Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/1164 E. 2024/4488 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1164
Karar No
2024/4488
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1200 E., 2022/1463 K. HÜKÜM/KARAR : Ret Limited Şirketi vekili İLK DERECE MAHKEMESİ : Ağrı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.) SAYISI : 2014/153 E., 2019/545 K. 1- İlk Derece Mahkemesince, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında davacı yüklenicinin ilave iş yaptığını ve bedele hak kazandığını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. 2- İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı şirket adına ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından ...'ın avukat veya istinaf tarihi itibari ile şirketi temsile yetkili temsilcisi olmadığı, usulüne uygun istinaf başvurusu bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. 3- Bu karara karşı davacı şirket adına ... tarafından süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine Bölge Adliye Mahkemesince temyiz eden ...’ın İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeye yetkili olmadığı belirtilerek karar verildiği anlaşıldığından ...’ın temyizi yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararına ilişkin ...’ın temyizinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacı ... Elektirik İnşaat Turizm İth. İhr. Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, 28.11.2024 gününde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) - MUHALEFET ŞERHİ - Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, talep edenin, davacıyı temsile yetkili olmaması nedeniyle istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararın onanması veya temyiz dilekçesinin reddi yönündeki kararların hangisinin tercih edileceği noktasındadır. Bilindiği üzere dava takip yetkisi dava şartlarındandır.(HMK 114/1-e) bir davanın esasına girebilmek için öncelikle usulünce açılmış bir dava bulunmalıdır. Dava açma yetkisi olmayan şahsın açmış olduğu davanın dinlenme imkanı bulunmamaktadır. Yine bu kişi tarafından verilen istinaf dilekçesinin incelenmesi de mümkün bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesince dilekçe reddedilmiştir. Temyiz incelemesine gelince, aynı şekilde işin esasına girilip Bölge Adliye Mahkemesinin kararının denetlenebilmesi için usulünce yetkili kişi tarafından yapılmış bir baş vuru olmalıdır. Temyiz baş vurusu yetkili tarafından yapılmamışsa, verilecek karar bu dilekçenin reddidir. Yetkisiz (dava takip yetkisi bulunmayan) kişi tarafından yapılan baş vuru üzerine işin esasına girilerek Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın doğru veya yanlış olup olmadığını denetleme imkanı bulunmamaktadır. Anlatılan bu nedenlerle, temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, kararın onanması yönünde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. - MUHALEFET ŞERHİ - 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 35. maddede yer alan; “Kanun işlerinde ve hukukî meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adlî işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek,yalnız baroda yazılı avukatlara aittir” düzenlemesiyle avukatlara tanınan tekel nedeniyle, avukat olmayan bir kimsenin bazı istisnalar dışında vekâleten dava açması veya davada vekil olarak görev alması mümkün değil ise de maddenin son fıkrasında diğer Kanunlardaki hükümlerin saklı olduğu belirtildiğinden bu tekel hakkının istisnaları da bulunmaktadır. Açıkça yetki verilmiş ise ticari vekilin dava açma ve sürdürmeye yetkili olması (TBK 551/2) hükmü bu tekel hakkının istisnalarındandır. Çok daha dar yetkili ticari vekile tanınan bu yetki, çok daha geniş yetkilere sahip ticari temsilcinin düzenlendiği (TTK 548 ila 550) maddelerde sayılmamış olmakla birlikte TTK 548. maddedeki her türlü işlemi yapma yetkisindeki genişlik gözetildiğinde TTK 551/2. maddedeki dava açma ve sürdürme yetkisinin ticari temsilci için de tanınmış olduğunun kabulü gerekir. Tüzel kişileri mahkemelerde kanuni temsilcileri olan organları temsil eder. Organ niteliği olmayan ticari vekil ve ticari temsilcinin dava açıp sürdürebilmesi ise dava takip yetkisi niteliğindedir. Ticari vekil veya ticari temsilci sıfatı yok ise bu yetkiye de sahip olmayacaktır. Dava takip yetkisi dava şartı olup mahkemece her aşamada gözetilir. Uygulamada ticari temsilcilik veya ticari vekillik sıfatı; yapılabilecek işler konusunda verilen vekaletname kapsamındaki yetkilerle ortaya çıkmakta ise de bu durum dava açma veya sürdürebilme konusundaki yetkinin davaya vekalet ehliyetiyle ilgili olduğu anlamına da gelmeyecektir. Zira bu vekaletname davaya vekalet anlamında vekil tayiniyle ilgili olmayıp ticari işletme adına bazı işleri yapabilme konusunda ticari temsilci veya ticari vekil atamayla ilgilidir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; ...'ın organ sıfatı 16.06.2015 tarihinde sona ermiş olup temyiz talebinde bulunan şirketin kanuni temsilcisi Meryem Keman ise de kanuni temsilcinin 30.06.2015 tarihli vekaletname ile ...'a tanıdığı çok geniş kapsamlı yetkiler incelendiğinde ticari temsilci olarak atandığı açıkça anlaşılmıştır. Dava açıp sürdürme konusunda da yetki verildiği görülmektedir. Bu durumda ... organ niteliğinde kanuni temsilci olmasa da ticari temsilci olarak dava açıp sürdürme konusunda dava takip yetkisine sahiptir. Bu yetki kanun yollarına başvurma yetkisini de kapsar. Bu durumda Şirket adına ... tarafından istinaf ve temyiz dilekçesi verilmesinde usule aykırılık bulunmadığı için bu itirazların incelenmesi gerekirken temsil yetkisinin sona erdiği gerekçesiyle istinaf itirazları incelenmeksizin başvurunun reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf itirazları incelenmek üzere bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan onama yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1164, K. 2024/4488, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-1164-e-2024-4488-k-9826ab03ab36