Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1064 E. 2025/1645 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1064
Karar No
2025/1645
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1224 E., 2023/2775 K. BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL ANADOLU 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2014/410 ESAS İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/27 E., 2023/40 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı-birleşen davacı ... San...A.Ş. vekilleri tarafından duruşmalı, davacı-birleşen davalı ... vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... San. A.Ş. vekili Avukat ..., asıl davada davalılar ... ve ... vekili Avukat ... ile asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL V E BİRLEŞEN DAVA Asıl davada davacı vekili, 17.05.2013 tarihinde İstanbul Anadolu Adalet Sarayı D blok Jeneratör Odasında ve ... Isıtma-Soğutma sisteminde meydana gelen yangın neticesinde oluşan kamu zararının 8.957.586,20 TL olduğunu, yangın sonrası ilgili kurumlar tarafından hazırlanan raporlarda, yangının ağırlık merkezinin jeneratör kumanda panolarının bulunduğu yer olduğunun ve bu panolardaki aşırı ısınma veya gevşek bağlantı nedeniyle oluşan aşırı ısı ve arkın kablo izolelerini tutuşturması nedeniyle çıktığının tespit edildiğini ve yine binadaki bir takım hatalı imalâtlar nedeniyle yangının büyüdüğünün tespit edildiğini, Adalet Sarayının eser sözleşmesi ile davalı ...ye yaptırıldığını, davalı ...'ın bu şirketin yetkilisi olduğunu, Jeneratör dairesinde bulunan jeneratör işlemlerinin ise diğer davalı ... San. A.Ş. tarafından yapıldığını, davalılar ... ve ... ...'yın bu şirketin görevlileri olduklarını, davalı ...'ın ise jenaratörün yerine yerleştirilmesi işini üstlenen dava dışı şirketin yetkilisi olduğunu, tüm davalıların gerek sözleşmeden gerekse haksız fiilden kaynaklı olarak müvekkilline karşı sorumlu olduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 8.957.586,20 TL kamu zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davacı ... San. A.Ş. vekili dava dilekçesinde; asıl davada müvekkili şirket aleyhine ihtiyati haciz kararı verildiğini, kararın infazı İİK'nın 261. maddesinde belirtilen 10 günlük süre geçtikten sonra istenildiği halde, icra müdürlüğünce yasaya aykırı olarak müvekkilinin malvarlığına ihtiyati haciz uygulandığını ileri sürerek ihtiyati haczin kendiliğinden kalktığının tespitine, icra müdürlüğü işlemlerinin iptaline ve ihtiyati haczin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Asıl davada davalı ... San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin jeneratör grup ve senkron sisteminin temin ve tesisi işini üstlendiğini, bunun haricinde jeneratör odasındaki tüm inşaat işleri ile jeneratör gruplarının yakıt ikmalini, güç ve kumanda kablolarının teminini ve montajını diğer davalı ... Elekt...Ltd. Şti.'nin yaptığını, yangının çıkmasında müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, yangının jeneratör panosunda çıktığına dair sunulan raporların somut veriye dayanmadığını, yangının müvekkilinin sorumluluğunda olmayan pek çok sebepten çıkmış ve yayılmış olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Asıl davada davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... San. A.Ş.'nin görevlisi olan müvekkillerine TTK'nın 371/5 ve 632. maddeleri hükümleri uyarınca husumet yöneltilemeyeceğini, yangının meydana gelmesinde bir kusurları bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... ... Mak. Sat. ve Servis Ltd. Şti. Firmasının müdürü olduğunu, firmanın diğer davalı ... San. A.Ş'nin talimatı ile jenatörleri ve yakıt tanklarını fabrikadan alıp müşteri adresine sevk ettiğini, jeneratör odasına yerleştirerek, yakıt tesisatını çektiğini ve egzoz bağlantılarını yaptığını, bu işlemler yapılırken adliye inşaatının devam ettiğini, bunun dışında panoların bağlanması, sistemin kontrolü ve start işlemlerini müvekkilinin müdürü olduğu şirketin yapmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, yangının meydana gelmesinde ve büyümesinde, müvekkilinin ve müdürü olduğu firmanın bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Asıl davada davalılar ... Elek. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili cevap dilekçesinde; kesin kabule kadar binanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kontrolünde olduğunu, bu nedenle davacı ... Bakanlığının husumet ehliyeti bulunmadığını, yüklenici şirket yetkilisi olan davalı ...'a da husumet yöneltilemeyeceğini, yangının büyümesinde adliye personelinin ağır kusuru bulunduğunu, yangın söndürme sistemini devreye almadıklarını, talep edilen zarar miktarının fazla olduğunu, jeneratörlerin çalışır vaziyette teslim edildiğini ve adliye personeline eğitim verildiğini, müvekkillerinin herhangi bir kusur ve ihmali bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yangının başlamasına dışardan bir müdahalenin etki etmediği, jenaratör sisteminin çalışması ile ilgili farklı ihtimallerden kaynaklanan bir sorun nedeniyle yangının başladığının sabit olduğu, kesin kabulü yapılmamış iş nedeniyle, davalı yüklenici Müflis ... Elek...Ltd. Şti. ve imalâtçı tedarikçi davalı ... San. A.Ş.'nin sistemin çalışmasından kaynaklanan herhangi bir aksaklık nedeniyle meydana gelen yangından doğrudan sorumlu oldukları, davalı şirketlerin yetkilisi ve görevlisi olan gerçek kişi diğer davalıların şahsi kusurlarının bulunmadığı, bu kişilere husumet yöneltilemeyeceği, yangın söndürme sistemini devreye alması gereken eğitimli personel bulundurmamakla yangının yayılması ve büyümesinde davacı idarenin de müterafik kusurlu olduğu, zararın artmasına sebebiyet verdiği, bu nedenle tazminattan takdiren %25 indirim yapıldığı, tespit edilen zarar miktarının toplam 7.982.117,03 TL olduğu, bu çerçevede davalı şirketlerin zararın 5.986.587,77 TL'sinden sorumlu oldukları, birleşen davaya konu ihtiyati haczin kendiliğinden kalktığı gerekçesiyle, asıl davada davalılar ..., ..., ... ve ...'ye karşı açılan davanın usulden reddine, davalılar ... Jeneratör San. A.Ş. ve Müflis ... Elek...Ltd. Şti'ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 5.986.587,77 TL'nin davalı şirketlerden müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl davada davacı ... ve davalı ... San. A.Ş. vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı–birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;

a. Bilirkişi raporlarına itirazlarının karşılanmadığını,

b. Davalı gerçek kişilerin de zarardan sorumlu olduklarını,

c.Yangının büyümesinde ve yayılmasında müvekkili idarenin bir kusuru bulunmadığını,

d. Ticari faize hükmedilmesi gerektiğini,

e. Hüküm fıkrasındaki müteselsilen ifadesinin müştereken ve müteselsilen olarak düzeltilmesi gerektiğini, f- Birleşen davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına değil, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

2. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... San. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; a. Dosyada kapsamında yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olmadığını, yangının sistemin çalışmasındaki hangi aksaklıktan kaynaklandığının tespit edilemediğini, davalı şirketlerin bu aksaklık nedeniyle hangi oranda sorumlu olduklarının belirlenmediğini, söndürme sisteminin devreye alınmamasının yangının büyümesine etkisinin belli olmadığını, müvekkilinin jenaratör imalatlarının temini ve anahtar teslimi montajından sorumlu olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, personele gerekli eğitimleri verdiğini, jeneratörün olay tarihine kadar sorunsuz bir şekilde çalıştığını, ceza davasında gerçek kişi davalılar hakkında beraat kararı verildiğini, müvekkili ile yapılan sözleşmenin eser sözleşmesi değil satış sözleşmesi olduğunu, sözleşmede emek unsurunun değil nesne teslim unsurunun ağır bastığını, jeneratör odasındaki tüm inşaat işleri ile yakıt ikmali, güç ve kumanda kablolarının temin ve montajının işveren ... Elek...Ltd. Şti.'nin sorumluluğunda olduğunu, yangının jeneratörün nakliyesi, montajı, yapım ve ikmal işlerinden kaynaklandığına ilişkin somut bir tespit bulunmadığını, somut olayda tarafların kusur oranları belirlenmeksizin tüm sorumluluğun müvekkiline yüklendiğini, sistemdeki mevcut gerilim ve çekilen akım sebebiyle, kumanda kablolarının ısınması ve yangına sebebiyet vermesinin mümkün olmadığını, yangının çıkış nedeninin kesin olarak saptanmadığını, yangın söndürme sisteminin çalışmaması nedeniyle yangının büyüdüğünü, dosyada alınan 15.05.2015 tarihli raporda kısa devre ve gevşek bağlantının yangına sebebiyet vermediğinin tespit edildiğini, tüm bilirkişi raporlarının varsayımlar üzerine hazırlandığını, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği de müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, yangın tarihinde binada yangın uyarı ve yangın söndürme sistemlerinin devreye alınmadığını, eğitimler verilmiş olmasına rağmen yangın gününde olay yerinde eğitimli bir personel bulundurulmadığını, davacının ağır kusuru nedeniyle, nedensellik bağının kesildiğini, dolayısıyla zararın tümüne katlanması gerektiğini, müteselsil sorumluluğa hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, ceza davasında alınan bilirkişi raporunun dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirkete tebliğ edilmeyen delil tespit raporunun işbu davada delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, davacıya yüklenen %25 kusurun düşük olduğunu, zararın ne kadarının yangın, ne kadarının yangın söndürme sisteminin devre alınmamasından kaynaklandığının belirlenmediğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... San. A.Ş. vekilinin tüm, asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerine görülmemiştir.

2. Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. ve 3. maddesine göre; taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır. Taraflar arasındaki işin ticari iş mahiyetinde olduğu ve davacı tarafça dava dilekçesinde ticari faiz talep edildiği dikkate alınarak, mahkemece hükmedilen alacağa ticari (avans) faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... San. A.Ş. vekilinin tüm, asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının, asıl dava yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. Asıl davada davacı ... vekilinin, hükmedilen faize ilişkin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 1-b numaralı bendinde yer alan “yasal faizi” ibaresinin çıkartılarak yerine “ticari (avans) faizi” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Vekili duruşmada hazır bulunan asıl davada davacı ... yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl davada davalılar ... Jeneratör San. A.Ş.’den tahsili ile davacı Bakanlığa ödenmesine,

Yine vekili duruşmada hazır bulunan davalı ... San. A.Ş. yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacı Bakanlıktan tahsili ile adı geçen davalı şirkete ödenmesine,

Aşağıda belirtilen temyiz onama harcının ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

3095 sayılı Kanunu'nun 1. maddede yasal faiz düzenlenmiş olup, maddede; TBK ve TTK'ya göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse yıllık % 24 oranında faiz ödenir hükmü bulunmaktadır. Buradaki faiz TTK’ya tabi işler yönünden ticari faizdir. Ticari faiz ve ticari temerrüt faizi farklı olduğundan temerrüt tarihinden önce bile faiz uygulanan hallerde ticari iş olsa da yasal faiz uygulanır. Örneğin ticari karz akdinde oran belirlenmemişse temerrüt tarihine kadar yasal faiz uygulanır. Talep edilse dahi temerrüt faizi için istenebilecek avans faizi uygulanmaz. Temerrüt faizi ise bir ayırım yapılmaksızın önce 3095 sayılı Kanun'un 2/1. maddesinde düzenlenmiş ve oranın, 1. maddede düzenlenen yasal faiz oranında olduğu belirtilmiştir. Bu kural, adi işler yanında ticari işlerdeki temerrüt faizini de kapsayan bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye 2. fıkra ile bir istisna getirilmiş ve ticari işlerde temerrüt faizinin maddedeki tarih ve oranlara göre belirlenecek avans faizi oranında istenebileceği düzenlenmiştir. Böylece yasa ticari temerrüt faizinde uygulanacak oran yönünden ikili ayırım yapmıştır. Birincisi açıkça ek imkan olarak getirilen avans faizi istenmişse uygulanabilecek avans faizi oranı, ikincisi ise avans faizi talebi yoksa uygulanacak yasal faiz oranıdır. Ticari işlerde temerrüt faizinin avans faizi oranında uygulanması için bu konuda açık talep olması gerekir. Maddedeki istenebilir kelimesinin başkaca yorumlanması mümkün değildir. Avans faizi olarak veya bu anlama gelecek şekilde oran belirtilerek açık talep yoksa; taleple bağlılık ilkesinin düzenlendiği 6100 sayılı HMK'nın 26/1. maddeye göre talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden 3095 sayılı Kanun'un 2/1. madde belirtildiği şekilde ancak yasal faiz uygulanabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1997/11-278 Esas, 1997/529 Karar sayılı 11.06.1997 tarihli kararında bu husus, yasada temerrüt faizi yönünden ticari iş, ticari olmayan iş ayrımı yapılmadığı, ancak ticari işler yönünden ek imkan tanındığı, ek imkana konu oran yönünden alacaklının bu konuda açıkça talepte bulunması gerektiği, "Kanuni faiz" "Kanuni temerrüt faizi", "ticari temerrüt faizi" veya "Kanunda öngörülen faiz" gibi soyut ibareler kullanarak talepte bulunulmuşsa, bu isteklerin yasada ticari işler için öngörülen farklı ticari temerrüt faizini kapsamadığı, öğretiye ve HGK'nın 1991/1130 Esas, 1991/567 Karar sayılı 13.11.1991 tarihli kararına da atıf yapılarak belirtilmiştir. Ticari faiz isteminin yasal faiz anlamında olduğuna dair Yargıtay hukuk dairelerinin de kararları bulunmaktadır. (Örnekler: Yargıtay 19. HD.17.06.2010 T. 2010/3618 E. 2010/7683 K. Yargıtay 12. HD. 18.09.2019 T. 2018/10087 E. 2019/12940 K. Yargıtay 15. HD. 18.06.2014 T. 2014/2188 E. 2014/4210 K. Yargıtay 12. HD. 12.11.2019 T. 2018/12547 E. 2019/16412 K. Yargıtay 13. HD. 03.02.2003 T. 2002/12143 E. 2003/1022 K.) Alacaklı tarafından avans faizi yerine yasal faiz oranında olan ticari faiz istenerek yapılmış olan seçim, usul işlemi olmayıp maddi hukuka ilişkin olduğundan ıslah yoluyla da olsa bu seçimi aşan talepte bulunulamaz. Tercih hakkı kullanıldıktan sonra karşı tarafın aleyhine olacak bir oran üzerinden talepte bulunularak seçilen orandan dönülebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ilk tercih hakkını aşacak istemin ıslah yoluyla ya da ayrı dava açılarak talep edilmesi seçim hakkının niteliğine de uygun düşmez. Somut olayda, avans faizi isteme hakkı olan davacı, dava dilekçesinde açıkça avans faizi istenmeyip ticari faiz istemiş olduğundan mahkemece yasal faize hükmedilmesi isabetli olup bu yönden de hükümde bir yanlışlık bulunmamaktadır.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1064, K. 2025/1645, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-1064-e-2025-1645-k-c4ace452b310