Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2951 E. 2025/2170 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2951
Karar No
2025/2170
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2071 E., 2024/493 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/87 E., 2023/620 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; proje sahibi olarak 2010 ve 2016 yılları arasında davalı şirket ile yapılan sözleşmeler kapsamında bir kısmı da sözleşmesiz işler olmak üzere yüklenicilik işlemine girişmiş ve davalı şirketlerden bu konuda hizmet almış olduğunu, davalı şirketin düzenlemiş olduğu faturalar karşılığında hakediş niteliğinde olmak üzere ödemeler yapıldığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılı itibariyle sonlandırıldığını, davalı şirket aralarındaki iş ilişkisinin sona ermesi safhasında şirketin iç denetiminin yapılması gerektiği ve müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında bir mali müşavir vasıtası ile inceleme yaptırıldığını, davalının almış olduğu hak edişlerin muhasebeleştirilmelerinin yerinde olup olmadığının denetlendiğini, davacı şirkete ait olan binaların inşaasına ilişkin kayıtlarda bir kısım mükerrer kayıtların, onaysız ödemelerin, mahsubu gereken avansların, mükerrer faturalanan KDV ile proje sahibine yansıtılması gerekirken yansıtılmayan fatura indirimlerinin, belgesiz harcamaların, proje sahibine ait olan harcamaların, proje sahibine yansıtılmayan stopajların, otel projeleri için yapılan harcamaların, yüklenici firma tarafından ödenmesi gerekirken ödenmeyen harcamaların, faturalanan ancak teslim edilmeyen emtialardan kaynaklanan zarara ait işlemlere ilişkin fatura bedellerinin müvekkili şirketten tahsil edildiğini, buna göre bu tutar kadar davalı şirketin haksız kazanç temin ettiğini ve müvekkili şirketi zarara uğrattığının ortaya çıktığını, müvekkili şirketin geriye dönük olarak ticari defter kayıtlarını denetlemesinin nedeninin çalışanları olan .... ile şirketler grubunun mali işler direktörü .... tarafından davalı taraf ile anlaşma yapılmak suretiyle müvekkili ve grup şirketlerinin aldatıldığının anlaşılması olduğunu, müvekkili şirketçe hiçbir belgesi olmadığı halde zuhulen ödemesi yapılan meblağın iadesi gerektiğini ileri sürerek gerçek zarar miktarı yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağından dava değerinin şimdilik 10.000,00 TL kabulü ile ileride arttırma haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında tahkim yargılaması yapılmış olduğunu, 22.09.2016 tarihli Tahkim Yargılaması Hakem Kararı bulunduğunu, Hakem kararı sonrasında ise taraflar arasında 12.10.2016 tarihli Sulh Protokolü'nün imzalandığını, Hakem kararı ve sulh protokolünün İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1556 Esas sayısına kayıtlı olarak mahkeme yazı işleri müdürlüğüne teslim ve depo edildiğini, hakem kararına karşı itiraz olmadığını ve kararın kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sulh protokolü'nün 3.11 no'lu maddesinde; 22.09.2016 tarihli Tahkim Yargılaması Hakem Kararı ile belirlenen yükümlülükler kaldırılmamak kaydıyla, kararın uygulanmasına yönelik olmak üzere düzenlenen işbu Sulh Protokolü ile taraflar arasındaki alacak/borç ilişkisinin sona ermekte olduğu, tarafların, sulh protokolünde belirlenen edimlerin yerine getirilmesi kayıt ve şartı ile aralarındaki her türlü ticari ilişkiden kaynaklanan alacak-borçlardan, gizli ayıplar dışındaki her türlü yapılan, yapılmayan işlerden, kira bedeli, ecrimisil bedeli ve benzeri alacak kalemleri ile diğer tüm konularda tarafların birbirlerini en geniş anlamda gayrikabili rücu ibra ettikleri, davacı tarafın sulh görüşmelerini yürüten ...'un davalılarla el ve işbirliği içerisinde hareket ederek davacı tarafı zarara uğrattığı, davalıların davacı tarafı aldattığı iddiasının ispatlanamadığı, ön inceleme duruşmasında 1 ve 2 no'lu ara kararda delillerini bildirmek üzere taraflara süre verildiği, ancak davacı vekili tarafından tanık listesi sunulmadığı, kaldı ki uyuşmazlık konusunun tanıkla ispat edilecek nitelikte olmadığı, davacı vekilinin dilekçesinin ve talep sonucunun içeriğinden ayıplı ifa ile ilgili bir talebinin olmadığı, gizli ayıplı işin bedeline istinaden fazla hakediş ödemesinin yapılmış olduğu hususunun ispat edilemediği, dava konusu hususların tahkim kararı ve 12.10.2016 tarihli sulh protokolü kapsamında kaldığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının sulh olma iradesinin aldatma yolu ile sakatlandığını, b. Tahkim yargılamasında davacı ... temsil eden kişinin davalı taraf ile işbirliğinde olduğunu, daha sonra da davalı taraf ile ortak şirket kurduğunu, c. Tanık dinletme talebinin reddinin adil yargılanma ilkesine aykırı olduğunu, d. Gizli ayıp konusundaki kanaatin doğru olmadığını, e. Davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle taraflar arasındaki tahkim yargılaması sonucu verilen karar, sulh protokolü dikkate alındığında usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2951, K. 2025/2170, T. 22.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-2951-e-2025-2170-k-4f61e5de6a73