göre İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar vermek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2024 tarihli kararından sonra davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İlk Derece Mahkemesinin 28.04.2025 tarih ve 2019/435 Esas-2023/154 Karar sayılı ek kararı ile "İlk Derece Mahkemesinin 2019/4 35... /154 Karar sayılı dosyasında gerekçeli karar davalıya tebliğe çıkartılmış, davalı ...'ye 20.06.2023 tarihinde mahkeme kararının tebliğ edildiği, dosyanın istinafa gönderildiği ve Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 25.10.2024 tarih ve 2023/12 79... /1101 Karar sayılı ilamı ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, karar ilamının, tensip zabtı ve duruşma gününün davalıya 25.11.2024 tarihinde usulüne uygun olarak yapıldığı, davalının 25.04.2024 tarihli dilekçesi ile kararı istinaf ettiğinin görüldüğünü, 6100 sayılı HMK'nın 346/1. maddesinde "İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder" düzenlemesi mevcut olup, davalının istinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verildiğinden istinaf dilekçesinin reddine" dair karar verilmiştir.

3.İlk Derece Mahkemesinin 28.04.2025 tarihli ek kararına karşı süresi içerisinde davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Birleşen davada davalı ... temyiz dilekçesinde; kendisinin okur yazar olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2025 tarihli kararının usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edilmediğini, bu nedenle de süresinde sözü geçen kararı istinaf edemediğini; İlk Derece Mahkemesinin kararını 21.04.2024 tarihinde öğrendiğini; buna rağmen istinaf isteminin İlk Derece Mahkemesinin 28.04.2025 tarihli ek kararı ile reddedildiğini bu karara karşı da istinaf kanun yoluna başvurduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf istemini kabul etmeyerek reddettiğini; bu haliyle her iki kararın da haksız olduğunu ve yasal istinaf hakkını kullanamadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ve tapu iptali ile tescil istemlerine ilişkindir.

Somut olayda davalı, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararı ile yargılama sürecindeki dava dilekçesi, birleştirme kararı ve diğer tüm tebligatların kendisine usulünce tebliğ edilmediğini, kendisinin okuma yazma bilmediğini, Tebligat Kanunu'nda okuma yazma bilmeyenlere ne şekilde tebligat yapılacağı açıkça düzenlenmiş olup bu yöntemin uygulanmadığını ve usulsüz tebliği öğrenmekle süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunduğunu ileri sürmüştür.

Öncelikle çözülmesi gereken uyuşmazlık, davalı ...'ye gerekçeli kararın usulünce tebliğ edilip edilmediği ve istinaf başvurusunun yasal süresi içerisinde yapılıp yapılmadığı hususuna ilişkindir.

Dosyanın tetkikinden; İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararının davalı adresinde, ".... ... tebellüğden imtina ettiğinden tebliğ evrakı....Mahallesi muhtarı imzasına teslim edilmiştir. 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır" şerhi ile tebliğ edilerek muhtar....'in imzasının alındığı ve 20.06.2023 tarihinde tebliğ edildiğinin belirtildiği; ek kararın ise, aynı adreste muhataba bizzat tebliğ olunarak imzasının alındığı görülmüştür.

Mahkemelerin her türlü tebliğ işlemi, 7201 sayılı Kanun, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümlerine göre yapılır. Tebliğ, kelime anlamıyla kısaca, bildirim, yazılı bildirme anlamına gelir. Tebligat ise, hukuksal bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın, kanunun öngördüğü esas ve usule uygun bir biçimde, elektronik ortam dâhil yazı ile veya ilân yoluyla yaptığı belgeleme işlemi demektir.

Tebligat hukuku bakımından tebligat yapılacak kişi “muhatap” olarak adlandırılır. Tebligatın temel amacı da muhataba tebliğ evrakını en sağlıklı şekilde ulaştırmaktır. Tebligat kural olarak muhatabın kendisine yapılır. Muhatap gerçek veya tüzel kişi olabilir.

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/1. maddesinde; ''Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir'' düzenlemesine yer verilmiştir.

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21/1. maddesinde; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükmü yer almaktadır.

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 24. maddesinde “Kendisine tebliğ yapılacak kimse imza edecek kadar yazı bilmez veya imza edemiyecek durumda bulunursa, komşularından bir kişi huzurunda sol elinin baş parmağı bastırılmak suretiyle tebliğ yapılır. Sol elinin baş parmağı bulunmayan kimsenin, aynı elinin diğer bir parmağı ve sol eli yoksa sağ elinin baş parmağı ve bu da mevcut değilse diğer parmaklarından biri bastırılır. Tebliğ yapılacak kimsenin iki eli de yoksa tebliğ evrakı kendisine verilir. Yukarıdaki fıkralarda yazılı hallerde keyfiyet, tebliğ mazbatasında tasrih edilir ve hazır bulunan şahsa da imza ettirilir..... bir komşu bulunmaz veya bulunan komşu imzadan imtina ederse, tebliğ memuru o mahalle veya köyün muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birini veyahut bir zabıta memurunu, tebliğ sırasında hazır bulunmak üzere davet eder ve tebligat bunların huzurunda yapılır” düzenlemesine yer verilmiştir.

Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğinin 37. maddesinde de “Kendisine tebliğ yapılacak kişi, imza atacak kadar yazı bilmez veya diğer sebeplerle imza atamayacak durumda bulunursa okuryazar komşulardan bir kimse, okuryazar bir komşu bulunmaz veya bulunan komşu imzadan kaçınırsa tebliğ memurunun daveti üzerine gelecek olan o mahalle veya köyün muhtar veya ihtiyar heyeti ya da meclisi üyelerinden birisi yahut bir kolluk görevlisi huzurunda aşağıdaki hükümlere göre tebligat yapılır: a) Kendisine tebliğ yapılan kişinin sol elinin başparmağı, sol elinin baş parmağı yoksa aynı elinin diğer bir parmağı, sol eli yoksa sağ elinin baş parmağı, bu da yoksa diğer parmaklarından biri bastırılır. b) Tebliğ yapılacak kişinin iki eli de yoksa tebliğ evrakı kendisine verilir. c) Tebliğ mazbatasında hangi elin hangi parmağının bastırıldığı ve sebebi, tebliğ yapılacak kişinin iki eli de yoksa evrakın kendisine verildiği ve huzurunda tebligat yapılan şahsın kimliği yazılarak hazır bulunan şahsa da imzalattırılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Yukarıdaki yasal düzenlemelerde açıkça görüldüğü üzere, tebliğ memurunun kendisine tebligat yapılacak kimsenin okur yazar olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Şayet muhatap tebliğ evrakına imza yerine parmak basmak isterse, parmak izinin alınması usulü yasa ve yönetmelikte belirtilmiştir.

Bu durumda, gerekçeli kararın tebliği aşamasında okuma yazma bilmediğini belirttiği halde imzasının alındığı yönünde bir iddiası olmayan davalı ..., TK'nın 24. maddesine aykırı olarak usulsüz tebliğ yapıldığını ileri süremeyeceğinden ve TK'nın 24. maddesi, tebligat yapılacak muhatabın okuma yazma bilmemesinden değil, imza atacak kadar yazı bilmediğinden bahsettiğinden, tebliğ işlemi usule aykırı kabul edilemeyecek olup, davalının tebliğ işlemine ilişkin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı ... tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sepellerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından, temyiz eden davalıdan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3038, K. 2025/3595, T. 27.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-3038-e-2025-3595-k-7bd1f5152b2d