Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2501 E. 2024/3278 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2501
- Karar No
- 2024/3278
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/246 E., 2022/470 K. BİRLEŞEN 2014/327 ESAS SAYILI DOSYADA BİRLEŞEN 2018/577 ESAS SAYILI DOSYADA HÜKÜM/KARAR : Kabul İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekilince duruşmasız, davalı ... vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalılardan ... vekilleri Avukat ..., Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Asıl ve birleşen davalar, yükleniciden taşınmaz satın alan 3. kişinin açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasıdır. Asıl ve birleşen davalarda davacı; ... ilçesi 639 Ada 2 Parsel de kayıtlı taşınmazın Gürpınar Belediyesi tarafından ...'ne, birlik tarafından da birlik üyesi S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi'ne tahsis edildiği, tahsis işlemi sonrası S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi ile ...Sınai Ürünler Paz. San. Tic. Ltd. Şti. arasında arsa payı karşılığı inşaat söleşmesi imzalandığı, sözleşme ile kooperatif hissesine düşecek dairelerin satılması için adı geçen şirkete yetki verildiği, şirketin sözleşme gereklerini yerine getirdiği ve inşaatı tamamlanan 928 adet bağımsız bölümün tamamının satıldığı, davacının B-1 Blok 20 no.lu daireyi bedelini ödeyerek satın aldığı, bedelinin tamamını ödediği, dairenin 1999 yılında teslim edildiği, tapu devrinin yapılamadığı belirtilerek, İstanbul ili ... ilçesi 639 Ada 2 Parselde kayıtlı, B-1 Blok 20 no.lu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dosya davalısı S.S. ... Yapı Kooperatifleri Birliği cevap dilekçesinde; 3. şahıslara tahsis ve satış işlemleri ile ilgili birliğin ilgisi bulunmadığı, arsa üzerine yapılacak binalarla ilgili birliğe ödenmesi gereken alt yapı katılım payları ile aidat bedellerinin kooperatifin yüklenicisi olan ... tarafından ödenmesi konusunda yüklenici şirket ile sözleşme yapıldığı, ancak şirketin bu bedelleri birliğe ödemediği, dava konusu daireye isabet eden borç tutarının 31.03.2014 tarihi itibariyle 24.323,30 TL olduğu, dava konusu taşınmazın daire numarası olarak bildirilen B-1 Blok 20 no.lu dairenin tapu kaydındaki resmi numarayla örtüşmediği, verilen bilgiye göre taşınmazın B-1 Blok 56 numaralı daire olduğu, genel kurul kararı gereğince ödemelerin yapılmasından sonra kooperatif tarafından tapuların devredileceği, birleşen İstanbul 5. Tüketici Mahkemesi'nin 2014/327 Esas sayılı dosya davalısı cevap dilekçesinde; taşınmazın adlarına kayıtlı olmaması nedeni ile husumetten ret kararı verilmesi gerektiği, sözleşme adi yazılı olduğu için geçersiz olduğu, kaldı ki davacının edimini tam yerine getirdiğini ispatlayamadığı, bedeli tam ödediğini ispatlayamadığını, birleşen İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi'nin 2018/577 Esas sayılı dosya davalısı cevap dilekçesinde; dava konusu dairenin kooperatifçe arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yüklenici firmaya bırakılan dairelerinden olduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu site kooperatife tahsisli bir alan olduğundan tüm tapuların ancak kooperatif mevzuatı çerçevesinde hak sahiplerine dağıtılabileceği, davacının kooperatife üye olmak için başvuruda bulunmadığı, davacının, ...'nin ve kooperatif genel kurullarının almış olduğu karar gereği tapuyu almak için belirtilen bedelleri ödemekle mükellef olduğu, davacının bu yükümlülükleri yerine getirerek tapusunu alması mümkünken belirtilen bedelleri ödememek için kötüniyetli olarak dava açtığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul 5. Tüketici Mahkemesi'nce; dava konusu taşınmazın daire numarasının B-1 Blok Daire 20 ve tapu sicilinde daire numarasının B-1 Blok Daire 56 olduğu, dava konusu dairenin 31.12.2014 tarihi itibariyle 25.971,30 TL borcu olduğu, B-02 Blok 7. kat D:48 no.lu (Eski No: 80) bağımsız bölümün ... Konut Yapı Kooperatifler Birliği adına tapuda kayıtlı olduğu, arsa sahibi sıfatındaki ...Konut Kooperatifi ile yüklenici sıfatındaki ...arasındaki sözleşme ile ayrıca Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/181 Esas sayılı dosyasında verilen karar gereği bu bağımsız bölümün ...Kooperatifine bırakılan dairelerden olduğu, davacının bu kapsamda inşaa edilen İstanbul ili, ... ilçesi 639 ada, 2 parsel B-02 Blok 7. kat D:48 no.lu (Eski No: 80) bağımsız bölümün ilk malik ve kooperatif olan ...' den devraldığı, bağımsız bölümün fiilen teslimatının yapıldığı ve davacının bağımsız bölümü kullanmaya devam ettikleri, buna göre tescil şartlarının oluştuğu, her ne kadar alınan bilirkişi raporlarındaki hesaplamalara göre dava konusu bağımsız bölüm için 63.808,69 TL borcun olduğu tespit edilmiş ise de bu borçların altyapı ve aidat katılım payından doğan borçlar olduğu, buna göre dava konusu olayda tescil şartlarının oluştuğu belirtilerek İstanbul ili, ... ilçesi 639 ada, 2 parselde kayıtlı B-1 Blok D:20 nolu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, tavzih kararı ile de her ne kadar mahkemece İstanbul ili, ... ilçesi 639 ada, 2 parselde kayıtlı A-3 Blok D-1 no.lu bağımsız bölüme ilişkin hüküm kurulmuşsa da, taşınmaz bilgilerine ilişkin tavzih talepli dilekçe gereği tavzih talebinin kabulü ile İstanbul ili, ... ilçesi 639 ada, 2 parselde kayıtlı B-1 Blok D-56 no.lu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... ve birleşen İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi'nin 2018/577 Esas sayılı dosya davalısı ... vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya duruşmalı olarak incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK.'nın 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi yani açık ve infazda tereddüt yaratmayacak nitelikte karar verilmesi gereklidir. HMK.'nın 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur. HGK'nın 24.02.2010 tarihli, 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur" Gerekçeli karar ile hüküm fıkrasının çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası/kısa karar arasında çelişki yaratılması; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırı olacaktır. 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 6100 sayılı HMK’nın 298. maddesi uyarınca hüküm fıkrası ile gerekçe arasında veya tefhim edilen kısa karar ile gerekçe arasında çelişki olması bozma sebebidir. Bu yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında somut olaya gelince; mahkemece gerekçe kısmıda dava konusu taşınmazın daire numarasının B-1 Blok Daire 20 ve tapu sicilinde daire numarasının B-1 Blok Daire 56 olduğu, taşınmaz ile ilgili borcun 31.12.2014 tarihi itibariyle 25.971,30 TL olduğu belirtildikten sonra dava konusu olmayan B-02 Blok 7. kat D-48 no.lu (Eski No: 80) bağımsız bölüm ile ilgili gerekçeye yer verilerek dava konusu olmayan bağımsız bölümün ... Konut Yapı Kooperatifler Birliği adına tapuda kayıtlı olduğu, davacının inşaa edilen İstanbul ili, ... ilçesi 639 ada, 2 parsel B-02 Blok 7. Kat D-48 no.lu (Eski No: 80) bağımsız bölümün ilk malik ...'den devraldığı, bilirkişi raporlarındaki hesaplamalara göre dava konusu bağımsız bölüm için 63.808,69 TL borcun olduğu ve bu borçtan davacının sorumlu olmadığından dava konusu olayda tescil şartlarının oluştuğu belirtilerek hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturacak şekilde İstanbul ili, ... ilçesi 639 ada, 2 parselde kayıtlı B-1 Blok D-20 no.lu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, tavzih ile de mahkemece her ne kadar İstanbul ili, ... ilçesi 639 ada, 2 parselde kayıtlı A-3 Blok D-1 no.lu bağımsız bölüme ilişkin hüküm kurulmuşsa da dava konusu taşınmaza ait bilgilerin farklı olduğu gerekçesi ile tavzih talebi kabul edilip İstanbul ili, ... ilçesi 639 ada, 2 parselde kayıtlı B-1 Blok D-56 no.lu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, dava konusu bağımsız bölüm ile ilgili bir gerekçe de yazılmamıştır. Kabule göre de; birleşen davalar ile ilgili bilgilerin karar başlığında gösterilmemesi de hatalı olmuştur. Tüm yukarıda açıklanan nedenlerle ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ve 10.04.1992 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, kısa kararda B-1 Blok D-20 no.lu, tavzih ile de B-1 Blok D-56 no.lu bağımsız bölümün tapusunun iptaline karar verilmesine rağmen gerekçede dava konusu olmayan B-02 Blok 7.Kat D-48 no.lu (Eski No: 80) bağımsız bölüm ile ilgili gerekçeye yer verilmesi ve yine tavzih kararının gerekçesinde A-3 Blok D-1 no.lu bağımsız bölümden bahsedilip tavzih kararı da B-1 Blok D-56 bağımsız bölüm hakkında karar verilmesi nedeni ile kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedenidir. Çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın sadece bu nedenle bozulması gerekmekte olup, anılan kararın diğer temyiz itirazları incelenmeksizin bozulması uygun bulunmuştur. Mahkemece yapılması gereken iş, dava konusu bağımsız bölüm ile ilgili kısa karar ile gerekçe arasında çelişki yaratılmadan, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir hüküm kurulup asıl ve birleşen davaların da karar başlığında ayrı ayrı gösterilmesinden ibarettir. Mahkemece yapılması gereken iş, dava konusu bağımsız bölüm ile ilgili kısa karar ile gerekçe arasında çelişki yaratılmadan, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir hüküm kurulup asıl ve birleşen davaların da karar başlığında ayrı ayrı gösterilmesinden ibarettir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı ... ve birleşen İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi'nin 2018/577 Esas sayılı dosya davalısı ...'nin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, bozma nedenine göre takdiren vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleşen dosyada davalılar ... ve ...'ne iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 08.10.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.