Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/3458 E. 2023/4195 K. – Asıl Ve Birleşen

Konu: Asıl Ve Birleşen Davada Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3458
Karar No
2023/4195
Karar Tarihi
Konu
Asıl Ve Birleşen Davada Alacak

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/379 E., 2023/500 K. DAVA TARİHİ : 30.04.2013 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde birleşen davada davacılar vekili Avukat Gökhan Gedik geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl Dava Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yüklenici şirketin sözleşmeye uymadığı, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince verilmesi gereken zemin kattaki dükkanın sözleşmeye aykırı olarak küçük yapıldığını, 1100 m² galerili olacak şekilde teslim edilmesi gerekirken 520,15 m²’lik kısmının dükkan geri kalanının ise yakacak deposu olarak yapıldığı ve dükkanı değer kaybına uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. 2.Birleşen Dava Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yüklenicinin, davacının arsa sahipleri ile akdetmiş olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği, davacılara teslim etmesi gereken bağımsız bölümleri zamanında tamamlayamaması, teslim edememesi ve sonrasında ise hatalı ve eksik imalatlar sebebiyle bağımsız bölümlerin teslim alınamaması sebebiyle davacıların uğramış oldukları kira kayıpları için şimdilik 1.000,00 TL'nin tahakkuk tarihinden itibaren (her kira dönemi için ayrı ayrı işleyecek faiziyle) birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; davaya konu dükkandan dolayı uğranan zararlara karşılık olmak üzere şimdilik toplamda 971.972,50,TL'nin tahakkuk tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın bahsettiği yakacak deposunun galeri kata ve diğer dükkâna ait olup onun mütemmim cüzi olduğunu, Akçaabat Tapu Müdürlüğünün 22.10.2012 tarih ve 432 yevmiye no.lu işlemi ile B blok bodrum ve zemin kattaki dükkânlar (1.100 m² olarak) kat irtifakı tesis edilerek davacı ve hissedarları adına tescil işleminin gerçekleştirildiğini belirterek inşaatın sözleşme hükümlerine uygun olduğunu ve süresinde bittiğini iddia ederek asıl ve birleşen davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.09.2013 tarihli ve 2013/135 Esas, 2013/318 Karar sayılı kararı ile toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın Söğütlü Beldesi Merkez Mahallesi Yalı mevkiinde kain 116 ada 8 parsel sayılı taşınmaz A blok zemin katta bulunan galerili dükkandan kaynaklandığı, dava konusu taşınmaza ilişkin 23.09.2011 tarihli ilk ruhsatta 548,67 m² yüzölçümlü dükkan dava tarihinden sonra yapılan proje tadilatı sonucu oluşan 09.09.2013 tarih ve 74 sayılı ruhsat değiştirilerek 1.100,23 m² yüzölçümlü olarak düzenlendiği bu itibarla davacının davasının konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 11.11.2014 tarihli ve 2014/7014 Esas, 2014/7150 Karar sayılı kararı ile mahkemece, herhangi bir tahkikat yapılması yoluna gidilmeksizin ve hüküm yerinde sebepleri de açıklanmaksızın soyut olarak tadilat ruhsatı alınmak suretiyle zemin kattaki dava konusu galerili dükkan bölümünün sözleşmedeki asgari koşulları sağladığından bahisle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle ön inceleme duruşmasında, karar verildiği, mahkemece 6100 sayılı HMK ile öngörülen yargılama kesitlerine kanunda belirtilen sebepler dışında uyulmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan doğru görülmediği, ayrıca sözleşmeyi takiben düzenlenen yapı ruhsatı ve eki onaylı proje ile daha sonra alınan tadilat ruhsatı ve eki onaylı projelerin getirtilerek ve mutlaka mahallinde inşaat mühendisi refakatiyle taraflarca sözleşmede kararlaştırılan şekilde galerili dükkan imalatının yapılıp yapılmadığı denetlenerek varsa davacının bu sebeple oluşan zararı hesaplanmak suretiyle bir sonuca varılması gerekirken değinilen hususlar dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 20.12.2017 tarihli ve 2016/96 Esas, 2017/612 Karar sayılı kararı ile dava konusu galerili dükkanın (farklı tarihlerde alınan bilirkişi raporlarında da) anayol kodunda bulunan kısmının sadece galerili dükkan şeklinde olmadığı, yani 1100,23 m²'lik kısmının fiziki olarak da incelendiğinde dükkan olarak gözükmesine rağmen tadilat projesi öncesi ve sonrasında tek başına galerili dükkan vasfında olmadığı, sözleşmede taraflarca anlaşılan şekilde yapılmadığı, süreç içerisinde yapılan plan/proje tadilatlarında giderilmeye çalışılan dükkan+teras olarak projelendirilen zemin katın teraslı kısmının projede belirtildiği gibi açılır kapanır camlar şeklinde olması gerekli olduğu halde, yapılan tespitlerde pencerelerin açılır kapanır şekilde yapıldığı ancak projede belirtilen şekilde imal edilmediği, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile davacılara teslim edilmesi gereken galerili dükkanın 1100,23 m²; ancak teslim edilen dükkanın 310,27m²'sinin teras+761,96m²'sinin ise dükkan vasfında olduğu, dükkanın bir bütün olarak satışı anında teras kısmının dükkan kadar ederi olmayacağı, 310,27m2’si için değer düşüklüğünün hesaplanması bilirkişilerden istenilmiş ve bilirkişilerce yapılan piyasa ve civar araştırması sonucunda dava konusu galeri dükkanın bulunduğu bölgedeki diğer dükkanların fiyatları konusunda araştırma yapıldığı, teras olarak yapılan kısmın yüzde 30-40 civarında bir değer kaybı olacağı tespit edildiği ve yapılan hesaplamada teras kısmından dolayı galerili dükkanın 542,972,50 TL değer kaybının olduğu, davacının bir diğer talebi olan galerili dükkanın sözleşmeye aykırı yapılmasından dolayı davacının yoksun kaldığı kira kaybı için ise; yapı ruhsatında subasman vizesinin 26.12.2011, bu tarih üzerine 24 ay + 6 ay opsiyon eklendiğinde 2014 yılının 6. ayına kadar inşaat süresi olduğu, bu tarihten keşif yapılan tarihe kadar geçen sürenin 26 ay olduğu, bilirkişilerce kira kaybına ilişkin hesaplanan 429.000,00 TL’nin piyasa fiyatlarına uygun olduğu anlaşılmakla açılan davanın kısmen kabulü ile 542.972,50 TL değer düşüklüğü alacağı, 429.000,00 TL galeri dükkan kira kaybı alacağı olmak üzere toplam 971.972,50 TL alacağın dava tarihi olan 30.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bağımsız bölümlere ilişkin kira alacağına ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. 4.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 5.Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 17.01.2019 tarihli ve 2018/3738 Esas, 2019/206 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin asıl davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek asıl dava yönünden davalı yüklenici vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; eksik teslim nedeniyle değer kaybı istendiğine göre, eksik teslimin bulunup bulunmadığı ve bu haliyle değer kaybı istendiğine göre, bu doğrultuda araştırma ve inceleme yapılması gerektiği ve bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmediği, birinci rapor ile ikinci rapor arasında çelişki olduğu, gerek tespit raporunda gerekse bozma ilamından sonra yapılan yargılama sırasında alınan raporlarda dükkanın bu haliyle sözleşme ve tadilat projesine uygun imal edilip edilmediğinin de açıklığa kavuşturulmadığı, kabule göre de; asıl davada bozmadan sonra ıslah yapıldığı halde, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 04.02.1948 tarih ve 1944/10 Esas, 1948/3 Karar sayılı kararına aykırı şekilde ıslahla artırılan kısım yönünden hüküm kurulmasının da hatalı olduğu, yüklenici vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; arsa sahibi tarafından açılan birleşen davada, davacı arsa sahipleri daire ve dükkanlar için kira kaybının istendiği, mahkemece dükkan yönünden davanın kabul edildiği, daireler yönünden ise reddedildiği, daireler yönünden istem reddedilmiş olduğundan ve karar davacı tarafından temyiz edilmediğinden bu isteme yönelik araştırma yapılmasına gerek bulunmadığı, ne var ki, asıl davada yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda dükkanın sözleşmeye uygun şekilde ve süresinde teslim edilip edilmediği belirlenmesi ve iskan iznini alınmasına ve yüklenici tarafından 30.05.2014 tarihli ihtarname ile davacı iş sahiplerini teslim almalarını istemesine karşın, iş sahibinin dükkanın mevcut haliyle, yani eksik ise, teslim almalarının istenemeyeceği gözetilerek teslim almaktan kaçınmalarında haklı olup olmadıkları değerlendirilmeden ve bu hususlar tartışılmadan hüküm kurulmasının doğru olmadığı, kabule göre de; birleşen davada birleşen dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken kira kaybına ilişkin alacağa asıl dava tarihinden itibaren faiz hükmedilmesinin de hatalı olduğu belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir. 6. Mahkemenin 02.02.2022 tarihli ve 2022/77 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile asıl dava yönünden bozma ilamlarına uygun olarak sözleşmede taahhüt edilen miktarla yerinde mevcut alan arasındaki fark yüklenici lehine sebepsiz zenginleşme teşkil edecek nitelikte olduğundan 19.01.2022 tarihli rapor dikkate alınarak, dava dilekçesindeki miktarı geçmemek üzere ve ıslah yapılmamış gibi hüküm kurulduğu, birleşen dava yönünden davacının talebi olan sözleşmeye aykırı imalat yapılmasından dolayı davacının yoksun kaldığı kira kaybı için ise; davacının kira kaybı konusunda, sözleşmeye uygun olarak yapılan dairelerin zamanımda yapıldığı ve bunların teslim alınmasının önünde bir engel olmadığı ve bu konuda keşif tarihinden öncesine ilişkin kesin bir kabul belgesi ya da buna bağlı bir itiraz belgesi bulunmakla birlikte, davacıya ait dairelere ilişkin olarak bir kira kaybının söz konusu olmayacağı, ancak sözleşmeye uygun yapılmadığı anlaşılan dükkan ile ilgili olarak; işin süresi, sözleşmeye göre inşaat teslim tarihi, sözleşmenin 6. maddesine göre, davacının (1.100/100) x (1.300 4 1.700) /2 x 26 ay = 429.000,00 TL toplam kira kaybı olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile esas dava yönünden 10.000,00 TL değer düşüklüğü alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden 429.000,00 TL galeri dükkan kira kaybı alacağı olmak üzere alacağın birleşen dava tarihi olan 14.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bağımsız bölümlere ilişkin kira alacağına ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. 7.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 8.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 13.12.2022 tarihli ve 2022/2681 Esas, 2022/5836 Karar sayılı kararı ile davalı-birleşen dosyada davalı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilerek asıl dava bakımından, mahkemece davacının 04.12.2017 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınmadan davanın 10.000,00 TL yönünden kabulüne karar verildiği, 22.07.2020 tarih, 7251 sayılı Kanun ile değişik 6100 sayılı HMK’nın 177/2. maddesinde “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz” düzenlemesine yer verildiği, bu düzenleme ile Yargıtayın bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılması mümkün hale getirildiği, bu halde mahkemece ıslahın yapılmamış sayılması sözü edilen düzenlemeye aykırı bulunduğu, davalı-birleşen dosyada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde ise birleşen davada sözleşmeye uygun şekilde teslim edilmeyen dükkan bakımından kira kaybına hükmedilmesi isabetli olmuş ise de, kira kaybı dükkanın teslim edilmesi gereken tarih ile keşif tarihi arasındaki 26 ay için hesap edildiği, birleşen dava tarihinin 14.03.2016 olup, talebi aşar nitelikte karar verilmesi ve dava dilekçesi ile talep edilen bedelin 04.12.2017 tarihinde ıslah edildiği halde, hükmedilen tüm bedele dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin doğru olmadığı, o halde mahkemece yapılacak işin; asıl dava bakımından hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan 542.972,50 TL değer kaybı bedelinin 10.000,00 TL kısmı için dava ve 532.972,50 TL kısmı için ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava bakımından ise kira kaybını işin bitirilmesi gereken tarih ile birleşen dava tarihi arasında geçen süre için hesaplamak ve hesaplanan kira bedelinin 1.000,00 TL kısmı için birleşen dava ve bakiye kısmı için ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar vermekten ibaret olduğu, mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı dikkate alınarak, birleşen dava yönünden dosyanın safahati ve usul ekonomisi gereğince mahkemece re'sen birleşen dava tarihi arasında geçen sürenin 20 ay 5 gün olduğunun tespit edildiği, bu süre üzerinden için hesaplama yapıldığı, (1.100/100) x (1.300 + 1.700) /2 x 20 ay 5 gün = 330.900,00 TL olarak bulunduğu, bulunan miktarın 1.000,00 TL'lik kısmı için birleşen dava ve bakiye kısmı için ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz işletilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği belirtilerek esas dava yönünden toplam 542.972,50 TL değer kaybı bedelinin 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren, bakiye kısmının ise 14.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bileşen dava yönünden toplam 330.900,00 TL'nin 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden, bakiye miktarının ise ıslah tarihi olan 14.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bağımsız bölümlere ilişkin kira alacağına ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2018/3738 Esas, 2019/206 Karar sayılı bozma ilamında, dosyada karara dayanak alınması gereken bilirkişi raporları için yerinde keşif yapılması, mimar ve gayrimenkul değerlendirme uzmanı bulunması gerektiğinin belirtildiği, ancak mahkemenin hükme esas aldığı son bilirkişi raporu incelendiğinde bu hususların açıkça göz ardı edildiği, hatalı ve hukuka aykırı rapor tanzim eden bilirkişi heyetinin davalının projeyi yaparken davacıların onayını almadığını bu şekilde sözleşmeye aykırı davrandığını iddia ettiği, davalının 14.11.2011 tarihinde sözleşme konusu taşınmazların bulunduğu proje için ruhsat aldığı, bu tarihten önce mimari projelerin firma yetkilisi tarafından davacılara şifahi olarak anlatıldığı, proje değişikliğinin davacıların rızası doğrultusunda yapıldığı, davacıların dükkan ve daireleri teslim almaktan kaçındığı, davacıların kullanıma hazır dükkanları kiraya vermesine rağmen kiracıya kullandırtmadığı, bu dönemde herhangi bir kira kayıplarının söz konusu olmadığı, bilirkişi raporunda değindiğimiz üzere eksiklik 310,27 m² şeklinde hesap edilmiş ise de, davacıların mülkiyetine geçirilen dükkânda bu miktarda bir teras fazlalığı bulunduğu dikkate alınmadığı, son raporu veren bilirkişilerin dava tarihini aşacak bir şekilde kira kaybı alacağını hesapladığı, müspet zarar talebinde kira kaybının istenmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi raporlarında yapılan hesapta sadece sözleşmede verilmesi kararlaştırılan dükkan ile yerin fiili olarak verilen normal dükkan yönünden değerlendirme yapıldığı, davacıya verilmesi gerekli tüm daireler ve dükkan ile sözleşme hissesinin ayrı ayrı dava tarihi itibari ile değerleri ile davacıya fiilen verilen daireler ve dükkanların değeri ile fiilen verilen hisse oranının değeri karşılaştırılarak ve raporda ayrı ayrı değerleri gösterilerek davacının sözleşme kapsamında eksik iş nedeniyle talep edebileceği bedelin bulunup bulunmadığı tespit edilmesi gerekirken tespit edilmediği, dürüstlük kuralına aykırı davranışın hukuk düzenince korunmayacağı ilkesi karşısında mahkemece haksız olarak kira tazminatına ve değer kaybına hükmedilmesi hukukun temel ilkelerine aykırılık teşkil ettiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, asıl davada teslim edilen dükkanın sözleşmede taahhüt edilenden daha küçük olduğundan bahisle uğranılan zararın tahsili, birleşen dosyada ise dükkan ve daireler yönünden geç teslim nedeni ile oluşan kira kaybının tahsili istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan asıl ve birleşen davada davacılara verilmesine, Aşağıda yazılı harcın temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıdan alınmasına, Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/3458, K. 2023/4195, T. 12.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-3458-e-2023-4195-k-2e9e58038cf3