Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2966 E. 2025/4282 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2966
Karar No
2025/4282
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/36 E., 2024/305 K.

Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı yüklenici şirket ile davalı arsa sahibi arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin aynı gün yüklenici tarafından tüm hak ve sorumluluklarıyla beraber müvekkiline devredildiğini, ruhsat alınarak, hafriyata başlandığı sırada davalının haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek, sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile sözleşme gereğince davalıya verilen teminat mektubunun iptalini talep etmiştir. 2. Birleşen 2012/513 Esas sayılı davada davacı vekili, sözleşme gereğince davalıya ödenen 16.000.000,00 TL’nin avans faiziyle tahsilini talep etmiş ıslah yoluyla 16.000.000,00 TL’nin dava tarihi olan 28.09.2012 tarihinden itibaren davalı taraftan avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, aksi kanaatte ise ıslah edilen ve harcı yatırılan 5.256.438,35 TL avans faiz alacağının davalı taraftan tahsiline, ıslah tarihi olan 06.04.2015 tarihinden itibaren de 16.000.000,00 TL’nin avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen 2012/514 Esas sayılı davada davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında tanzim edilen 18.05.2011 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin davalı tarafından haksız şekilde feshedilmesi nedeni ile ve bu sözleşme gereğince müvekkil tarafından yapılan 10.289.891,04 TL imalât ve 3. kişilere ödeme bedeli olduğunu ileri sürerek çeşitli harcama tarihlerinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 4. Birleşen 2012/515 Esas sayılı davada davacı vekili, sözleşmede düzenlenen cezai şartın tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen 2012/ 513 Esas ile 2012/515 Esas sayılı davada davada davalı vekili, davaların reddini istemiştir. 3. Birleşen 2012/514 Esas sayılı davada davalı vekili, talep edilen alacak miktarının gerçek olmadığı gibi sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden davacının bu alacak kalemlerini talep etme hakkı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.12.2015 tarihli kararı ile davalı arsa sahibinin, sözleşme gereğince arsadaki takyidatları kaldırmadığı, bu nedenle fesihte kusurlu olduğu, davacının yaptığı harcamaların 6.236.972,50 TL olduğu, sözleşmede belirtilen cezai şartın fesih halinde değil, vekaletten azil halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen 2012/ 513 Esas sayılı davaların kabulüne, birleşen 2012/514 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2012/515 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 15.12.2015 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, asıl ve birleşen davalarda davalı arsa sahibi vekilinin tüm, asıl ve birleşen davalarda davacı yüklenici vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmediği, birleşen 2012/ 513 Esas sayılı davada, dava dilekçesinde faiz hakkı saklı tutularak 16.000.000,00 TL’nin tahsili istenmiş, daha sonra yapılan ıslah işlemi ile işlemiş avans faizi olarak 5.256.438,35 TL’nin de tahsili istenmiş ve mahkemece dava tümüyle kabul edilmiş olduğu halde, davacı lehine sadece 16.000.000,00 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, Birleşen 2012/ 514 Esas sayılı davada, proje bedeli, eski yapının yıkım bedeli yapı denetim ücreti, hafriyat ve iksa bedeline hükmedilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafın dosyaya 4 adet klasör halinde harcama yaptığına ilişkin deliller sunduğu bildirilmiş ve liste halinde sıralanmış ancak, gerek bilirkişi raporunda gerekse mahkemece bu deliller incelenip değerlendirilmeden karar verildiği, bu durumda, mahkemece, davacının harcamalarına ilişkin tüm belgeleri dosyaya ibraz ettirilerek, gerekirse bilirkişi raporu da alınmak suretiyle bu belgelerin tamamının değerlendirilip sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 2. Daire bozma ilamına karşı taraf vekilleri tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Dairece, bozma ilamı 1. bendindeki davalı arsa sahibinin birleşen 2012/513 Esas sayılı, yine aynı mahkemenin birleşen 2012/514 Esas sayılı dosyaları ile ilgili tüm temyiz itirazlarının reddine ilişkin kararın kaldırılarak, geri çevirme kararı üzerine yerel mahkemenin 09.09.2019 günlü ek kararına yönelik temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına, davacının asıl ve birleşen 2012/513 Esas sayılı davalar, davalının asıl davada verilen Yargıtay ilamına yönelik karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir. 3. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının harcamalarına ilişkin tüm belgelerin dosyaya ibrazı sağlandığı, uzman bilirkişilerden rapor alındığı,yapılan hesaplamaların uygun bulunduğu, buna göre birleşen Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/514 esas sayılı dosyasında davacının davalıdan menfi zarar kapsamında talep edebileceği tazminat toplamının 9.167.923,11 TL olduğu gerekçesiyle birleşen 2012/514 Esas sayılı dosyasındaki davanın kısmen kabulü ile 9.167.923,11 TL imalât ve harcamaya ilişkin bedel alacağının sözleşmenin feshi tarihi olan 06.09.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen 2012/513 Esas sayılı dosyasındaki davanın kabulü ile ipoteğe dayalı 16.000.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.256.438,35 TL bu bedele ilişkin avans faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 16.000.000,00 TL ipotek bedeline ilişkin olarak ıslah tarihi olan 06.04.2015 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, mahkemenin 2012/513 Esas sayılı dosyası ile ilgili verilen asıl davanın kabulü ile 18.05.2011 tarihli sözleşmenin davalı tarafça haksız şekilde feshedildiğinin tespiti ile, 18.05.20 11... TM753 mektup no'lu 5.000.000,00 TL bedelli teminat mektubunun iptaline (hükümsüzlüğünün tespitine) ve birleşen Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/515 Esas sayılı dosyası ile ilgili verilen davanın reddine ilişkin 15.12.2015 tarihli karar kesinleştiğinden bu dosyalardaki davalarda ayrıca hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 03.07.2025 tarihli, 2024/2956 Esas, 2025/2749 Karar sayılı kararı ile kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriğinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR DÜZELTME A. Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde; 2012/514 Esas sayılı birleşen dava yönünden karar düzeltme talep ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, itirazlarının karşılanmadığını, finansal giderlere ilişkin eksik inceleme yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye konu işten başka hiçbir faaliyetinin olmadığının defter ve kayıtlarla ile belirlendiğini, davacının sözleşme gereklerini yerine getirebilmek için yüksek miktarda krediler çektiğini bu kredilere masraf ve faiz ödediklerini, ödemek zorunda kaldıkları masraf ve faizlerin de sözleşmeyi haksız fesheden davalıdan tahsili gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine,bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

2. Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde borca aykırılık durumu oluşur. Borcun ifa edilmemesi hâli, TBK'nın 112 ilâ 126 ncı maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre “borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan ... zararını gidermekle yükümlüdür”(TBK md.112). Esas itibariyle zarar, mal varlığında meydana gelen eksilmedir; fakat bu eksilme sahibinin iradesi dışında veya hiç olmazsa rızası bulunmaksızın meydana gelmiş olmadıkça zarar sayılmaz (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C. I, s. 1247). Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden ... zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir. Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden ... zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, s. 427). Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden ... zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden ... zararı ifade eder (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482).Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli ve 2020/3-688 Esas, 2022/846 Karar sayılı kararında da değinilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin arsa sahibince haksız olarak feshedildiğinin tespitine ilişkin hüküm davalı arsa sahibi aleyhine kesinleşmiştir. Bu durumda karar düzeltme istemine konu olan birleşen 2012/514 E. sayılı birleşen davada yapılan bilirkişi incelemesi kapsamında davacı yüklenici şirketin sözleşme konusu işin yapımı sırasında başkaca iş üstlenmediği ve kullandığı banka kredilerini bu işin finansmanında kullanıldığı tespit edildiğinden yüklenicinin bu kalemi menfi zarar kapsamında arsa sahibinden talep etmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacı yüklenicinin menfi zarar talebi kapsamında kullanmış olduğunu belirttiği krediler nedeniyle ödemek zorunda kaldığı faiz ve masrafların dava konusu işin finansmanı kapsamında yapılmış olduğunun tespiti amacıyla gerek görülmesi halinde tarafların itirazlarını da giderecek şekilde Yargıtay denetimine elverişli ek rapor almak ve sonucuna uygun hüküm vermekten ibarettir. Dairemizce anılan husus gözden kaçırılarak kararın onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından davacının kararın düzeltme istemini kabulü ile kararın bu yönden bozulması uygun bulunmuştur.

VII. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 03.07.2025 tarihli 2024/2956 Esas, 2025/2749 Karar sayılı onama ilamı KALDIRILARAK yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2966, K. 2025/4282, T. 10.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-2966-e-2025-4282-k-52dc00556e78