Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1224 E. 2024/1236 K. – Çekişmeli Alacak

Konu: Çekişmeli Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1224
Karar No
2024/1236
Karar Tarihi
Konu
Çekişmeli Alacak

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/208 E., 2023/1792 K. DAVA TARİHİ : 25.06.2020 HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/225 E., 2021/587 K. Taraflar arasındaki çekişmeli alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi borcunun ödenmediğini, hesabın kat edildiğini, davalı şirket hakkında mahkemece konkordatonun tasdikine karar verildiğini, tasdik edilen konkordato projesinde müvekkili bankanın alacağının eksik belirlendiğini, çekişmeli alacağın tespiti ve tahsili amacıyla dava açılması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin davalıdan 46.620.847,32 TL ile 8.105.492,14 USD alacağının tespiti ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı olan arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava şartı olan arabuluculuğa başvurmadan davayı ikame ettiği anlaşıldığından HMK'nın 114/2 delaletiyle TTK'nın 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nın 115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kredi borcunu ödemediğini, tarafların sulh olmadığının konkordatoya ilişkin davada ara karar ile tespit edildiğini, arabuluculuk müessesesine başvuru şartının aranmasının hukuka aykırı olduğunu, usul ekonomisine aykırı bulunduğunu, mahkeme ara kararı neticesinde uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinin ortaya konulduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki tarafın tacir olması ve işin tarafların ticaret işletmeleri ile ilgili olması nedeniyle dava, TTK'nın 4. maddesi kapsamında ticari dava niteliğinde olduğu, İİK'nun 308/b-1.maddesindeki çekişmeli hale gelen alacak için açılan dava, genel dava niteliğinde olan tarafların üzerlerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir dava türü olduğu, davacının dava dilekçesi ekinde arabuluculuk faaliyet sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini ibraz etmediği, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf başvuru dilekçesi içeriğini tekrarla, çekişmeli alacakların zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını beyan ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK'nın 308/b-1.maddesi, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi. 3. Değerlendirme 1- Eldeki uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanunu'nun 308/b. maddesinde düzenlenen ve anılan maddede “alacakları itiraza uğramış”kavramı ile ifade edilen konkordato talep eden borçlunun alacağa itiraz etmesi sonucu “çekişmeli alacak” haline gelen alacaklarla ilgili alacaklının yasada belirtildiği üzere tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde açması gereken alacak davasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A. maddesi kapsamında dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığı ve dava şartı olan zorunlu arabuluculuğun dava açıldıktan sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2. maddesi kapsamında mahkemece davacıya arabulucuya başvurmak için süre verilmesi suretiyle giderilip giderilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2- İcra ve İflas Kanunu'nun 301. maddesine göre, konkordato projesinin hazırlanıp alacakların bildirilmesi ve tahkikinden sonra, komiser tarafından yapılacak ilanda yer alan alacaklının bir başka deyişle, konkordato projesine alacağı kaydedilen alacaklının alacağına borçlunun itiraz etmesi halinde bu alacak “çekişmeli alacak” vasfını kazanır. 3- İcra ve İflas Kanunu'nun 302/IV. bendi gereği mahkeme, çekişmeli alacağın hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına yaklaşık ispat ölçüsünde ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak karar verecektir. Bu şekilde inceleme yapan mahkemenin vereceği karar, maddi hukuk bakımından sonuç doğurmaz. 4- Çekişmeli alacağın oylamaya katılmasına ve katılacağı orana karar veren mahkeme, İİK’nın 308/b-II. bendi gereği tasdik kararında konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebileceği gibi çekişmeli alacağın oylamaya hiç katılmamasına da karar verebilir. Ancak ne yönde karar verilirse verilsin bu karar bağlayıcı olmayıp tasdik kararının ilanından itibaren İİK’nın 308/b-I. bendi gereği alacağı itiraza uğrayan alacaklı tasdik kararından itibaren bir ay içinde dava açabilir. 5- İKK'nın 308/6 maddesi ile çekişmeli alacaklılar hakkında dava ile özel bir düzenleme getirilmiştir. Alacaklar itiraza uğrayan alacaklı tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde bu davayı açabilir. Süresi içerisinde dava açılmaması durumunda alacaklıların tasdik kararı veren mahkemenin çekişmeli alacağa karşılık olarak ayrılan ve bankaya yatırılan payı talep etmeleri de mümkün değildir. Bu amaçla ayrılan pay tekrar borçluya iade edilecektir. Buna karşın alacakları itiraza uğrayan alacaklıların genel hükümlere göre her zaman dava açmaları mümkündür. Bu durumda alacakları itiraza uğrayan alacaklıların bir ay içinde dava açmaları halinde çekişmeli alacak olarak İİK'nın 308/b maddesinden yararlanacağını, bir aylık süre içinde dava açmaması halinde ise, davanın genel hükümlere tabi olacağını ve çekişmeli alacak olarak bu hükümden yararlanamayacağını söyleyebiliriz. 6- Külli bir tasfiye prosedürü olan konkordato, hem bu özelliği hem de tasdik halinde İİK’nın 308/c maddesi gereğinde konkordatoya katılsın katılmasın, kural olarak konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan tüm alacaklar için mecburi olduğundan 3. kişilerin de haklarını etkileyecek nitelikte kamusal bir karaktere sahiptir. Bu nedenle, hakimin tasdik koşulları bakımından re'sen inceleme ve araştırma yapması gerektiği gibi sürecin başarıya ulaşması bakımından yasada kısa ve kesin süreler öngörülmüştür. 7- Arabuluculuk, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin yardımı ile bir araya gelen tarafların kendi iradelerine tabi başka bir deyişle üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hukuki uyuşmazlıkları birlikte müzakere ederek çözümü kendi menfaatlerine göre sağladıkları alternatif bir uyuşmazlık çözümü yöntemidir. Arabuluculukta yapılan anlaşma taraflar arasında sonuç doğurur. Nitekim; Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-1. maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir. Anlaşma belgesi düzenlenmesi halinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırsa bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler ve bu şerhi içeren anlaşma ilam niteliğinde belge sayılarak ilamların icrasına ilişkin genel hükümlere göre yerine getirilir. 8- Çekişmeli alacaklar hakkındaki açılacak dava, görevli ve yetkili mahkeme ile yargılama usulleri ve ispat hukuku kuralları bakımından genel hükümlere tabidir. Örneğin çekişmeli alacak kira sözleşmesinden kaynaklanmakta ise uyuşmazlık Sulh Hukuk Mahkemesi’nde, işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlık ise İş Mahkemesinde, ticari olmayan bir alacağa dayalı uyuşmazlık ise Asliye Hukuk Mahkemesinde, ticari nitelikte bir alacak ise Asliye Ticaret Mahkemesinde görülecektir. Kanun koyucu burada her uyuşmazlığın uzman mahkemelerde görülmesine ilişkin genel ilkeye bağlı kalmıştır. Genel hükümlere tabi olma sadece bu konularda söz konusudur. Buna karşılık, aşağıda anlatılacağı üzere alacağın tahsili genel hükümlere tabi değildir. 9- Yukarıda değinildiği üzere tasdik edilen konkordato genel olarak bütün alacaklılar için mecburi ve bağlayıcı olduğundan çekişmeli alacağın mukadderatı da konkordato hükümlerine tabidir. Bir başka deyişle çekişmeli alacak hakkında karar veren mahkeme, konkordato projesini göz önünde bulundurarak alacağın tasdik edilen vade, tenzilat ve diğer ödeme koşullarına göre tahsil edilmesi yönünde hüküm kuracaktır. Aksi halde hem ödemeler dengesi bozulur hem de alacaklılar arasında eşitsizlik yaratılmış olur. Bu nedenle, çekişmeli alacak davası ile konkordato prosedürü arasında sıkı bir ilişki olması ve korunan menfaat nedeniyle doktrinde de çekişmeli alacağa ilişkin uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı savunulmaktadır. (ERMENEK, İbrahim/AZAKLI ARSLAN, Betül “İcra ve İflas Hukuku Açısından Ticari Davalarda Arabulucuya Başvuru Zorunluluğu”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı:148,2020, s:152.) 10- Konkordato davasında hem davanın kabulü hem de davanın reddi alacaklıları etkiler. Davanın kabulü halinde projede öngörülen ödemeler yönünden etki doğurur. Reddi halinde ise dava açan çekişmeli alacaklılara ödenmek üzere bir miktar paranın bankaya bloke edilmesine karar verildiği hallerde bu paranın masaya iade edilmesi gerekir. Tarafların çekişmeli alacağın miktarı ve ödenmesi konusunda arabulucuda serbestçe anlaşmaları alacaklılar arasında eşitliği bozduğu gibi konkordato tasdik projesinden farklı ödeme koşullarının kabul edilmesi de yasal düzenleme ile kabul edilen konkordatonun tüm alacaklılar için mecburi olduğu ilkesine aykırıdır. Çekişmeli alacakların bu yönü itibariyle zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığının kabulü gerekir. Bu görüş öğretide de kabul görmektedir. (YAZICI, Çiğdem “Adi Konkordatoda Çekişmeli Alacaklar Hakkında Dava”, Bankacılar Dergisi, Sayı: 116, 2021, s:13). Aksini düşünmek gerçekle de bağdaşmayacaktır. Zira bu davanın tasdik kararının ilan tarihinden itibaren bir ay içerisinde açılması gerekir. Arabuluculuğa başvurunun zorunlu olması halinde, arabuluculuk prosedürü içerisinde geçecek süre dikkate alındığında, bu davacının bir aylık süre içerisinde açıklaması da mümkün olmayacaktır. Yukarıda da belirtildiği üzere bir aylık süre içerisinde dava açılmaması halinde genel hükümlere tabii olacağından o davalar için arabuluculuğa ilişkin genel hükümler bu davalar için de geçerli olacaktır. 11- Çekişmeli alacak hakkında hiç kaynak ayrılmamış veya konkordato mahkemesince yaklaşık ispat ölçüsünde yapılan incelemede daha az bir alacak belirlenerek kaynak ayrılmışsa çekişmeli alacaklılar ile borçlunun arabuluculuk sürecinde daha yüksek bir miktarda alacak belirlemeleri veya farklı koşullarda anlaşmaları konkordato hükümlerinin bütün alacaklılar için bağlayıcı ve zorunlu olması kuralını ihlal edeceğinden ve alacaklılar arasında eşitsizliğe neden olacağı açıktır. Aksi takdirde, diğer alacaklılar bakımından İİK'nın 308/f hükmü gereği konkordatonun feshi hakkı doğacaktır. Dolayısıyla, böyle bir anlaşmanın sadece tarafları bağlaması ve taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurması gerekirken tüm alacaklıları etkileyecek şekilde hüküm ve sonuç doğurması kabul edilemez. 12- Çekişmeli alacaklının arabulucuya başvuru için süre verilmeden davanın usulden reddi kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğu hususuna gelince; 6235 sayılı HUAK’ın 18/A-2. bendine göre, “Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm uyarınca “herhangi bir işlem yapılmadan” tabirinden kasıt, arabulucuya başvuru için taraflara süre verilmeyeceği, başka hiçbir usuli işlem yapılmadan davanın usulden reddine karar verileceği anlamındadır. Bu nedenle, yasanın çok açık hükmü karşısında zorunlu arabuluculukta arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı davadan önce gerçekleştirilmek zorunda olup HMK’nın 115/2. maddesi kapsamında tamamlanabilir bir dava şartı olarak da görülmemiştir. 13- Somut olaya gelince, yukarıda açıklanan nedenlerle, konkordato hukukunun kamusal karakteri, tüm alacaklıları ilgilendirmesi, tarafların iradeleri ile kendi aralarında yapacakları anlaşmanın konkordato alacaklıları arasında eşitsizlik yaratacak nitelikte olması, konkordatoda ödemeler dengesini bozmasının mümkün olması, bu davanın yasal şekli koşullara tabi olması hususları dikkate alındığında, İKK'nın 308/b maddesi gereğince yasal bir aylık süre içerisinde verilen çekişmeli alacaklara ilişkin bu davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığının kabulü gerektiği dikkate alınarak, mahkemece öncelikle konkordato kararının akıbeti araştırılmak suretiyle, konkordato kararı tasdik edilmiş ve tasdik kararından itibaren bir aylık yasal süre içerisinde bu davanın açılmış olması halinde zorunlu arabuluculuğa başvurmasının zorunlu olmadığının kabulü ile yargılamaya devam edilmesi, süresinde dava açıldığının anlaşılması halinde ise, şimdiki gibi dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan bu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1224, K. 2024/1236, T. 02.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-1224-e-2024-1236-k-adfd47ee08a4