Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1289 E. 2024/5059 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1289
Karar No
2024/5059
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2043 E., 2024/399 K. KARAR : Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/943 E., 2019/438 K. Davacı vekili, taraflar arasında 19.07.2010 tarihli danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereği TCDD Malzeme Dairesi Başkanlığınca açılan ihalede başarı sağlanması konusunda davalı şirkete danışmanlık yaptığını, ihalenin davalıya verilmesi halinde ihale tutarının %2'si oranında danışmanlık ücretine hak kazanacağının kararlaştırılmasına rağmen davalı tarafça ödeme yapılmadığını, başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek; itirazın iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, sözleşmenin imzalandığı tarihte sözleşmede davalı şirket adına imzası bulunan ...'un şirketin temsilcisi olmadığını, davacının ne ihale evrakının hazırlanması ne de sonrasında bu konu ile ilgili çalışması olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davalı şirketin sözleşme tarihi itibariyle temsil yetkisi olmayan daha sonra temsilci tayin edilen ... tarafından akdedilen sözleşmeye sonrasında onay verdiğine dair delil ve belgenin dosyaya kazandırılmadığı, yapıldığı iddia edilen hizmete ilişkin davacı tarafın emeğini ortaya koyan delillerin de dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından; Apostil şerhindeki tarih dikkate alındığında sözleşme tarihinde ...'un davalı şirketin vekili olduğu ve sözleşmenin davalı şirket yönünden bağlayıcı olduğu, sözleşmenin teklif verme aşamasının davalı şirket tarafından yerine getirildikten sonra düzenlendiği, sözleşmede ihalenin davalı şirket üzerinde kalması halinde danışmanlık ücretinin ödeneceği şeklinde sonuç odaklı hüküm kabul edildiği, sözleşmenin konusu olan ihalenin davalı şirket üzerinde kaldığı, davalının danışmanlık ücretini hak ettiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz istemleri yerinde görülmemiştir. 2- Dava, taraflar arasında düzenlenen danışmanlık sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için yaptığı takibe itiraz edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinde açtığı itirazın iptali davasında, davanın reddine karar verilmiştir. Davacının istinafı üzerine istinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın kabulüne karar vermiştir. Davalı taraf kabul kararını temyiz etmiştir. Taraflar arasında 19.07.2010 tarihli danışmanlık sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleme içeriğine bakıldığında karşılıklı edimleri içeren bir sözleşme olduğu anlaşılmaktadır. TBK’nın 97. maddesi gereğince taraflardan birisinin karşı tarafın ediminin ifasını istemesi için öncelikle kendi edimini ifa etmiş olması gerekir. Danışmanlık sözleşmesinin içeriğine bakıldığında da davacının edimlerinin; ihale dosyasını hazırlamak, takip etmek, gerekli görüşmeleri yapmak ve ihaleyi neticelendirmekten ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Davacının sözleşmeye göre kararlaştırılan bedeli talep edebilmesi için öncelikle bu edimleri ifa etmiş olması gerekir. Davacı yargılamanın hiçbir aşamasında ihalenin neticelendirilmesiyle ilgili somut bir işlem yaptığını iddia ve ispat etmemiştir. İlgili kuruma yazılan yazıya verilen cevapta da davacının adının geçmediği ve herhangi bir işlem yapmadığı bildirilmiştir. Bu durumda davacı kendi edimini ifa ettiğini ispat etmeden karşı taraftan bedelin ödenmesini isteyemez. Sırf ihalenin yapılmış olması davacının bedeli hakketmesi sonucunu doğurmaz. Bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 3- Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının ksımen kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında verdiği karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı tarafa iadesine, 23.12.2024 tarihinde kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Dava, danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bu karar kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, davacının sözleşme ile kararlaştırılan bedeli hak edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde dikkate almamız gereken belge taraflar arasında düzenlenen sözleşmedir. Bu sözleşme ile “…ihalenin firmamızda kalması halinde, kesin kararı takiben…danışmanlık hizmet bedeli olarak, Toplam tutar üzerinden %2 (yüzde iki) ödenecektir.” Hükmü getirilmiştir. Davalının inkar etmediği bu sözleşme ile ücret ödemesi sonuç odaklı olarak kararlaştırılmıştır. Asıl olan davacının çabası olmayıp alınan sonuçtur. Bu sözleşmeye göre Davacı her türlü çabayı gösterse ve sonuç alınamasaydı ücret istemesi mümkün olmayacaktı. Diğer yandan danışmanlık sözleşmelerinin niteliği gereği danışmanların yaptığı işlerin, görüşmelerin çoğu zaman belgeye bağlanması mümkün bulunmadığı gibi böyle bir beklenti de işin doğasına aykırıdır. Davalının imzasını taşıyan sözleşme 19.7.2010 tarihli olup 17.5.2010 tarihinde ihalesi yapılan işin davalı üzerinde kalması halinde ücret ödeneceği kararlaştırılmıştır. Nitekim ihale de davalı üzerinde kalmıştır. Hal böyle olunca davanın kabulü yönünde verilen kararın vekalet ücreti açısından düzeltilerek onanması gerekirken bozma yönünde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1289, K. 2024/5059, T. 23.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-1289-e-2024-5059-k-91cde8e15706