Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2405 E. 2024/1760 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2405
Karar No
2024/1760
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/480 E., 2022/1041 K. HÜKÜM/KARAR : Asıl Davanın Kısmen Kabulüne, Birleşen Davanın Kabulüne 1- Mahkeme ilk kararında, sözleşmeden kaynaklı alacak davasında davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve bu haliyle lehine delil olamayacağı, davalı tarafın ibraz edilen defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı tarafın lehine delil olma niteliğinin bulunduğu, davacı taraf aleyhine kesilen ceza faturalarının davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu ve bu faturaların haklı sebeple kesilmiş olduğu davacı tarafın davalı taraftan alacaklı olamayacağı gerekçesiyle, konusuz kalan asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. 2- Mahkeme kararına karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin (kapatılan 23 Hukuk Dairesi) 22.10.2018 tarihli ve 2016/1078 E. ve 2018/4855 K. sayılı ilamıyla, dosyada aldırılan bilirkişi raporunun HMK 275. maddesine aykırı olduğu gibi gerekçesi gösterilmeden bu rapora itibar edilmemesi de HMK 266. maddesi hükmü karşısında çelişki oluşturduğu, mahkemece konusunda uzman 3 kişiden bilirkişi heyeti oluşturularak dosyanın heyete tevdi ile davalının sözleşmeyi feshetmesinden sonra ceza faturaları kesmesinin hukuki olup olmadığı, fesihten önce kesilen faturaların içerik itibariyle oluşa uygun bulunup bulunmadığı, hususları değerlendirilerek ve prim alacakları hususunda ihtilaf bulunmadığı da göz önünde bulundurularak rapor tanzim ettirilip sonucuna sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar asıl ve birleşen davada davacı yararına bozulmuştur. 3. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki sözleşmesinin 17. maddesi ile davalı şirket defterlerindeki kayıtların kesin delil kabul edileceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafın ibraz edilen defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dosya kapsamında alınan kök ve ek raporlara göre davalı tarafından kesilen ceza faturalarından 2 tanesinin sözleşme ekinde tanımlanan ceza faturası niteliği taşımadığı, bu nedenle geçerli kabul edilemeyeceği, bu durumda asıl davada dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 94.306,05 TL alacaklı olduğu, birleşen davada ise davacının 01.06.2011 tarihinde nakde çevrilen teminat mektubunun davalı tarafından tahsil edilen 21.735,00 USD bedeli nedeniyle alacaklı olduğu tespit edildiğinden asıl davanın kısmen kabulü ile; 94.306,05 TL alacağın 05.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birleşen davada 21.735,00 USD'nin 19.06.2012 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi kapsamında USD cinsinden mevduata 1 yıl süreyle devlet bankaları tarafından uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, bu karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; taraflar arasındaki sözleşmesinin 17. maddesi ile davalı şirket defterlerindeki kayıtların kesin delil kabul edileceğinin kararlaştırıldığı, davalının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının prim alacaklarının her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının kesmiş olduğu ceza faturalarının ise davacı defterlerine kaydedilmediği, Dairemiz bozma kararından sonra alınan ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre asıl davada davalının kesmiş olduğu ceza faturalarından temyizine konu ettiği 2 adet ceza faturasının taraflar arasındaki sözleşmenin ekinde yer alan ceza uygulama tablosunda belirtilen ceza türünün kapsamına girmediği, bu nedenle geçersiz olduğu, birleşen dava bakımından ise teminat mektubunun USD cinsinden verilmesi nedeniyle, USD olarak talep edilebileceği asıl ve birleşen davada davalı vekilinin, temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkeme kararına ilişkin asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak 27.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2405, K. 2024/1760, T. 27.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-2405-e-2024-1760-k-a5b49387391a