Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2524 E. 2025/3024 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2524
Karar No
2025/3024
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/530 E., 2023/470 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının diş hekimi ... ve diş hekimi ... ’na tedavi için başvurduğunu, tedavi hizmetinin bu kişilerce sunulduğunu, hizmetin faturasının ise bu hekimlerin ortağı olduğu davalı şirket adına kesildiğini, hizmet sunan ve fatura kesen olarak sorumlulukları bulunduğundan tazminat istemli bu davayı açtıklarını, müvekkilinin davalılara 11.10.2010 tarihinde başvurduğunu, davalı hekimlerin bir kısım dişler çekilerek üst çene protezi yapılması gerektiğini, üste çene yapılınca da alt çene protezinin de değiştirilmesi gerektiğini belirttiklerini, hekimlerce yapılacak uygulamalara ilişkin olarak toplamda 5.000,00 TL’ye tarafların anlaştıklarını, hekimlerce yapılan tüm uygulamaların 13.11.2010 tarihinde tamamlandığını, ancak alt çenedeki azı dişler, dil ve diş etlerinin tahriş olması nedeniyle müvekkilinin ağzında yaralar oluştuğunu, davalı hekimlerce alerjik reaksiyon olabileceği söylenerek test yaptırılması istendiğini, müvekkilinin istenilen testi yaptırdığını ve alerjisi olmadığı sonucu çıktığını, müvekkilinin bu kez güvendikleri başka bir doktora danışması nedeniyle, davalıların muayenehanesinde müvekkilini muayene eden bu doktorun, müvekkilinin dişlerinin yeniden yapılması gerektiğini belirttiğini, davalı hekimlerin sadece bazı dişler ve plastik değiştirilerek bu protezin yeniden takıldığını, bu işlem için de ayrıca 400,00 TL ödeme yapıldığını, ancak bu işlem sonucu protezin daha da kötü hale geldiğini, müvekkilinin davalıları ... Hekimleri Odasına şikayet ettiğini, neticesinde müvekkilinin haklı görüldüğünü, davalı hekimlerce yapılan uygulamanın müvekkili açısından kullanılabilir olmadığından müvekkilinin yeniden dişlerini yaptırmak zorunda kaldığını, bunun için yine 4.860,00 TL ödeme yaptığını, davalıların mesleki uzmanlık ve etiğin gerektirdiği tedaviyi uygulayamaması neticesinde müvekkilinin aylarca yemek yiyemediğini, ağzındaki yaralar nedeniyle acı çektiğini, ödediği ücretin karşılığını alamadığını belirterek, çektiği acıların verdiği üzüntüyü dindirmeye yetmeyecek dahi olsa 3.000,00 TL manevi tazminatın, ödediği ücreti tekrar ödeyerek aynı işlemi gerçekleştirmek zorunda kalması nedeniyle şimdilik 4.860,00 TL maddi tazminatın buna sebep olan davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacıya asla hatalı tedavi uygulanmadığını, huzurdaki dava ile ilgili olarak davacının ... Hekimleri Odasına şikayette bulunduğunu, oda tarafından yapılan inceleme neticesinde verilen kararda dava konusu tedavide müvekkillerinin hiçbir kusuruna rastlanmadığına karar verildiğini, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan faturalarda müvekkili şirket ve labaratuar faturalarında davacının ... Hekimleri Odasına sunduğu dilekçe ve bilirkişi raporunda yapılan tedavilerin ve ücretlendirilmesinin ne şekilde olduğunun açık olduğunu, davacının tedavi başında kabul ettiği ve faturalarla sabit olan tedavi ve ücretlendirmesi hakkında ya bilerek gerçeği saptırdığını ya da bu konuda büyük bir yanılgıya düştüğünün açık olduğunu, davacıyı muayene eden hekimlerden hiçbirinin davacının şikayetleriyle alakalı bir problem görmediğini, şikayetlerin psikolojik nedenlerden kaynaklanabileceğinin, küçük değişiklikler yapılarak hastanın psikolojik olarak rahatlatılabileceğinin .... ’ya önerildiğini, ayrıca dava dilekçesinde yazıldığı gibi davacının haklı bulunduğu için değil odaya yapılan her hasta şikayeti dikkate alındığı için soruşturma yoluna gidildiğini, neticesinde müvekkillerinin mesleklerini kusurlu uyguladıkları yönünde kanaat oluşmadığı ve disiplin cezası verilmesine yer olmadığı yönünde karar verildiğini, davacının hatalı tedavi iddiasının gerçek dışı olduğunu, tedaviyi planlayan ve hastaya uygulayanın . ... olduğunu, Dt. ...’nun tedaviye katılmamış olması nedeniyle husumet itirazlarının kabulü gerektiğini, ... Hekimleri Odasının 18.10.2011 tarihli kararıyla yetinilmediği takdirde, tedavide kusur bulunup bulunmadığı hususunda mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde gerçeğin tespit edilmesi gerektiğini, asla ve asla kabul anlamına gelmemek üzere müvekkillerinin hiçbir kusurunun olmadığını, davacının iddialarının hem asılsız hem de fahiş olduğunu, davacının dava konusuyla hiç alakası bulunmayan yeni yaptırdığı işlemlerin de ücretini müvekkillerinden talep ettiğini belirterek, haksız davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2011 tarihli kararı ile ... Hekimliği Fakültesi öğretim üyeleri ve konusunda uzman hukukçu bilirkişiden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan rapor ve ek raporda, davalı diş hekimi ...'nun diş protezi tedavi sürecine katılmadığı, diş hekimi ... 'ın bulunduğu, diş hekiminin mesleki bir kısım hatalarının bulunduğu belirtilmiş ise de bu konuda en yetkin kurum olan Adli Tıp Kurumu'nun 04.05.2015 gün ve 1784 sayılı raporunda , "Dava konusu protezlerin niteliği itibariyle hasta uyumunun zor olduğu ve zaman aldığı, en uygun protezde bile bu uyumun 3 ay kadar sürdüğü, bu süre içinde proteze bağlı şikayetlerin olabileceği ve bu sorunların bu süre içinde hasta - hekim ilişkisi içinde giderilebileceği tıbben bilindiğinden, ilgili hekimlerin uygulamalarının uygun olduğu ve hekimlere atfı kabil bir kusur bulunmadığı " tespit edilmiş olup, Adli Tıp Kurumu'nun yaptığı tespitin dosyadaki verilerle uyumlu olduğu ve yapılan işin niteliğine göre davalı doktorların kusursuz olduğu belirlendiğinden, hizmeti veren hastane çalışanlarının kusursuz olması sebebiyle zarar doğmuş olsa bile iş bu zarardan sorumlu olmadıkları, bu nedenle davacının ikinci kez yaptığı harcamaların protezin davacı ile uyumu döneminde yaşadığı sıkıntıları azaltmak için yapıldığı iddia edilmiş ise de davalı doktorların kusurlarının bulunmaması sebebiyle yapıldığı iddia edilen yeni uygulamalardan ötürü talep edilen maddi istemine ilişkin davanın reddi gerektiği sonucuna varıldığı, davacı manevi tazminat talep etmiş ise de, doktor tarafından davacının kişilik haklarına herhangi bir saldırı bulunmadığı, diş yapımı nedeniyle yaptığı tıbbi müdahalenin tedavinin gereği olduğu, davacının yaptırdığı protez nedeniyle sıkıntı çekmesinin doğal bir süreç olduğu bilirkişi raporuyla belirlendiğinden 818 sayılı BK'nın 47 , 49. ve MK'nın 25. maddeleri gereğince manevi tazminat talep etme koşulları oluşmadığından manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçeleriyle maddi manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2011 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nce, mahkemece yapılması gereken iş; 6100 sayılı HMK'nın 266. ve devamı madde hükümlerine uygun olarak daha önce seçilen bilirkişiler dışında farklı üniversitelerden akademik kariyere sahip, işinin uzmanı üç bilirkişiye dosya tevdii edilerek davalıların sorumluluğu yönünden ve raporlar arasındaki çelişkiler de giderilerek bilirkişi heyetinden mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli rapor alınarak, hüküm kurmak, hüküm kurarken de karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/4. maddesi gereğince maddi ve manevi tazminat açısından ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmetmekten ibaret olmalıdır" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda mahkemenin bozmadan önceki yargılaması sırasında dosya arasına alınan ve davalı tarafların kusur durumunun tespiti yönünden aralarında çelişki bulunan 06.09.2013 havale tarihli rapor ile Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporlarındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edildiği, Yargıtay bozma ilamı sonrası konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan 08.02.2023 ve 26.10.2023 tarihli bilirkişi raporlarının dosya arasına alındığı, raporlarda özetle ilgili tarihteki yapılan tedaviyi incelemenin olanaksız olduğundan davalı hekimlere kusurlu ya da kusursuz olarak tanımlamanın mümkün olmadığını, ilgili tarihteki hastaya uygulanmış hareketli immidiat protez ve porselen sabit protezlerde teknik ve materyal yönünden yetersizlik ya da kalitesizlik gözlenmediğinin tespit edildiği, Yargıtay bozma ilamında belirtilen ve dosyada tespit edilen eksikliklerin tamamlanması ve dosyadaki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi çerçevesinde dosya arasına alınan yeni tarihli raporlarda olayın üzerinden uzun zaman geçmiş olması nedeniyle davalılara kusur atfı yapılmadığı, davalıların etkin olarak tedavi sürecinde çalışma gösterdiklerinin tespiti ile yetinildiği, bu durumda söz konusu tedavi nedeniyle davacının ağzında meydana gelen olumsuz halin davalıların kusurundan kaynaklandığının şüpheden ari kesin olarak ortaya konulmadığından, kusur tespiti açısından davalılar lehine yorum yapılması gerektiği yönünde mahkemede oluşan kanaat neticesinde, davacının ikinci kez yaptığı harcamaların protezin davacı ile uyumu döneminde yaşadığı sıkıntıları azaltmak için yapıldığı iddia edilmiş ise de söz konusu hususun davalı doktorların kusurundan kaynaklı geliştiğinin ispat olunmaması, davacının tedavisine farklı doktorlar ile devam etmiş olması sebebiyle yapıldığı iddia edilen yeni uygulamalardan ötürü talep edilen maddi istemine ilişkin davanın reddi gerektiği sonucuna varıldığı, davacı manevi tazminat talep etmiş ise de, doktor tarafından davacının kişilik haklarına herhangi bir saldırı bulunmadığı, diş yapımı nedeniyle yaptığı tıbbi müdahalenin tedavinin gereği olduğu, davacının yaptırdığı protez nedeniyle sıkıntı çekmesinin doğal bir süreç olduğu bilirkişi raporuyla belirlendiğinden 818 sayılı BK'nın 47 , 49. ve MK'nın 25. maddeleri gereğince manevi tazminat talep etme koşulları oluşmadığından manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı hekimlerin başarısızlıkla sonuçlanan hatta müvekkilin ağız sağlığına zarar verip ağzında yaralar oluşmasına neden olan tedavi girişimi sonrası başka hekimlerce tedavi edildiğini, yeni protezler uygulandığı dosyada mevcut belgeler, yapılan ödemelere ilişkin faturalar ve ağzın sonradan tedavisini uygulayan hekimin tanık sıfatıyla vermiş olduğu ifadesiyle sabit olduğu, davalıların doğru bir tedavi uygulanması durumunda, müvekkilin yeniden para harcayıp, yeniden aynı acılara ve eziyete katlanıp yeniden tedavi olmayacağını, dava konusu olayın 2010 yılında meydana geldiğini, aradan geçen 13 yıllık süre zarfında müvekkilin ağzında yapısal değişiklikler oluştuğunu, bu süre zarfında müvekkil hastanın ağız yapısının değişiklik gösterdiğini, yeni protezlere göre yeniden şekil alıp uyum sağladığını, bu çerçevede, müvekkil davacının bugün itibariyle fiziken muayene edilmesinin sağlıklı bir sonuç vermeyeceğini, dosyadan alınan en sağlıklı, en bilimsel, en teknik raporun, müvekkil hastanın olayın hemen ertesinde başvurusu üzerine, ağızda hiçbir müdahale ya da değişim olmamışken Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan rapor olduğunu, bu hususun yine ... Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. ... , Prof. ... , .... . ... tarafından hazırlanan 06.09.2013 tarihli heyet tarafından da desteklendiğini, ilk derece mahkemesinin manevi tazminat talebini müvekkilin kişilik haklarına herhangi bir saldırı bulunmadığı, müvekkilin sıkıntısının tedavisinin doğal süreci olduğunu ileri sürerek reddetmesinin vahim bir hata olduğunu, müvekkilini davalı hekimlere 35 seans gittiğini, çektiği sıkıntılarla ilgili dinletilen tanığın beyan ettiği üzere, yemek yiyemez, konuşamaz, toplum içine çıkamaz hale geldiğini, müvekkilin yemek yiyemediğini, dahası ağzından protezin düşmesi nedeniyle konuşamadığını, acı ve ızdırap duyduğunu ve defalarca kliniğe gidip gelmek durumunda kaldığını, ancak tüm bu hususların davalılar tarafından adeta alay konusu edildiğini, dilekçelerinde müvekkili rencide edici gerçek dışı ithamlarda bulunarak müvekkilin fiziki problemi olmadığı halde 35 seans boyunca sadece psikolojik rahatsızlığı nedeniyle keyfekeder muayenehaneye gittiğini, iddia ettiklerini, davalıların bu savunmalarının gerçek dışı olup akla, mantığa uygun olmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesi niteliğindeki diş tedavisinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. İlk Derece Mahkemesince; davacı muayene edilerek alınan 08.02.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda "1-2011 tarihli bir olgunun günümüzde nasıl bir ağız içi yapısına sahip olduğunun anlamanın ve tedavi planmasının doğru olup olmadığının saptanmasına olanak bulunmadığından bu konuda bir değerlendirme yapılamamıştır. 2-Her olasılığı değerlendirmek amacı ile yine de davacı ... fakültemize davet edilerek klinik ve radyolojik muayenesi yapılmıştır, hastanın yeni protezlerde tedavi edildiği, anlaşılarak önceki protezine dair bir bulguya rastlanmamıştır. 3-İlgili tarihte yapılan protetik tedavide eksiklikler ve yanlışlıklar olduğu farklı bilirkişi raporlarında anlaşılmıştır." şeklinde belirtildiği ve yine dosya içeriğinden yapılan inceleme ile alınan 26.10.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda "ilgili tarihte yapılan tedaviyi incelemek olanaksız olduğundan kusurlu ya da kusursuz olarak tanımlamamız beklenmemelidir."in açıkça vurgulandığı, bu nedenle davalıların kusurlarının ispatlanamadığı kanaatine varıldığı, anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlık dikkate alındığında taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesi niteliğindedir. Davacı için imal edilen protezlerle taahhüt edilen sonuç gerçekleşmediği, davacı iş sahibi yararına sonuç vermediği anlaşılmakla, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu gözetmeyen ve bu hususta değerlendirme içermeyen bilirkişi raporlarına dayanılması hatalı olmuştur. Davalıların; işlerinin fen ve tekniğine uygun olarak gerekli özeni göstererek yapmamaları halinde kusurlu olacaklarının ve bundan doğan zarar bulunması halinde TBK'nın 112. maddesi gereğince sorumlulukları bulunduğunun kabulü gerekir. Davalıların yaptığı tedavi sonrası maddi tazminata konu yapılan ikinci tedaviye ilişkin kayıtlar üzerinden bilirkişi heyetince inceleme yapılması ve önceki tedaviye ilişkin hata ve kusurlar var ise saptanması, yukarıda açıklandığı gibi eser sözleşmesi kapsamında değerlendirme yapılarak sonucun davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin gözetilmesi ve oluşacak sonuca göre maddi ve manevi tazminat talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2524, K. 2025/3024, T. 22.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-2524-e-2025-3024-k-87b699de656d