Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2843 E. 2025/3357 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2843
Karar No
2025/3357
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/281 E., 2024/494 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/600 E., 2023/722 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının kendisine ait taşınmazda fabrika binası inşa ettirmek üzere 22.08.2005 tarihinde ... İnş. Ltd. Şti. ile sözleşme imzaladığını, ayrıca bu sözleşmeye ek olarak 03.01.2006 tarihinde ayrı bir sözleşme imzalandığını, davacıya fabrika binasının yapılmasının taahhüt edildiğini, davacının diğer davalı ... . Ltd. Şti. ile 01.09.2005 tarihli yapı denetimi hizmet sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye göre ilgili taşınmaz üzerine yapılacak fabrikanın projelerinin ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılmasının denetlenmesinin davalı tarafından taahhüt edildiğini, 04.10.2005 tarihinde yapı ruhsatı 26.12.2006 tarihinde ise yapı kullanım izin belgesinin onaylandığını, inşaatın tamamlanarak davacıya teslim edildiğini ve kullanılmaya başlandığını, ancak kullanımdan sonra fabrika binasının zemininde çatlaklar, beton kalıpları arasında kot farklılıkları, katlar arasında su sızmalarının meydana geldiğini, seramiklerde ayrılmalar, duvarlar arasında sıkışmalar, camlarda sıkışmalar, zeminde kabarmalar vs. lerin meydana çıkması üzerine, Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/38 D. İş sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını, bu tesptitten sonra davalı inşaat şirketi tarafndan birtakım tamiratların yapıldığını, ancak bu tamiratlardan sonra da oluşan hasarların olduğunu bunun üzerine 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/69 D. İş. sayılı dosyası ile de tespit yaptırdıklarını, davalıların meydana gelen hasarlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ve sorumluluklarının devam ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.000,00 TL'lik hasar bedelinin yapı kullanma izninin alındığı 26.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir

II. CEVAP 1-Davalı ... İnşaat Ltd. Şti. cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazında bulunduğunu, dava konusu fabrika binasının 07.11.2006 tarihi itibari ile bitirildiğini, 26.12.2006 tarihinden itibaren yapı kullanma izninin alındığını, ayrıca davacının kısmi dava açamayacağını, yine kusur yönünden de 4708 sayılı Yasa'nın 3. maddesi uyarınca yapının taşıyıcı olmayan sistemlerindeki sorunlardan dolayı sorumluluğun yapı kullanma izninin alınmasından itibaren 2 yıl ile sınırlı olduğunu, dolayısı ile 2 yıllık zamanaşımının dolduğunu, imalâtla ilgili bir kusurun bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... Ltd. Şti. cevap dilekçesinde özetle; davacıya yapılan fabrika binasının inşaası sırasında her aşamada denetimlerin yapıldığını ve nihayetinde 26.12.2006 tarihinde yapı kullanma izin belgesinin alındığını, yapı kullanma izin belgesi alınmış olmakla inşaatın projeye uygun olarak yapıldığının belirlendiğini, Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/69 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespitte hatalı imalatların olmadığı, diğer etkenlerin hasara yol açmış olabileceğinin bildirildiğini, ayrıca kendilerinin yapı kullanma izin belgesi almış olan inşaatla ilgili sorumluluklarının yapı denetim kanununa göre taşıyıcı olmayan kısımlar için 2 yıl ile sınırlı olduğunu, yapı kullanım izin belgesinin 26.12.2006 tarihinde alındığını ve 2 yıllık sorumluluk süresinin dolduğunu, bu nedenlerle kendileri yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 03.10.2016 tarihli bilirkişi raporundaki kusur oranları esas alınmak suretiyle tespit edilen ayıplı iş kalemlerinin 2011 yılı yüklenici kârı ve KDV dâhil serbest piyasa rayiçleri ile 03.10.2016 tarihli bilirkişi raporuna istinaden hasar giderim bedelinin hesaplandığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararında belirttiği doğrultuda yapılan hesaplamalar sonucunda, davalılardan ... İnşaat Taahhüt Müşavirlik ve Ticaret Ltd. Şti.'nin %25'lik kusur oranına göre sorumlu olduğu hasar miktarının 190.934,52 TL, ... Yapı Denetim Ltd. Şti'nin %10'luk kusur oranına göre sorumlu olduğu hasar miktarının ise 76.373,81 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a.Bilirkişi raporlarında müvekkilinin mağduriyetinin büyüklüğünün tam olarak belirtilmediğini, zarar karşılığı öngörülen tazminat miktarının düşük kaldığını, b.Müvekkiline kusur atfeden bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, kusur oranın da çok yüksek tutulduğunu, c.Eserin ayıplı teslim edildiğinin sabit olduğunu, tazminat için 2011 verilerinin esas alınmasının doğru olmadığını, d.Sorunun çözümü için bilirkişi raporunda öngörülen durumların çözüme yeterli olamayacağını, daha fazla maliyet gerektiren işlemler ile sorunun çözümünün gerekeceğini, e.Dava dışı kurum ve şahıslara kusur bölüştürülmesinin hukuki dayanaktan uzak olduğunu, f.Davanın rededilen kısmı bakımından müşterek sebepten dolayı red kararı verildiğinden davalılar lehine tek vekalet ücreti verilmesi gerektiğini ve verilen vekalet ücreti miktarının hükmedilen asıl alacak miktarından dahi daha fazla olduğundan hatalı hükmedildiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser ve hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı ifa nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

6098 Sayılı TBK'nın 472/son maddesinde eser meydana getirilirken iş sahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğunun anlaşılması veya eserin gereği gibi zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkması halinde yüklenicinin bu durumu hemen iş sahibine bildirmek zorunda olduğu, bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olacağı belirtilmiş olup genel ihbar mükellefiyeti diye adlandırılan bu maddedeki düzenlemenin devamında aynı Kanun'un 476. maddesinde, eserin ayıplı olması yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşı, iş sahibinin talimatından kaynaklanmış ise veya ayıp herhangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek olursa iş sahibinin eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamayacağı hükmü getirilmiştir. Somut olayda taşınmazın ifrazen alanının küçülmesi ve zemin etüdüdünün davacı iş sahibi tarafından yaptırılmış olması davalıların genel ihbar mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. Davalılar ancak iş sahibinin talimatının bulunması, uyarıya rağmen iş sahibinin talimatında ısrar etmesi halinde sorumluluktan kurtulabileceğinden mahkemenin davacı iş sahibinin diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına karar vermesinin doğru olmadığı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama görüşüne katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2843, K. 2025/3357, T. 13.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-2843-e-2025-3357-k-cca93dd6a306