Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2422 E. 2025/2872 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2422
- Karar No
- 2025/2872
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1684 E., 2024/690 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/209 E., 2021/36 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA 1. Asıl davada davacı şirket vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 17.09.2013 tarihinde ''İmar Planı, Fotogrometrik Hali Hazır Harita, Jeolojik-Jeoteknik Etüd Raporu ve İmar Uygulama Planı ve Projelerinin Hazırlanması Danışmanlık Hizmet Alımı'' işine ilişkin sözleşme imzalandığını, davacı şirket tarafından sözleşmeye konu edimler süresinde yerine getirilirken, davalı idarenin sözleşmedeki edimlerin süresinde yerine getirilmediğinden bahisle davacıya 10 gün süreli ihtar göndererek sözleşmeyi feshettiğini, oysaki taraflar arasındaki sözleşmenin 17/2. maddesi ile Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 1/2. maddesi kapsamında, hazırlanan plan, proje ve raporların ilgili kurumlara onaylatılması ve ilanı aşamasında geçen sürelerin sözleşme süresine dahil edilmeyerek bu sürelerin sözleşme süresine eklenmesinin kararlaştırıldığını, bu maddeler uyarınca sözleşme süresinin uzadığını ve yapılan fesih işleminin haksız olduğunu ileri sürerek, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı şirket vekili dava dilekçesinde; 6098 sayılı TBK'nın 484. maddesi uyarınca, davalı idare tarafından 04.02.2015 tarihinde haksız olarak feshedilen sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından yapılan tüm işlerin bedeli ile davacının haksız feshi nedeniyle uğramış olduğu zararların davalı tarafından karşılaması gerektiğini, davalının fesih sonrasında davacı tarafı çağırarak durum tespiti ve kesin hakediş işlemlerini yapmadığını, davalı idare tarafından onaylanarak kesinleşen ve davacı tarafından faturaya bağlanan ara hakedişlere dayalı 613.607,27 TL'lik alacak için davalı hakkında ilamsız icra takibi yapılıp, itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmış ise de, sözleşme kapsamında yapılıp kesin hakedişe bağlanmayan işlerin bedelinin ödenmediğini, İmar Kanunu'nun 18. maddesi kapsamında yapılacak imar uygulaması dışında tüm işlerin sözleşmede kararlaştırılan alandan daha fazla alan için yapıldığını ve sözleşmede kararlaştırılmayan işler de yapılarak bunun için alt yükleniciye fazla bedel ödendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 13.10.2014 tarihinden itibaren davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş; bilahare talebini 3.262.622,73 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı idare vekili; görevli yargı yerinin idari yargı olduğunu, sözleşmenin feshinin haksızlığının tespiti için ayrı dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, ihale konusu işin idareye teslim edilmesinden sonra sözleşme ve mevzuata uygun olup olmadığının tespiti için komisyonlarca incelenmesi ve kabul işlemleri yapılıncaya kadar geçen sürenin onay süreci olmadığını ve ihale süresine dahil olduğunu, davalının sözleşme süresi içinde hali hazır haritaları kıyı kenar çizgisi onaylanmış bir şekilde tamamlamadığını, yine aynı anda yapılması gereken Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporları ile Mikrobölgeleme Etüt raporunun süresi içinde Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın onayından geçirilmediğini, bu iki işin onaylanmamış olması nedeniyle hazırlanan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının da mevzuata uygun düzenlenmemiş olduklarını, Plan Yapımını Yükümlenecek Müelliflerin Yeterliliği Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacı şirketin eşit hisseye sahip ortaklarından birinin veya daha fazla hisseye sahip ortağının A sınıfı yeterlilik belgesine sahip şehir plancısı olması gerektiğini, davacı şirketin ise büyük hissedarının harita mühendisi olduğunu, şirket bünyesinde çalıştırılan şehir plancısının imar planı yapma ve imzalama yetkisinin bulunmadığını, bu nedenle davacıyla yapılan sözleşmenin feshinde de haksızlık olmadığını, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu gereğince 30.03.2014 tarihinden itibaren 1/5000 ölçekli hali hazır harita ve bu haritalara dayalı olarak yapılacak 1/5000 ölçekli nazım imar planı yaptırma yetkisinin ... Büyükşehir Belediyesi'ne geçtiğini, bu tarihten sonra kıyı kenar çizgisi onaylanan haritalara ilişkin davalı belediyenin yetkisi kalmadığından işin bir kısmına ilişkin olarak sözleşmeyi feshetme yetkisinin olduğunu, ihalenin sözleşme ve mevzuat hükümlerine uygun olarak feshedildiğini, davacının alacağının varlığının tespiti halinde teminat mektubu süresi dolduğu için tahsil edilemeyen teminat tutarının alacaktan mahsup edilmesi gerektiğini savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada, Genel Şartnamenin 1. maddesinin 2. paragrafı uyarınca hazırlanan plan, proje ve raporların ilgili kurumlara onaylatılması ve ilanı aşamasında geçen sürelerin sözleşme süresine dahil olmadığı, onayda geçen sürelere göre sözleşme süresinin 11.10.2015 tarihine uzadığı, sözleşme süresi dolmadan yapılan fesih işleminin haksız olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespitine; birleşen davada, davacının birim fiyat cetvelindeki 6. kalemde yazılan 31.250,00 TL bedelli iş dışında diğer tüm işleri gerçekleştirdiği, ilk 3 adet hakediş tutarı olan 647.124,80 TL’nin icra kanalıyla davacıya ödendiği, davacıya ödenmesi gereken bakiye iş bedelinin 2.570.625,20 TL olduğu, sözleşmenin 29. maddesinde, idarenin davacıya %20 oranında iş artışı yapılmasına cevaz verdiği, bu sebeple davacının yaptığı ilave işler için talep edebileceği bedelin en fazla sözleşme bedelinin %20'si kadar olacağı, bu tutarı aşan meblağın ödenmesinin sözleşme hükmü uyarınca mümkün olmadığı, davacıya ödenmesi gereken ilave iş tutarının ise 649.812,40 TL olduğu gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulüne 3.220.437,40 TL'nin temerrüt tarihi olan 13.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Görevli yargı yerinin İdari Yargı olduğunu, b. Fesih işleminin haksızlığının tespiti için ayrı dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, c. İhale konusu işin idareye teslim edilmesinden sonra sözleşme ve mevzuata uygun olup olmadığının tespiti için komisyonlarca incelenmesi ve kabul işlemleri yapılıncaya kadar geçen sürenin onay süreci olmadığını ve ihale süresine dahil olduğunu, davalının sözleşme süresi içinde halihazır haritaları kıyı kenar çizgisi onaylanmış bir şekilde tamamlamadığını, yine aynı anda yapılması gereken Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporları ile Mikrobölgeleme Etüt raporunun süresi içinde Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın onayından geçirilmediğini, bu iki işin onaylanmamış olması nedeniyle hazırlanan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının da mevzuata uygun düzenlenmemiş olduklarını, Jeolojik-jeoteknik etüt raporları ile mikro bölgeleme etüt raporu ve halihazır haritalar kesinleşmeden, kadastral durumu göstermeyen boş kağıtlar üzerine çizilen 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının kabulünün mümkün olmadığını, d. Plan Yapımını Yükümlenecek Müelliflerin Yeterliliği Hakkındaki Yönetmelik Hükümlerine göre davacı şirketin eşit hisseye sahip ortaklarından birinin veya daha fazlaya hisseye sahip ortağının A sınıfı yeterlilik belgesine sahip şehir plancısı olması gerektiğini, davacı şirketin ise büyük hissedarının harita mühendisi olduğunu, şirket bünyesinde çalıştırılan şehir plancısının imar planı yapma ve imzalama yetkisinin bulunmadığını, bu nedenle davacıyla yapılan sözleşmenin feshinde de haksızlık olmadığını, e. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu gereğince 30.03.2014 tarihinden itibaren 1/5000 ölçekli hali hazır harita ve bu haritalara dayalı olarak yapılacak 1/5000 ölçekli nazım imar planı yaptırma yetkisinin ... Büyükşehir Belediyesine geçtiğini, bu tarihten sonra kıyı kenar çizgisi onaylanan haritalara ilişkin davalı belediyenin yetkisi kalmadığından işin bir kısmına ilişkin olarak sözleşmeyi feshetme yetkisinin olduğunu, ihalenin sözleşme ve mevzuat hükümlerine uygun olarak feshedildiğini, g. Davacının alacağının varlığının tespiti halinde teminat mektubu süresi dolduğu için tahsil edilemeyen teminat tutarının alacaktan mahsup edilmesi gerektiğini, yapılan fesih işleminin haklı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı ve davacıya yapılacak ödemeye ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle fesih ihtarnamesinde yazılı gerekçeler doğrultusunda feshin haklı olup olmadığının değerlendirilecek olmasına göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.