Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/1898 E. 2024/4946 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1898
Karar No
2024/4946
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1329 E., 2023/251 K. KARAR : Davacı Vekilinin İstinaf Talebinin Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/173 E., 2021/651 K. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirketlerin meydana getirdiği ortak girişim arasında isale hattı ve üçüncü ana isale hattı için boru satım sözleşmesi akdedildiğini; müvekkilinin sözleşme bedelinin tamamını ödediğini; davalıların, boruların vasıflarını hile ile gizlediklerini, işin geçici ve kesin kabulünün yapıldığını; boruların, sözleşme hükümlerine uygun temin edilmemeleri nedeniyle boru hattının sözleşmede belirtilen işletme basıncına dayanamayarak arıza verdiği gibi gövde kısımlarından da patladıklarını; davalıların idareyi aldattıklarını belirterek, gizli ayıp sonucu uğranılan zarardan fazlaya ait hak saklı tutularak 830.000,00 USD'nin ödeme tarihlerinden itibaren devlet bankalarınca bir yıllık mevduata ödenen en yüksek faiz oranı üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine su satamadığından ve atık su bedelinden dolayı fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 5.000,00 TL'nin en yüksek banka iskonto faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilleri ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde; davanın hak düşürücü süreler ve zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini; imal edilen tüm boruların sözleşmelere, teknik şartnamelere ve standartlara uygun olarak imal edildiğini, tüm testlerin davacı ASKİ'nin kontrolünde gerçekleştirildiğini, davanın Samsun Makine Sanayi A.Ş.'ye ihbarı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarından, eldeki davada borulardaki ayıbın zemin kaynaklı olduğu, boruların standartlara uygun imal edildiği, gizli ayıp bulunmadığı ve zemin koşulları sağlandığından her zeminde uygulanabileceğinin belirtildiği, TBK'nın 472,f.2 ve sözleşmenin 38.2 maddesi hükümleri gereğince yüklenicinin, borunun döşenmesinden önce mevcut zemin koşullarının boru sisteminde meydana gelebilecek sehim koşullarını sağlamayacağı hususunda bir uyarı yapması gerektiği, bu uyarıyı yapmamış olmasının yüklenicileri kusurlu kıldığı, ancak TBK'nın 147/6 maddesi anlamında 'ağır kusur' sayılamayacağı, TBK'nın 147/(6) gereğince beş yıllık zamanaşımına tabi olan davada, 13.10.2010 tarihinde kesin kabulün yapılarak işin onaylandığı, dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davanın, zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince ve katılma yoluyla davalılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi tarafından mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin karar esastan verilmiş bir ret kararı niteliğinde olduğundan, yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalılar yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekalet ücreti verilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalılar yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1- Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gösterildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı, dosya içeriği, karanın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve ileri sürülen temyiz sebeplerine göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz istemleri yerinde görülmemiştir. 2- Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacı gizli ayıp nedeniyle uğranılan zararların tazminini talep etmiştir. AAÜT'nin 13/4. maddesinde gereğince maddi tazminat talepli davaların tamamının reddi halinde tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu vekalet ücretine hükmedileceğinin düzenlendiği, bu durumda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın esastan verilmiş bir ret kararı niteliğinde olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davalılar lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz istemlerinin REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının "Hüküm" bölümünün 9. fıkrasında “hesaplanan 225.766,90 TL” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine, " 17.900,00 Türk Lirası maktu " ibaresinin yazılması suretiyle kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, istek hâlinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 18.12.2024 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1898, K. 2024/4946, T. 18.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-1898-e-2024-4946-k-4edaf17e1c59