Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2316 E. 2024/3044 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2316
Karar No
2024/3044
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2909 E., 2022/2872 K. DAVALILAR : 1- ... Vekili Avukat ... 2- ... DAVA TARİHİ : 23.08.2021 HÜKÜM : Başvurunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/737 E., 2022/444 K. İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesince; tapu iptal tescil mümkün olmazsa tazminat talebi davasında, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacağı, karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabileceği, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin 17.maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlendiği, davacının Katar vatandaşı olup, davacının teminattan muaf olup olmadığı hususu Dışişleri Bakanlığı'ndan sorulduğu, 14.01.2022 tarihli gelen cevabi yazıda Katar vatandaşları yönünden teminat alınmamasına ilişkin Katar Devleti ile yapılmış sözleşme veya anlaşma olmadığı bildirildiği, neticede teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verildiği, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de; Yabancılık sebebine bağlı olarak teminat yatırma yükümlülüğü 12.12.2007 tarihli ve 5718 sayılı MÖHUK'nun 48.maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin teminattan muafiyet halini düzenleyen 2.fıkrasında ise mahkemenin dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağı bildirilmiştir. Karşılıklılıktan amaç; davacı, davaya katılanı (müdahil) veya icra takibini yapan yabancının mensubu olduğu devlette Türk vatandaşları için de aynı muafiyetin tanınabilmesidir. Karşılıklılık, Türk Milletlerarası Özel Hukuku kapsamında akdi, kanuni ve fiili olmak üzere üç ayrı şekilde sağlanabilmektedir. Akdi karşılıklılık, Türkiye Cumhuriyeti ile teminat göstermesi gereken gerçek ya da tüzel kişi davacı, müdahil ya da icra takibi yapan tarafın vatandaşı olduğu devlet arasında teminattan muafiyeti öngören ikili ya da çok taraflı anlaşmanın varlığı halinde sağlanmış olacaktır. Dosya içerisinde bulunan Adalet Bakanlığı'nın 25.11.2021 tarihli yazısı ile "Katar'da ilk aşamada mahkeme giderleri ve harçlarının dava açan veya icra talep eden tarafça karşılandığı; bunun dışında kanunda özel bir şekilde belirtilmeyen hususlar dışında dava açılırken ve icra edilirken herhangi bir teminat talep edilmediğinin bildirildiği" yine aynı yazı ile Katar Mevzuatında "Katar mahkemeleri nezdinde dava açanların sadece kararlaştırılmış ve yaklaşık bin dolar civarındaki harçları ödemekle yükümlü oldukları, bunun dışında herhangi bir teminat veya başka bir meblağ ödemekle yükümlü olmadıkları, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da tıpkı Katar vatandaşları ve diğer uyruklu vatandaşlar gibi aynı muameleye tabi tutuldukları" bildirilmiştir. Hal böyle olunca, MÖHUK 48/2.maddesinde belirtildiği üzere Katar ile Ülkemiz arasında fiili karşılıklılık esası oluşması nedeniyle mahkemenin karşılıklılık esasına göre Katar vatandaşı davacıyı teminattan muaf tutması gerekirken, sanki karşılıklılık yokmuş gibi davranarak, davacıdan teminat istenmesi ve sonucunda da bu nedenle davayı reddetmesi doğru olmamıştır. Diğer yandan, teminat yatırılması gerektiği kabul edilse dahi bu kez de istenilen teminatın uygun miktarda olması gerekir. Zira istenilecek teminatın "yargılama ve takip gideriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere" takdir edilmesi gerekir. Yapılan yargılama tüketici mahkemesindedir. Davacı bu aşamada harçtan muaftır. HMK'nın 120.maddesi gereğince depo edilmesi gereken giderler dava açılırken yatırılmıştır. Geriye davanın reddi halinde davalı tarafa ödenmesi gerekecek vekalet ücreti kalmıştır. Bu miktar da karar tarihinde yürülükte bulunan ...Ü.T'ne göre hesaplandığında 132.071 Türk Lirasıdır. Bu durumda mahkemece istenilen 250.000 Türk Lirası teminatın dosya kapsamında uygun olmadığı, fahiş olduğu açıktır. Davacıya yatırması gerekenden çok fazla miktarda teminatı yatırması için süre verilip, sonra da teminatın yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın reddi, hak arama hürriyeti ve akabinde hakka ulaşımın, adelete erişimin engellenmesi niteliğinde olup, ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı istinaf isteminin reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesinin 2021/737 E. - 2022/444 K. sayılı kararının BOZULMASINA. Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene tüketici olması nedeniyle iadesine, 30.09.2024 tarihinde oy çokluğuyla ile kesin olarak karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Dava yabancı kişi tarafından, tüketici mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil, olmazsa ödenen bedelin iadesine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, takdiren belirlenen teminatın yatırılmaması nedeniyle dava reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesine yapılan istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, Katar Devleti ile aramızda karşılıklılık bulunup bulunmadığı noktasındadır. Mahkeme 28.12.2021 tarihli yazı ile Dışişleri Bakanlığı'ndan MÖHUK 48. maddesine istinaden Türkiye’de dava açacak Katar Devleti vatandaşları yönünden teminat alınmasına ilişkin Katar Devleti ile imza edilmiş bir sözleşme bulunup bulunmadığını sormuş, cevabi yazıda ise Doha Büyükelçiliğimizden alınan yazıda, Türkiye’de dava açacak Katar vatandaşları yönünden teminat alınmamasına ilişkin olarak Katar Devletiyle imzalanmış bir sözleşme veya anlaşma bulunmadığı bildirilmiştir. Davacı vekiline 24.03.2022 tarihli duruşmada MÖHUK 48. maddesi uyarınca 250.000 Türk Lirası teminatın mahkeme veznesine yatırmak üzere dört hafta kesin süre verildiği, teminatın yatırılmadığı taktirde ise davanın HMK 114/1-ğ ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddedileceği ihtar edilmiştir. Verilen süre içerisinde teminatın yatırılmaması üzerine de davanın usulden reddine karar verilmiş Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf edilmesi üzerine de başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. 5718 sayılı MÖHUK 48/1. maddesinde “Türk Mahkemesinde dava açan davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.” MÖHUK teminat gösterme yükümlülüğü konusunda yabancılık ölçütünü esas almıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse; dava, dava şartı eksikliğinden HMK 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. Yine MÖHUK 48/2. maddesinde ise “Mahkeme dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmüne yer verilmiştir. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası anlaşma ile sağlanabileceği gibi kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. 1964 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin 17. maddesinde “akit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı ve müdahil olarak bulunan akit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebiyle herhangi bir teminat istenemeyeceği” düzenlenmiştir. Dosyamızda ise mahkemece yapılan araştırma sonucunda, Dışişleri Bakanlığı'na yazılan yazı cevabında, iki ülke arasında herhangi bir karşılıklılık anlaşmasının bulunmadığı bildirilmiş, davacı tarafından dosyaya sunulan başka bir dosya hakkındaki T.C. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün 25.11.2021 tarihli yazısında; davacının vatandaşı olduğu Katar Devleti'nin Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesine taraf olmadığı, Katar Dış İşleri Bakanlığının yazısından T.C. vatandaşlarının dava açarken farklı bir muameleye tabi tutulmadıklarının bildirildiği, teminat yatırmakta muafiyet hususunda yargı yetkisi ve takdir hakkı dahilinde değerlendirilmesi durumunun mahkemesine ait olduğu bildirilmiştir. Mahkemece de takdir hakkı kullanılarak davacının 250.000 Türk Lirası teminat yatırması konusunda 24.03.2022 günlü oturumda dört haftalık kesin süre verildiği, bu süre içerisinde teminat yatırılmadığı taktirde davanın HMK 114/1-ğ ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddedileceğinin davacı vekiline açıkça ihtar edildiği görülmüştür. Açıklanan nedenle kararın onanması gerekirken aksi yönde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2316, K. 2024/3044, T. 30.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-2316-e-2024-3044-k-4f7a74f366c1