Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1724 E. 2025/2834 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1724
- Karar No
- 2025/2834
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/30 E., 2025/489 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/626 E., 2020/276 K. Dairemiz bozma kararına Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/5. maddesi hükmü gereğince yapılan incelemede; Dairemizin 27.11.2024 tarihli ve 2023/4359 esas, 2024/4400 karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının yerinde olmadığı, Dairemiz kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Dosyanın YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE, 10.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Bölge Adliye Mahkemesince dava şartı olan derdestlik nedeniyle davalı ... hakkında açılan davanın HMK’nın 114/1-ı ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermiştir. Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızda Bölge Adliye Mahkemesince esastan ret kararı veren diğer davalılar hakkındaki diğer davalı ... hakkındaki dava yönündeki hüküm yönünden herhangi bir görüş farklılığı bulunmamaktadır. Derdestlik itirazına konu Osmaniye 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 28.06.2019 tarih, 2016/645 E., 2019/314 K. sayılı dosyasına göre davacının bu dosyanın davacısı olan ... .. , davalının ise bu dosyamız davalısı ... olduğu 17.10.2016 tarihinde açıldığı, dava konusunun yine inceleme konusu dosyadaki dava konusu olan Osmaniye ili ... ilcesi ... mah. Karataş mevkiinde bulunana 722 parsel sayılı taşınmazda yer alan ve sözleşme gereğince davacıya verilmesi gereken bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkin olduğu mümkün görülmediği takdirde değerinin bilirkişi aracılığıyla tespitiyle tahsili istemlerine ilişkin olduğu dolayısıyla her iki davanın da konusu, sebebi ve tarafları aynı olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızdaki görüş farklılığı açılan ilk davanın 28.03.2019 tarihinde işlemden kaldırıldığı HMK’nın 150/5 maddesi gereğince 3 ay içerisinde harç yatırılarak yenilenmediğinden 28.06.2019 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu kararın ise istinaf isteminden feragat nedeniyle istinaf başvurusunun reddine karar verilerek, 30.09.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Eldeki dava ise 15.11.2018 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı tarih itibariyle ilk açılan davanın henüz işlemden dahi kaldırılmadığı sabittir. Dairemizin sayın çoğunluğu kararın sonradan kesinleşmiş olması nedeniyle derdestlik durumunun ortadan kalktığı düşüncesindedir. Ancak bilindiği üzere derdestlik bir davanın açılması ile şekli anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen süre boyunca devam eden bir olgudur. 6100 sayılı HMK’nun 114/ı bendinde ‘’aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması’’ koşulu dava şartları arasında sayılmıştır. Her dava açıldığı günkü koşullara göre değerlendirilir. Dolayısıyla ikinci davanın açıldığı tarihte ilk dava henüz işlemden dahi kaldırılmamıştır. Bu nedenle sonradan kararın kesinleşmiş olması davanın açıldığı tarihte derdest sayılmasına ilişkin kuralı değiştirecek nitelikte değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.09.1996 tarih ve 1996/19-461 esas, 1996/607 karar sayılı ilamında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması halinde derdestlik durumunun ortadan kalkacağı ayrıca kesinleşmesinin gerekmediği yönünde karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta ikinci davanın ilk dava hakkında işlemden kaldırma kararı dahi verilmediği aşamada açılmış olmakla dava tarihi itibariyle derdest bir dava varken acılan ikinci davanın dava şartları yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin bölge adliye mahkmeesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan bu yönüyle direnme kararının onanması, diğer yönden incelenmesi gerekirken direnme kararının tümüyle yerinde olmadığına ilişkin gönderme kararına katılmıyoruz.