Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1596 E. 2025/3325 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1596
Karar No
2025/3325
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1484 E., 2025/138 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/62 E., 2022/32 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kooperatifin kat karşılığı inşaat yapmak ve inşaat bedeli olarak elde edeceği bağımsız bölümleri ortaklarına tahsis etmek amacı taşıdığını, yaptığı inşaattan kooperatife özgülenen 206 konutu tahsis ettiği ortaklara ferdileşme işlemlerini de yaparak tapularını verdiğini, konutlarının tapusunu alan ortaklardan bazılarının parasal yükümlülükleri yerine getirmemek için kooperatiften istifa ettiklerini, ancak kooperatife üye olup, halihazırda parasal yükümlülüklerini yerine getirmiş olsa da konutunu edinememiş yaklaşık 80 üyenin mevcut olduğunu, kooperatifin 16.04.2019 tarihli son Genel Kurulu'nda tasfiye kararı alınmış olsa da fiilen tasfiye aşamasına geçmediğini ve tasfiyeye ilişkin kararın, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/237 Esas sayılı dava ile iptal edildiğini, kooperatifin halen aktif olup faaliyetlerine devam ettiğini, davalının kooperatife 25.09.2014 tarihinde üye olduğunu dava konusu bağımsız bölümün kendisine tahsis edildiğini ancak kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, ortaklıktan çıkmanın hüküm ifade edebilmesi için, çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesinin gerektiğini, bu nedenle, istifa etmek suretiyle kooperatif üyeliğinden çıkan ve o tarihten beri hiçbir parasal yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalının kooperatif üyeliğinden edindiği bağımsız bölümün tapu kaydının iptaline ve kooperatif adına tesciline karar verilmesini, şayet bu mümkün değilse fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalarak şimdilik 10.000,00 TL daire bedelinin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı kooperatife üye olduğunu, kesin maliyet bedeli belirlenen konutun üyelik ve aidat, şerefiye bedeli ve kooperatif genel giderlerini eksiksiz ve zamanında ödediğini, anasözleşmenin 62. maddesine göre 25.09.2014 tarihinde dava konusu bağımsız bölümün tahsis, tescil ve teslim edildiğini, tüm ödemelerini eksiksiz yapan müvekkilinin davacının talebi ile istifasının ardından anasözleşmenin 20. maddesinde, "Kooperatiften ilişkisi kesilen ortağın sorumluluğu, ayrıldığı tarihten itibaren iki yıl devam eder" hükmü gereği, bu iki yıllık sorumluluk bedelini de peşinen ödediğini, çıkma keyfiyetinin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürmesi halinde ayrılmak isteyen ortağın, muhik bir tazminat ödemesine dair hükmün anasözleşmeye konulabileceğini, anasözleşmenin 64. maddesinde ferdi münasebete geçiş muamelesinden sonra muamelenin tamamlanması ve kendi borcunu kabullenmiş olması ile ortağın artık borcu bakımından kooperatifle ilgisi kesilmiş olur denildiğini, kooperatif Yönetim Kurulu'nun ya da Kooperatif Genel Kurulu'nun hiçbir toplantısına istifadan sonra çağrılmayan, alınan kararlarda imzası bulunmayan müvekkili yönünden alınan kararların bağlayıcı olmadığını ve sorumluluğunun bulunmadığını, iyiniyetli ve tüm ödemelerini zamanında yapan, üzerine düşen bütün yükümlülükleri yerine getiren müvekkiline karşı art niyetli açılmış davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının istifasının genel kurul kararına dayalı olarak yönetim kurulunca kabul edildiği, yönetim kurulu kararında davalının tüm aidat borçlarını ödediğinin ve herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edildiği, bunun dışında konut sahibi olamayan ortaklar yönünden 05.07.2015 tarihli genel kurulda davalı ortağın da dahil olduğu gruba fazla aidat yükümlülüğü getirildiği ve davalının genel kurul kararı doğrultusunda kendisinden talep edilen ek ödemeleri de gerçekleştirdiği, bu durumda davalının kooperatif ana sözleşmesi ve genel kurul kararlarına dayalı tüm ödemeleri yaptığı belirlendiğinden tapu iptal ve tescil talebi ile konut bedelinin iadesi yönündeki talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Genel kurul kararlarının mahkemece iptal edilmesi halinde, bozucu yenilik doğuran kararlar olduğu için genel kurul kararının, geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağı, dolayısıyla davacı kooperatifin "tasfiye hali"nin hiç gerçekleşmediği, somut olayda Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesindeki istisnanın söz konusu olmadığı, kooperatifin daire almayan üyelerinin bulunduğu ve davalının istifa etmesi nedeniyle taşınmazı iade etmesi gerektiği, ancak dava konusu taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesi nedeniyle tapu iptali mümkün olmadığından, terditli talep olan taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; aynı konu hakkında yirmiden fazla eski üyeye karşı açılan davalarda davaların hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği, davacının istinaf talepleri reddedilerek kararların Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından onandığı, emsal kararların gözardı edilerek karar verilmesinin hatalı olduğu, sadece davacının tasfiyesine dair açılan davadaki Yargıtay bozma kararı gerekçesi ile hüküm kurulduğu, kararın gerekçesinin bulunmadığı, kararın hatalı ve çelişkili olduğu, hukuki yarar ve dayanaktan yoksun olduğu, müvekkilinin peşin ve kesin ödemeli üye olduğu hususunun gözardı edildiği, anasözleşmenin 62. maddesi gereği bağımsız bölümün müvekkili adına tescil edildiği, tüm borçlarını ödeyen müvekkilinin istifasının kooperatif yönetim kurulu tarafından kabulünün ibra niteliğinde olduğu, genel kurulun müvekkilinin istifasını kabul eden yönetim kurulu kararına göre fiilen işlem tesis ettiği, bu nedenle yönetim kurulu karırının genel kurul tarafından zımnen kabul edilmiş sayılacağı, nitekim sonrasında genel kurul toplantılarına çağrılmadığı, alınan kararların gıyabında alındığı, 16.04.2019 tarihli genel kurul kararının çelişkili olduğu hususunun gözden kaçırıldığı, sözkonusu kararda ferdileştirmelerin kabul edildiği ancak konut alamayan üyelerin mağduriyetlerinin giderilmesi için ödeme kararı alındığı, 2014 yılı genel kurulunda alınan karar ile peşin ödeme ile dairesi olmayanlara para ödenmek üzere ödeme yapan müvekkilinin emsal ilamlara rağmen aleyhine verilen kararın kabul edilemeyeceği, terditli taleple ıslah edilen ve talebi aşan oranda karar verilmesinin çelişkili olduğu, 2014 yılında daire sahibi olmayanlara verilmek üzere toplanan paraların, ilgili mağdurlara verilmemesi sebebiyle açılan ve mahkumiyetle sonuçlanan ceza dosyalarının araştırılmadığı, eksik inceleme ile karar verildiği, dava konusu tapu iptallerinin yaratacağı mağduriyeti gidermek için 2024 yılı genel kuruluna madde eklenerek 13.04.2025 tarihinde toplantı kararı alındığı, müvekkili hakkında tesis edilen kararla müvekkiline karşı eşitlik ilkesine aykırı karar verilmiş olduğu, beyan edilmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kooperatif ortaklığından istifa nedeniyle ortaklığa bağlı olarak verilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile kooperatif adına tescili, mümkün olmaması halinde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1596, K. 2025/3325, T. 08.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1596-e-2025-3325-k-c1f0c29be799