Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2010/8821 E. 2010/11506 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/8821
Karar No
2010/11506
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalılar vekili Av. ............, geldi. Davacı vekili gelmedi. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının 9 parsel No’lu taşınmazın paydaşlarından olup aynı taşınmazda bir kısım paydaşların toplam 1544/2400 paylarını davacıdan habersiz 56.000 TL bedelle davalı ...’a sattıklarını davacının 1.4.2003 tarihinde öğrendiğini, davacının önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının söz konusu satıştan satış tarihi itibariyle haberdar olup davanın süresinde açılmadığını, tapuda satış bedelinin 100.000 TL olup aradan geçen süre zarfında enflasyon ve imar çalışmaları nedeniyle arsa değerinin arttığını, bugünkü pay değerinin 500.000 TL’ye ulaştığını, davacının ise kötü niyetle payın 56.000 TL bedelle satıldığı iddiasında bulunduğunu, davanın eksik harçla açıldığını, satış ve dava tarihleri arasında uzunca bir süre geçtiğinden payın değerinde objektif nedenlerle meydana gelen değer artışının önalım bedeline yansıtılması gerektiğini belirtmiş, 22.1.2004 tarihli dilekçesi ile davacının yaşlı, ekonomik varlığı olmayan aynı zamanda mümeyyiz olma niteliğini kaybetmiş bir kişi olduğunu savunmuştur. Davacının paydaşı olduğu 9 No’lu parselde bulunan ve dava konusu edilen 1544/2400 pay taşınmazın paydaşları... ve..........., tarafından 6.6.2001 tarihinde 100.000 TL bedelle davalı ...’a satılmıştır. Bu satıştan 1.4.2003 tarihinde haberdar olduğunu ileri süren davacı önalım hakkını kullanmak üzere işbu davayı açmış, davaya karşı beyanda bulunan davalı diğer savunmalarının yanı sıra davacının ayırt etme gücünün bulunmadığını, fiil ehliyetinin olmadığını iddia etmiştir. TMK.'nun 9. maddesinde fiil ehliyetine sahip olan kimsenin kendi fiilleri ile hak edinip borç altına girebileceği düzenlenmiş, aynı kanunun 14. maddesinde de ayırt etme gücü bulunmayanların küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığı belirtilmiştir.Bir davada taraf olarak yer alan kişinin fiil ehliyetinin bulunması zorunludur. Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulur. Davada, davalı taraf davacının ayırt etme gücünün olmadığını ileri sürmüş bu iddia Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı’ndan alınan raporlarla kısmen doğrulanmış bulunmasına göre mahkemece, TMK.'nun 405 ve HUMK’nun 42. maddeleri gereğince davacının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği konusunda görevli Sulh Hukuk Mahkemesine müzekkere yazılarak bu hususun bekletici mesele sayılması, gerekirse TMK’nun 462/8 maddesine göre işlem yapılması gerekirken davacının raporunun alınması için gerekli giderlerin yatırılmadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenrle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/8821, K. 2010/11506, T. 26.10.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2010-8821-e-2010-11506-k-cd686241e527