Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3541 E. 2025/4265 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3541
Karar No
2025/4265
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1404 E., 2024/2841 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/5 E., 2024/22 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin şeffaf plak tedavisi için diş hekimi olan davalıya başvurduğunu, tedavi için istenen 12.500,00 TL’nin banka aracılığı ile ödendiğini, müvekkilinin ağzına konulan plağın ağza oturmadığını, kendiliğinden yer değiştirdiğini, bu durumun konuşma ve yeme- içme güçlüğü oluşturduğunu, bu durum davalıya iletildiğinde davalı tarafından hiçbir önlem alınmadığını, değiştirilmesi gereken plakların uzun süre ağızda kaldığını, en az 4-5 plak yedek vermek gerekirken davalının sadece 1 yedek verdiğini, eksik ve hatalı yürütülen tedavi neticesinde diş yapısının bozulduğunu beyan ederek, belirsiz alacak olarak 12.500,00 TL maddi tazminatın 17.02.2021 tarihinden itibaren avans faiziyle, ayrıca 50.000,00 TL manevi tazminatın da olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm tedavisinin usulüne uygun yapıldığını, davacı tarafın tedavi sürecince kendisine teslim edilen gece plaklarını sürekli olarak kaybetmesi ve düzenli olarak takmaması sebebiyle tedavi sürecinde bazı gerilemelerin yaşandığını, davacının sürekli olarak plaklarını kaybetmesine rağmen, ülkenin tam kapanmada olduğu halde davacının randevu günü beklenmeksizin davacının plaklarının yeniden imal ettirildiğini, davacının iddia ettiği şekilde davacıya hakaret içerikli herhangi bir söylemde bulunulmadığını, davacının tedavisindeki gerilemenin davacının kusurlu eylemlerinden kaynaklanmış olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Adli Tıp Kurumuna belirtilen tarih ve saatte gitmemesi ve bu haliyle davacının davasını ispat edememiş olması, dosya kapsamında mevcut bulunan ... Hekimleri Odası'nın 10.02.2022 tarih ve 846-22 sayılı raporunda da belirtildiği üzere davalı hekim tarafından davacıya uygulanan sağlık hizmetinde tıbbın kurullarına uygun hareket ettiği, kusurunun bulunmadığı, olayda davalı hekimin sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının tedavi sürecinin davalı nedeniyle aksadığını, kontrole zamanında çağrılmadığını, yedek plak verilmediğini, randevuların ertelendiği ve geçiştirildiğini, davacının randevu talebinin sonuçsuz bırakıldığını, davacının hakarete maruz kaldığının tanıkla ispat edildiğini, davalının işlem sırasında gerekli özeni göstermediğini, dava açmadan önce alınan 27.09.2021 tarihli raporda hekimin tedaviyi başından beri usulüne uygun yürütmediğinin tespit edildiğini, davalıya ilgili oda tarafından ceza verilmemiş olmasının hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını, eksik düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak hüküm kurulamayacağını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

a-) Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyizi yönünden;

Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı vekilince temyize konu edilen reddedilen miktar 50.000,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.

b-) Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyizi yönünden;

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,

Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz istemine gelince; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Davacı (tüketici) muaf olduğundan, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3541, K. 2025/4265, T. 10.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-3541-e-2025-4265-k-7b2cd68917e5