Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/4033 E. 2024/2076 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4033
- Karar No
- 2024/2076
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1362 E., 2023/1440 K. HÜKÜM : Davalı Vekilinin İstinaf Başvurusun Yargılama Giderleri Yönünden Kabulüne Davanın Konusuz Kalması Nedeniyle Esas Hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına , Davacı Vekilinin İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1187 E., 2023/196 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yargılama giderleri yönünden kabulüne ilk derece mahkemesi kaldırılarak, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatife kesin maliyet bedelini ödemesi neticesinde kendisine bir dairenin isabet ettiğini, davalı kooperatif tarafından ise yeniden kesin maliyet talebinde bulunulduğunu, davalı kooperatifin etaplar halinde konutları yapıp kesin maliyet bedeli çıkarıp üyelerine tebliğ ettiğini ve kesin maliyet bedelini ödeyen üyelere ise tapu devrinin yapılmış olduğunu, bu sebeple yasa kapsamında müvekkilin davalı kooperatife 1163 sayılı Yasa geçici 11.madde kapsamında kesin maliyet ve aidat alacağından kaynaklı borcunun bulunmadığını ileri sürerek, davanın kabulü ile müvekkilinin kooperatife 1163 sayılı Yasa geçici 11.madde kapsamında kesin maliyet ve aidat alacağından kaynaklı borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kanun maddesinin yalnızca Kayseri ilinde bulunan kooperatifleri kapsayacak şekilde çıkarıldığını, yani aynı durum ve şartlarda bulunan başka şehirdeki kooperatif üyesi maliyetlerden sorumlu iken yalnızca kayseri ilinde bulunan kooperatif üyesinin yönetim gideri dışındaki başkaca maliyetten sorumlu tutulamayacağını, öncelikle inşaatların etaplar halinde yapılarak teslim edilmesi şartı bulunmadığını, Kayseri iline özel çıkarılan geçici kanunun mağduriyetlerin giderilmesi adına çıkarıldığı belirtilse de asıl mağdurun kooperatif üyelerinin halen taşınmaz tapularını alamamış olan ortakları olduğunu, müflis kooperatifte maddi imkanların kısıtlığı sebebiyle yaklaşık kırk üyenin parasını ödediği halde tapusunu alamadığını, otuz kadar üyenin de taşınmazı inşa edilemeden iflas söz konusu olduğunu, yarım kalan inşaatların yapılamadığını, kooperatifin iflasına sebep olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Geçici 11. madde çerçevesinde hukuksal korunma talep eden davacının, yasal süresi içerisinde bu davayı maddenin birinci fıkrasında ifade edilen emredici hükme dayalı olarak hükümsüzlüğün ve borçsuzluğun tespiti (menfi tespit) için açtığı ve fakat dava devam ederken davaya dayanak teşkil eden yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği, davanın bu suretle konusuz kaldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının dava açmakta haklı olduğu gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkilin davalı kooperatife borçlu olmadığına dair genel hükümler kapsamında talep hakkı bulunmakta olup bu kapsamda inceleme yapılması gerektiğini, davalı kooperatife karşı bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve tapusunu aldığını, tapusunu aldığı tarihten itibaren de genel kurullara davet edilmediğini, müvekkilinin kur'a neticesinde kendisine isabet eden konuta ilişkin çıkarılan kesin maliyet bedelini ödeyerek tapusunu aldığını ve istifasının kabulü ile ortalıktan çıkarıldığına dair 22.09.2010 tarihli yönetim kurulu kararı bulunduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kanuni bir dayanağı bulunmayan davanın esastan reddedilmesi gerektiğini esastan red gereğince yargılama giderlerinden davacının sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının menfi tespit davasının dayanağı olan kanun hükmünün işbu davanın açılmasından sonra ve yargılama devam ederken Anayasa Mahkemesince iptali nedeni ile konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararda bir usulsüzlük bulunmadığı, ancak davanın dayanağı olarak gösterilen 1163 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptali nedeniyle işbu davada tarafların haklılık durumu tespit edilemediğinden HMK 331/1 maddesi de nazara alınarak davalı aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yargılama giderleri yönünden kabulüne ilk derece mahkemesi kaldırılarak düzeltilerek yeniden karar verilmesine, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 3-Değerlendirme 1- Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2-Davacı, davalı kooperatife borcu olmadığına ilişkin dava açmış, mahkemece davalı kooperatif aleyhine açılan davanın dayanağı olan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici 11. maddedeki yasal düzenlemenin, yargılama devam ederken Anayasa Mahkemesinin 16.02.2023 tarih, 2022.126 Esas, 2023.29 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği ve iptal kararının 09.03.2023 gün ve 32127 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdiği davanın bu suretle konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacının talebi, davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, dava tarihi itibariyle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı vardır. Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararı, dosyanın esasının mahkemece incelenmesine engel değildir. Zira 6100 sayılı HMK'nın 33. maddesine göre hakim Türk hukukunu re'sen uygular. Bu nedenle mahkemece tarafların gösterdiği hukuki sebep ile bağlı olmaksızın somut uyuşmazlığa uygun olan hukuki müessese ve ilgili kanun hükümleri belirlenerek uyuşmazlığın doğru hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. Bu açık düzenleme karşısında tarafların, iddia ve savunmalarının dayanağı olarak farklı bir yasa kuralına dayanmış olmaları veya uyuşmazlığın hukuki sebebini oluşturan yasa kuralına dayanmamış olmaları tarafların lehine veya aleyhine sonuç doğurmaz ve bu konuda usuli kazanılmış hak doğduğundan da söz edilemez. Mahkemece işin esasına girilerek gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 3-Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.(3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcın istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.