Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/1292 E. 2024/965 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1292
Karar No
2024/965
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1182 E., 2023/151 K. HÜKÜM/KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/847 E., 2022/357 K. Taraflar arasında tazminat isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 31.08.2005 tarihinde yönetim kurulu kararı ile peşin paralı devirle D Blok 34 no.lu dairenin kooperatif üyeliğini devraldığını, davalı kooperatifin iflas ettiğini, müvekkilinin ortaklığı nedeniyle borçlarının hesaplanmasında taraflar arasında uyuşmazlık çıktığını, müvekkilinin kooperatife karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, taşınmazın müvekkiline tahsis ve teslim edildiğini ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, aksi halde rayiç bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, rayiç bedel belli olmadığı takdirde üyeliğin başlangıç tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte günümüz değerine güncellenerek tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalı müflis kooperatifin üyesi olduğunu, iflas tasfiye süresi devam ederken üyeliği nedeniyle kooperatife ödemiş olduğu bedeli istemesinin mümkün olmadığını, ayrıca dava konusu taşınmaz ve müflis adına kayıtlı olan diğer taşınmazlar masa malvarlığını teşkil etmekte olup iflas şerhli olarak masa malvarlığında bulunduklarını, davalı kooperatifin üyesi olan davacının müflisten alacaklı olanlara karşı da yasal olarak sorumluluğunun devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kooperatifin 31.08.2005 tarihli yönetim kurulu kararı gereğince peşin ödemeli ortak olduğu açık olup bu konuda da herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, peşin bedelli ortak olan davacıdan aidat talep edilemez ise de aidat borcu dışında çevre düzenlemesi, tapu gideri, genel giderler ve alt yapı giderlerinden sorumlu olduğu, davalı kooperatifin iflasıyla artık tapu iptali ve tescil isteminin İcra İflas Kanununun 198 nci maddesi uyarınca para alacağına dönüştüğü, terditli tazminat/kayıt kabul isteminde bulunabileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının 6.898,91 TL borcu bulunduğu, dava tarihi itibariyle davalı kooperatife borçlu olan davacı tapu iptali ve tescil isteyemeyeceği gibi taşınmazın bedelini de isteyemeyeceği gerekçesiyle, terditli olarak açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kooperatif üyeliği söz konusu olmayıp peşin bedelle daireyi kooperatiften satın alarak ortak olduğunu, müvekkilinin peşin bedelle satın aldığı yere karşılık kooperatif adına kooperatifin alacaklılarına peşin ödeme yaptığını, müvekkil tarafından üyelik başvurusu yapılmadığını, müvekkilinin kooperatif üyesi olduğunu ispat yükümlülüğü davalı tarafa ait olup iddiasını ispatlayamadığını, diğer taraftan müvekkilinin ödemelerinin çıkarılan borçtan fazla olduğu hatta alacaklı olduğunun Mahkemenin 2018/281 E., 2018/671 K. sayılı kararı ile hükme bağlandığını ve kararın kesinleştiğini, müvekkiline çıkarılabilecek tek borcun binanın iskan ruhsat bedelleri ve çevre düzenleme masrafları olması gerekirken kooperatif üyesi gibi değerlendirmeye tabi tutulduğunu, müvekkilinin kooperatif üyeliği söz konusu olmayıp kooperatif aidatı da ödemediğini, müvekkilinin bugüne kadar hiçbir genel kurula çağrılmadığını, oy kullanma imkânı tanınmadığını, haklarından yararlandırılmayan müvekkilinin borçlarından sorumlu tutulmasının adaletsiz olduğunu, kooperatif iflas etmeyip artan malvarlığı olsa müvekkilinin faydalandırılmayacağını, kooperatif hissesinin devri hususunda hiç bir değerlendirme yapılmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi kurulundan alınan ek raporda davacının dava tarihi itibariyle davalı kooperatife borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça dava dilekçesinde davalı kooperatifin peşin bedelli ortağı olduğunun belirtildiği, ayrıca bilirkişi raporunda davacının peşin bedelli ortak olduğu hususunun çekişmesiz olduğu yolundaki belirlemelere ve sonraki süreçte aksi yönde itirazda bulunmadığı, bu nedenlerle istinaf dilekçesinde ileri sürülen davalı kooperatifin üyesi olmadığına ve sadece daireyi satın aldığına ilişkin iddia ve istinaf itirazlarının kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kooperatif üyeliği nedeniyle tapu iptali ve tescil olmadığı taktirde tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 3.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3.2. 1163 sayılı Kanun’un 98'nci maddesi uyarınca bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanır. Türk Ticaret Kanununun 329 ncu maddesinde, belli istisnalar haricinde şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği öngörülmüş, buna paralel olarak Türk Ticaret Kanununun 405/2 maddesinde ise "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira, ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İcra İflas Kanununun 196 ncı maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür. 3.3. Bu bilgiler ışığında somut olayda, davacının iflas eden davalı kooperatifin ortağı olduğu ve kooperatifin 19.06.2012 tarihinde iflas ettiği, bu durumda ortaklık payının tamamen kooperatif sermayesi olarak iflas masasına intikal ettiği ve iflas hükümleri gereğince masa mal varlığının tasfiye edilmesi gerektiği, ortağın ödemelerinin masa dışına çıkarılamayacağı dolayısıyla kooperatif üyesi olan davacıya tapu iptali ve tescil veya tazminat ödemelerinin iflas hükümleri çerçevesinde mümkün olmadığı gözetilerek davanın bu gerekçelerle reddi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince bu husus gözetilmeksizin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin re'sen değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik sonucu itibarıyla doğru olan kararın gerekçesinin re'sen DEĞİŞTİRİLEREK VE DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1292, K. 2024/965, T. 22.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-1292-e-2024-965-k-d3a09ae959d8