Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2380 E. 2024/3064 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2380
- Karar No
- 2024/3064
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/229 E., 2023/346 K. HÜKÜM/KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/286 E., 2021/334 K. KARAR Taraflar arasındaki, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı alacakların tahsili amacıyla açılan asıl ve birleşen davaların yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davaların reddine yönelik verilen hükmün, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... le davalı vekili Avukat ...'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında, çeşitli tarihlerde, davalı ... sınırları içerisinde bulunan mahallelerin çöplerinin toplanması, taşınması ve şehir temizliğinin yapılması işini konu alan sözleşmeler düzenlendiğini, şartnamede hakediş ödemelerinin en geç hangi tarihte yapılacağı düzenlenmiş olmasına rağmen, davalı idarenin bu hükümlere aykırı olarak ödemeleri sürekli geciktirdiğini, müvekkilinin 2012-2017 yılları arasındaki hakediş alacakları için vade tarihlerinden, ödeme tarihlerine kadar temerrüt faizi alacağı bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla talebini 3.958.750,62 TL'ye arttırmıştır. Birleşen 2018/287 E. sayılı davada davacı vekili; taraflar arasında, çeşitli tarihlerde düzenlenen, davalı ... sınırları içerisinde bulunan mahallelerin çöplerinin toplanması, taşınması ve şehir temizliğinin yapılması işini konu alan sözleşmelerden kaynaklı toplam 18.742.192,18 TL tutarındaki asıl alacağın ve 471.103,34 TL işlemiş faizin tahsili için davalı idare hakkında başlattıkları icra takibine, davalının işlemiş faiz yönünden haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin 448.600,00 TL işlemiş faiz yönünden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen 2018/287 E. sayılı davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; faiz alacağının zamanaşımına uğradığını, bir borca faiz yürütülebilmesi için borcun muaccel olmasının yeterli olmadığını, alacaklının, borçluya ayrıca temürrüt ihtarı göndermesi gerektiğini savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir. Birleşen 2018/288 E. sayılı davada davacı vekili özetle; davalı belediyenin 2014/137184 İhale Karar Numaralı hizmet alım işi kapsamında iş eksilişine gittiğini, gerçekleşen hizmet tutarı, sözleşme bedelinin %80'nin altında kaldığından, yükleniciye, yapmış olduğu gerçek giderler ve yüklenici karına karşılık, sözleşme bedelinin %80 ile sözleşme fiyatlarıyla yaptığı işin tutarı arasındaki bedel farkının %5' nin ödenmesi gerektiğini, sözleşme bedelinin 32.852.414,17 TL, gerçekleşen hizmet bedelinin 22.261.700,68 TL olduğunu, buna göre müvekkiline aradaki farkın %5 olan 401.011,53 TL'nin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla talebini 401.011,53 TL'ye arttırmıştır. Birleşen 2018/288 E. davada davalı ... vekili; davacının aralarında bulunduğu isteklerinin Kamu İhale Kurumuna yapmış oldukları itiraz sonucu, yasal imkansızlık nedeniyle sözleşmenin imzalanmasının belirli bir süre geciktiğini, bu dönemde işin pazarlık usulüyle çeşitli firmalara yaptırıldığını, davacı tarafından 33 ay verilmesi gereken hizmetin 22 ay verildiğini, müvekkili idarenin bu yönden bir kusuru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; taraflar arasındaki sözleşmenin 12. maddesinde "aylık olarak gerçekleşen miktarların teklif edilen bedellerle çarpılması sonucu oluşan hak ediş bedeli aylık olarak ödenecektir." düzenlemesine, ihale dökümanın ayrılmaz parçası olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesi 7. bölüm 42. maddesinde; "hakediş raporu yüklenici veya vekili tarafından imzalandığı tarihten başlamak üzere en geç sözleşmede yazılı sürenin sonunda, eğer sözleşmede bu hususta kayıt yoksa otuz gün içinde tahakkuka bağlanır. Bu tarihten başlamak üzere otuz gün içinde de ödeme yapılır" düzenlemesine yer verildiği, söz konusu düzenlemenin TBK'nın 117. maddesi uyarınca, kesin vade niteliğinde olmadığı, kesin vadeden söz edebilmek için tarihin açıkça belirlenmiş veya belirlenebilir olması gerektiği, davacı taraf ihtar şartını yerine getirmediğinden, asıl ve birleşen 2018/287 E. sayılı dosyalardaki temerrüt faiz talebinin yerinde olmadığı, birleşen 2018/288 E. sayılı dosya yönünden yapılan incelemede; 4735 sayılı Yasanın 24/son fıkrasında, "Sözleşme bedelinin % 80' inden daha düşük bedelle tamamlanacağı anlaşılan işlerde, yüklenici işi bitirmek zorundadır. Bu durumda yükleniciye, yapmış olduğu gerçek giderleri ve yüklenici kârına karşılık olarak, sözleşme bedelinin % 80'i ile sözleşme fiyatlarıyla yaptığı işin tutarı arasındaki bedel farkının % 5'i geçici kabul tarihindeki fiyatlar üzerinden ödenir" hükmüne yer verildiği, iş eksiklişi için idarenin bir karar almasına gerek bulunmadığı, yüklenici şirketin yasal şikayet ve itiraz haklarını kullanması nedeniyle sözleşmenin geç imzalanmasında ve buna bağlı olarak gerçekleşen hizmetin sözleşme bedelinin altında kalmasında yüklenici şirkete atfedilecek bir kusur bulunmadığı, bu durumun davalı iş sahibi belediyenin ihale sürecini yanlış yürütmesinden kaynaklandığı, bu nedenle davalı idarenin anılan yasal düzenlemede belirtilen ödemeyi yapması gerektiği sonucuna varılarak, aslı ve birleşen 2018/287 E. sayılı davaların reddine, birleşen 2018/288 E. Sayılı davanın kabulü ile 401.011,53 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, asıl ve birleşen davalarda taraflar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince; davacı yüklenci şirketin faturaları davalı idareye ibraz ettiği ancak ödemenin yapılmaması üzerine ihtarname göndererek, davalıyı temerrüde düşürmediği, ödeme istemiyle çeşitli tarihlerde (18.11.2016, 17.02.2017, 10.04.2017, 13.07.2017) yazılar göndermiş ise de bu yazıların belirli bir süre içerisinde bir borcun ödenmesi ihtarını içermediği, TBK'nın 117. maddesindeki temerrüt şartlarını oluşturmak için yeterli unsurları taşımadığından temerrüt halinin oluştuğundan söz edilemeyeceği, bu itibarla asıl ve birleşen 2018/287 E. Sayılı davanın reddine dair verilen hükümlerin yerinde olduğu, birleşen 2018/288 E. sayılı dava yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesi kararının dayanağı olan 4735 sayılı Yasanın 24/son fıkrasının somut olayla ilgisinin bulunmadığı, bu maddenin sözleşme kapsamında yaptırılabilecek ilave işler, iş eksikliği ve işin tasfiyesine ilişkin olduğu, son fıkrasının ise götürü bedelli işlerde, işin %80' inden daha düşük bedelle tamamlanacağının anlaşıldığı durumlarda uygulanmasının mümkün olduğu, somut olayda, davacı yüklenicinin Kamu İhali Kurumuna yaptığı itiraz nedeniyle, işin 11 aylık gecikmeyle 01.12.2015 tarihinde başladığı, davacının, verdiği hizmet süresinin karşılığını aldığına göre, başkaca bir alacağı kalmadığı, bu itibarla birleşen 2018/288 E. sayılı davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden karar verilmesine; asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı süresinde, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü; 1. Bölge Adliye Mahkemesi'nin, birleşen 2018/288 E. sayılı davada verdiği karar usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin bu davada verilen karara ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin, asıl ve birleşen 2018/287 E. sayılı davada verilen karara yönelik temyiz sebeplerine gelince; Asıl ve birleşen 2018/287 E. sayılı davalar, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı temerrüt faizi alacaklarına ilişkindir. Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 7. Bölüm, Hak Edişler ve Ödeme başlığı altındaki 42. maddesinde; "Hakediş raporu, yüklenici veya vekili tarafından imzalandığı tarihten başlamak üzere en geç sözleşmesinde yazılı sürenin sonunda, eğer sözleşmede bu hususta bir kayıt yoksa otuz gün içinde tahakkuka bağlanır. Bu tarihten başlamak üzere otuz gün içinde de ödeme yapılır. " düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı yüklenici vekili, davalı idarenin tüm hizmet dönemlerinde hak edişleri söz konusu düzenlemeye aykırı olarak geç ödediğini, bu düzenlemedeki vadenin kesin vade niteliğinde olduğunu, bu nedenle ayrıca ihtara gerek olmaksızın bu tarihten itibaren başlamak üzere, ödeme tarihine kadar temürrüd faizi ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, asıl davada ve birleşen 2018/287 E. sayılı dosya konu icra takibinde, temerrüt faizi alacağı talebinde bulunmuştur. Hak edişin işverene verilmesinden itibaren belirli bir süre içinde işveren tarafından yükleniciye ödeme yapılacağına ilişkin düzenlemeler belli ve kesin bir ödeme gününü değil, alacağın muaccel, istenebilir hale geldiği zamanı gösterir. Başka bir deyişle sözleşmede ödeme için öngörülen süre kesin vadeye bağlanmamışsa bu sürenin geçmiş olması borçluyu kendiliğinden temerrüde düşürmez, borçlunun temerrüdü için ayrıca alacaklının ödeme ihtarında bulunması gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması bu yöndedir. (Dairemizin 11.01.2014 tarih ve 2022/4347 E., 2024/104 K. sayılı kararı) İlk derece ve bölge adliye mahkemelerince, bu gerekçeyle, davacı tarafın, HİGŞ’nin anılan 42. maddesine dayalı temerrüt faiz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuş, davacı vekilinin buna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi gerekçesinde, davacı tarafça gönderilen 18.11.2016 ve 17.02.2017 tarihli yazıların, davalı idareyi temerrüde düşürücü nitelikte olmadığı belirtilmiş ise de 18.11.2017 tarihli yazıda “...2014/72847 ve 2014/13194 ihale kayıtlı numaralı hizmet işlerine ait tahakkuk etmiş olan toplam 19.672.426,81 TL’lik alacağımızın ivedilikle ödenmesi hususunu yasal haklarımız saklı olmak kaydı ile ihtaren bildiririz...” ve yine 17.02.2017 tarihli yazıda ““...2014/72847 ve 2014/13194 ihale kayıtlı numaralı hizmet işlerine ait tahakkuk etmiş olan toplam 11.710.250,87 TL’lik alacağımızın ivedilikle ödenmesi hususunu yasa haklarımız saklı olmak kaydı ile ihtaren bildiririz...” ibarelerine yer verilmiş olup, söz konusu yazıların üzerine, davalı ... kayıtlarına giriş tarihleri şerh edilmiştir. Borçlanılan edimin ifası talebini içerir, açık ve kesin nitelikteki bu yazıların, TBK’nın 117. maddesi hükmü uyarınca, temerrüd ihtarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, bahsi geçen ihtarnamelerde yazılı 2014/72847 ve 2014/13194 ihale kayıt numaralı sözleşmelere dayalı ve miktarı belirtilen alacaklar yönünden, davacı yüklenicinin, davalı iş sahibi idareyi, ihtarnamelerin tebliğ tarihleri itibariyle temerrüde düşürdüğü ve bu nedenle, ihtarnamelerin tebliğ tarihlerinden itibaren temerrüt faiz talep edebileceği gözetilerek, bilirkişiden bu hususta ek rapor alınıp, asıl ve birleşen 2018/287 Esas sayılı davada sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesince birleşen 2018/288 E. sayılı davada verilen karara ilişkin davacı vekilinin TEMYİZ SEBEPLERİNİN REDDİNE, 2. bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen 2018/287 E. sayılı davada verilen karara ilişkin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin, ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak yeniden esas hakkında verdiği karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekilleri hazır bulunan taraflar yararına takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin, her bir taraftan ayrı ayrı tahsili ile karşı tarafa ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 01.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.