Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/1682 E. 2024/1506 K. – Rücuen Tazminat
Konu: Rücuen Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1682
- Karar No
- 2024/1506
- Karar Tarihi
- Konu
- Rücuen Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/352 E., 2021/219 K. HÜKÜM : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında hizmet alım sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme kapsamında davalı tarafından çalıştırılan dava dışı işçinin müvekkili aleyhine açtığı işçilik alacakları ile ilgili davanın işçi lehine sonuçlandığını ve bu kapsamda müvekkili tarafından dava dışı işçiye icra takibi sonucunda ödeme yapıldığını, sözleşme hükümlerine göre işçilik alacaklarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek müvekkili tarafından ödenen 9.474,71 TL bedelin 05.11.2015 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, müvekkili şirketin adresi İstanbul olduğundan yetkili mahkemenin de İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu savunarak, görev ve yetki itirazında bulunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.02.2016 tarih ve 2015/543 Esas, 2016/65 Karar sayılı kararıyla; HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu, davalının ikamet adresinin de İstanbul olması sebebiyle yetkili yerin İstanbul Mahkemeleri olduğu tespit edildiği gerekçesiyle davalının yetki itirazının kabulüne dava dilekçesinin yetkisizlik nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 17.02.2016 tarih ve 2015/543 E., 2016/65 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 01.06.2020 tarih ve 2019/1058 E., 2020/1825 K. sayılı kararıyla; para alacağı söz konusu olduğundan HMK 10. madde yollamasıyla TBK 89/1. maddesine göre para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği, bu durumda, mahkemece, uyuşmazlığın esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak, davalının, işçinin çalıştığı dönem kadar sorumluluğunun bulunduğu, bilirkişi raporunda hesap edilen miktardan yarı yarıya sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı son yüklenicinin alacağın tamamından sorumlu olduğunu, yarı yarıya sorumluluğa hükmedilmesinin hatalı olduğunu temyiz sebepleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 ıncı ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda ve davalı yüklenicinin kendi dönemleriyle tam sorumlu olduğuna göre hesaplama yapıldığı halde yanılgılı gerekçeyle yarı oranında sorumluluğa karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine 2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Kararın düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.