Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2402 E. 2026/1518 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2402
Karar No
2026/1518
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1665 E., 2025/314 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/69 E., 2021/11 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; arsa sahibi müvekkilleriyle davalı kooperatif arasında imzalanan 26.07.2001 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre yüklenicinin inşaatı hukuki mevzuata uygun olarak inşa etmek ve yapı kullanma iznini almakla yükümlü olduğunu, taraflar arasında imzalanan 25.02.2008,16.06.20 08... .09.2009 tarihli ek protokollerle müvekkillerinin davalı yükleniciye yapı kullanma izni alması için defalarca süre verdiğini, yapı ruhsatının süresi dolduğu, ruhsatın yenilenmediği ve binaların kaçak hale geldiğini, 08.03.2010 tarihli belediye yazısı ile öğrendiklerini, ihtarname keşide edilmesine rağmen davalının girişimde bulunmadığını, dava konusu 52 dairenin bir kısım eksiklikler bulunmakla birlikte 25.02.2008 tarihinde müvekkillerine teslim edildiğini, ancak bu tarihe kadar yapı kullanma izni alınmadığından müvekkillerinin 3. kişilere satmak zorunda kaldıkları bağımsız bölümler ve halihazırda iskânı olmadığı için satamadıkları bağımsız bölümlerle ilgili maddi zarara uğradıklarını ileri sürerek, şimdilik 300.000,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; davanın TBK’nın 147/5 maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki sözleşmenin Yapım Şartları ve Diğer Hususlar bölümünün G maddesine göre söz konusu arazinin yapılaşma izninin açılmasına engel teşkil edebilecek her türlü kurum ve kuruluşların (İSKİ, Belediye...) kararları ile yapılaşma izninin verilmemesi gibi durumlarda sözleşmenin yürürlüğe girmemiş sayılacağını, söz konusu izinlerin alınmasına kurumlarca engel olunduğundan sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, ruhsat alımı için çalışmaların devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu inşaatların Alemdağ deresi koruma bandı içinde kalması nedeniyle anahtar teslimi olarak yapılması kararlaştırılan inşaatlar için İSKİ'nin görüş ve onayının alınması gerektiği ve inşaatlarda İSKİ'nin görüş ve onayı alınmadan belediyeden alınan inşaat ruhsatıyla inşaata başlandığı, devam edildiği ve tamamlandığı, ancak iskân alınamadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 8 (a) maddesinde müteahhit İSKİ'den proje onayına müteakip ruhsatının alınmasıyla birlikte inşaata başlama şartının getirildiği, söz konusu parseli kapsayan bölgede İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 20.06.2010 tarihinde 1/5000 ölçekli Alemdağ merkez ve çevresi revizyon nazım imar planı yapıldığı, bu plana göre hazırlanacak 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onanmasına müteakip dava konusu parselin durumunun netleşeceği 1/5000 ölçekli nazım imar planının idare mahkemesince iptal edildiği, böylece 1/1000 ölçekli planın da dayanaksız kalması nedeniyle iptaline karar verilmiş olduğu, ayrıca dava konusu parsellerden 132 no'lu parselin tamamının Ömerli Baraj Gölü uzun mesafeli alan içerisinde, 133 no'lu parselin ise kısmen bu alan içerisinde kaldığı, tüm bu tespitler doğrultusunda davacıların paylarına düştüğü ve fiilen teslim alındığı belirlenen taşınmazlar nedeni ile davacıların, iskân alınsaydı elde edecekleri değer nedeniyle uğradıkları zarar karşılığı tazminat talep etme hakları bulunmadığı, çünkü bağımsız bölümlerin yukarıda açıklandığı düzenlemeler karşısında hiçbir ekonomik değeri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; a.Davalı yüklenicinin iskân alınamamasında kusurlu olduğu halde tazminattan sorumlu tutulmadığını,

b.Sözleşmenin iskân izni alınması koşulunu taşıdığını, sözleşme şartlarına uygun bir teslimin söz konusu olmadığını, davalıya verilen vekaletin niteliği gereği iskânın yüklenici tarafından alınması ve bunun için İSKİ de dahil gerekli yerlere başvuru ve onayının alınmasının yüklenicinin görevi olduğunu,

c. İnşaat yapılmış olup, içinde oturulduğundan artık geçersizliğinin iddia edilemeyeceğini, kaldı ki davalının böyle bir iddiası olmadığını,

d. İSKİ'den onay alınmaması ve iskânı olmaması sebebiyle gayrimenkulün hiçbir ekonomik değerinin olmadığı tespitinin kabul edilemeyeceğini,

e.Davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı lehine maddi tazminat davalarında A.A.Ü.T. 13/4.madde uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/4. fıkrası “ Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur” hükmünü içermektedir. Bu nedenle, mahkemece davacının maddi tazminat isteminin reddine dair verdiği kararda davalı lehine A.A.Ü.T. 13/4. maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.

Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. Davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “ AAÜT.'ye göre hesaplanan 95.916,00 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “AAÜT.’nin 13/4. fıkrası uyarınca 4.080,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2402, K. 2026/1518, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-2402-e-2026-1518-k-7eeddf7e6f6a