Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/6108 E. 2022/5545 K. – Asıl Ve Birleşen

Konu: Asıl Ve Birleşen Davada Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/6108
Karar No
2022/5545
Karar Tarihi
Konu
Asıl Ve Birleşen Davada Tazminat

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi BİRLEŞEN 2016/857 ESAS SAYILI DOSYADA Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne yönelik verilen hüküm davalı-birleşen davada davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı-karşı davacı vekili Avukat ... ile davacı-karşı davalı vekili Avukat ...'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında otel inşaatının alüminyum giydirme cephe işlerininin yapımı için sözleşme imzalandığını, müvekkilinin teknik alt yapının önemli bölümünü tamamladığı halde sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini, hem avans hem de kat'i teminat mektuplarının irat kaydedildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL imalât bedeli ile müvekkilinin uğradığı müspet, menfi zararlar ile yoksun kalınan kârdan dolayı 5.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 12.07.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile imalat bedeli bakımından dava değerini 69.400,00 TL artırarak talebini 79.400,00 TL’ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının sözleşme konusu işi belirlenen programa uygun şekilde ilerletemediğini ve kendi kusurlu davranışları ile sözleşmenin feshine neden olduğunu, imalât ve ihzaratların tamamı hatalı ve sözleşmeye aykırı olduğu için söküldüğünü ve hurdaya ayrıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş, birleşen davada ise davacının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle işin 3. kişiye tamamlatıldığını ileri sürerek; feshedilen sözleşme uyarınca ödenmesi gereken 37.800 Euro cezai şart bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava bakımından davacı yüklenicinin 64.400,00 TL imalât bedeli talep edebileceği, birleşen dava bakımından ise davalı-birleşen dosyada davacı iş sahibinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu, işin 90 gün geç tamamlandığı, 6 oda için hesaplanan 129.449,77 TL cezai şartın talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 68.400,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 129.276,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı-birleşen dosyada davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Taraflar arasında düzenlenen 07.08.2012 tarihli eser sözleşmesi ile otel inşaatının alüminyum giydirme cephe işinin yapımı kararlaştırılmış olup, davacı-birleşen dosyada davalı yüklenici, davalı-birleşen dosyada davacı iş sahibidir. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK’nın 297. maddesine göre, hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nın 298/2. maddesinde ise “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz” hükmü düzenlemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli, 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; yasanın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması; Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkına ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. Bu anlatımlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece verilen hükmün gerekçe kısmında, birleşen dava dilekçesinde 37.800 Euro'nun tahsili talep edildiği halde kısa kararda 129.276,00 TL üzerinden hüküm kurulduğu, söz konusu maddi hatanın düzeltilemediğinin belirtildiği, böylelikle kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmış olup, verilen karar belirtilen nedenle doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün temyiz eden davalı-birleşen dosyada davacı yararına BOZULMASINA, 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı-birleşen davada davalıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davalı-birleşen davada davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı-birleşen davada davacıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 29.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/6108, K. 2022/5545, T. 29.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2021-6108-e-2022-5545-k-a3c2c18a0b3d