Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/4247 E. 2024/1262 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4247
- Karar No
- 2024/1262
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1595 E., 2022/1271 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/91 E., 2019/106 K. 1- İlk Derece Mahkemesince, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında davacının aynı konu ile ilgili daha önceden açmış olduğu davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2- İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi tarafından eldeki dava ile daha önceden açılıp kesinleşen davanın tarafları, konusu ve dava sebepleri aynı olduğu, davacının iradesinin feragat değil, geri alma niteliği taşıdığı, ancak İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27.02.2018 tarih, 2017/603 Esas, 2018/94 Karar sayılı dosyasında feragat nedeniyle verilen ret kararının taraflar yönünden kesinleştiği, bu hükmün eldeki davada kesin hüküm oluşturduğu gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3- Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27.02.2018 tarih, 2017/603 Esas ve 2018/94 Karar sayılı dava dosyasında davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olup, kararın şeklen kesinleştiği, şeklen kesinleşen davadaki bulgu ve olguların işbu davada tartışılmasının mümkün bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davacı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 02.05.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi. - KARŞI OY YAZISI - Davaya son veren taraf işlemlerinden olan davadan feragat ile davanın geri alınması, mahiyeti ve sonuçları itibariyle birbirinden farklı kavramlardır. Davanın geri alınması (HMK m. 123), ileride tekrar dava açabilme hakkını saklı tutarak davanın takibinden vazgeçilmesi olup burada, davacı talep ettiği haktan (talep sonucundan) feragat etmemektedir. Davadan feragat ise (HMK m. 307), talep edilen haktan, talep sonucundan vazgeçmektir. Davadan feragat davalının rızasına (muvafakatına) bağlı olmadığı halde, davacının davasını geri alabilmesi için davalının rızası şarttır. Davadan feragat halinde, feragat edilen hak ileride tekrar dava konusu yapılamaz ve yapılır ise mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilir. Davanın geri alınması durumunda ise, geri alınan dava ileride tekrar açılabilir. İfade edildiği üzere, davadan feragat ile davanın geri alınmasının hukuki sonuçlarının birbirinden çok farklı olduğu dikkate alınmak suretiyle, davacı tarafın hangi tabirleri kullandığından ziyade, davacının amacının (maksadının) davaya konu haktan (talep sonucundan) vazgeçmek mi yoksa davasını ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutarak davasını geri almak mı olduğu dikkatlice incelenerek davacı tarafın beyanının yorumlanması ve verilecek kararın da buna uygun şekilde verilmesi gerekir. Buna uygun bir değerlendirme yapılmaksızın hakkın özünden vazgeçme olmadığı halde davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde bu kararın kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı üzerinde de durulmalıdır. Bu konuda hüküm kısmının hükmün gerekçesi ile birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılabilmesi mümkün olacaktır. Zira gerekçenin kural olarak kesin hüküm etkisi bulunmamakta ise de "gerekçe; hâkimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında köprü görevi yapar. Hükmün gerekçe bölümünde sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep açıklanır. Hâkim gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını bir başka ifadeyle kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. İşte bu sebeplerle hükmün gerekçe bölümü maddi hukuk anlamında kesinlikten tamamen arındırılmış olmayıp, öğretide ve uygulamada, hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olan gerekçenin kesin hüküm etkisi olduğu kabul edilmektedir" (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 gün ve 2020/175 Esas , 2021/202 Karar sayılı kararı (§ 17). Somut olayda davanın kesin hüküm nedeniyle reddine esas olan karar vekalet ücreti yönünden istinaf itirazı kabul edilerek bölge adliye mahkemesince yeniden esas hakkında olmak üzere davanın feragat nedeniyle reddine dair verilmiş olan karardır. Bu kararda davacı beyanının feragat niteliğinde mi yoksa davanın geri alınması niteliğinde mi olduğu konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın feragat nedeniyle karar verilmiş ise de kararın gerekçesinde, "İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti" başlığı altında; İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 27/02/2018 tarih, 2017/603 Esas ve 2018/94 Karar sayılı kararda özetle; ",..Dava konusu ettikleri haklarından vazgeçme anlamına gelmemek üzere, görülen lüzum üzerine davadan feragat ettiklerini belirtmiş olup, feragat nedeniyle davanın reddine" dair karar verilmiştir." açıklamasına yer verilmiştir. Özetlenen ilk derece mahkemesi kararına bakıldığında da bu açıklamaya uygun biçimde feragat nedeniyle reddin gerekçesi olarak; "Davacı vekili Av. ... uyap üzerinden mahkememize gönderdiği 26/02/2018 tarihli dilekçesi ile açmış oldukları davada, dava konusu ettikleri haklarından vazgeçme anlamına gelmemek üzere, görülen lüzum üzerine davadan feragat ettiklerini belirtmiş olup feragat dağrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur" açıklaması yapılmıştır. Gerçek bir feragattan söz edebilmek için hakkın özünden vazgeçilmiş olması gerekir. Kesin hükmün varlığı kabul edilen karara esas olan beyanda davacı taraf açıkça dava konusu ettikleri haklarından vazgeçme anlamına gelmemek üzere feragat beyanında bulunduğunu belirtmiştir. Hakkın özünden vazgeçilmediği için ileride tekrar dava açma hakkı saklı tutulduğu kararın gerekçesine de yansıtılan bu beyanda açıkça görülmektedir. Uygulamada kavram kargaşası nedeniyle gerek taraf dilekçelerinde gerekse mahkeme kararlarında davayı geri alma yerine davadan vazgeçme, davadan feragat beyanlarına rastlanabilmektedir. Bu durumda davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olsa da hüküm kısmına sıkı sıkıya bağlı gerekçenin de dikkate alınması suretiyle verilen kararın HMK 307. madde anlamında bir feragati içermediği,HMK 123. maddede düzenlenen davanın geri alınmasına dayalı olarak bu kararın verildiğinin kabulü gerekir. Anayasa Mahkemesinin 08.09.2021 gün ve 2018/11937 bireysel başvuru numaralı kararında benzer bir husus mahkemeye erişim hakkı bağlamında değerlendirilmiş (§ 48) olup kararın gerekçesinde; kesin hükme saygı ilkesi uyarınca kesinleşmiş bir mahkeme kararına idari mercilerin ve yargı mercilerinin uymasının zorunlu olduğu ancak her somut olayın kendi koşullarında değerlendirilmesi gerektiği (§ 47), ilk açılan davada feragat nedeniyle ret kararı verilmiş olsa da davacıların dilekçelerindeki geçen ifadelerin hakkın özünden vazgeçme mahiyetinde olmadığı esasen davanın geri alınması iradesini yansıttığının değerlendirilebileceği (§ 49), dolayısıyla başvuru konusu dava yönünden feragat nedeniyle verilen ret kararının niteliğinin bu çerçevede ele alınması gerektiği (§ 50), ret kararına dayanak dilekçenin niteliğinin başvurucuların itirazlarını karşılayacak ölçüde değerlendirilmeden kesin hüküm nedeniyle ret kararı verilmesinin mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz müdahalede bulunulması sonucunu doğurduğu (§ 51) belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle önceki davada davanın geri alınması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davanın feragat nedeniyle reddine ifadesi kullanılmasının sonuca etkili olmadığını kabul etmek gerekir. Bu durumda hakkın özünden vazgeçme bulunmadığı için verilen kararın hakkın özünün ortadan kalktığına ilişkin kesin hüküm oluşturmadığı, bu yönde dava şartı eksikliği bulunmadığı kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken kesin hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı için temyiz itirazlarının kabulüyle kararın bozulmasına karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan feragata ilişkin kesin hüküm bulunduğu kabul edilerek onama yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.