Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2026/2690 E. 2026/3688 K. – Nitelikli Tehdit

Konu: Nitelikli Tehdit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2026/2690
Karar No
2026/3688
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Tehdit

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2745 E., 2026/117 K. SUÇ : Nitelikli tehdit HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 21.01.2026 tarihli ve 2025/2745 Esas, 2026/117 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 23.10.2025 tarihli ve 2023/14761 Esas, 2025/9206 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307/4 maddesi uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle;

Yapılan ön inceleme neticesinde; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, tanık ...'ın katılan ...'ın kızı olduğu ve sanıklardan daha öncesinde borç aldıklarını ancak olayın yaşandığı ana ilişkin her hangi bir bilgi ve görgüsünün olmadığını beyan etmesi, tanık ...'nın olay günü kendisinin de olay yerinde olduğunu, sanık ...'in katılan ...'dan parasını istediğini ancak tehdit etmediğini, katılan ...'e yönelik de bir eyleminin olmadığını beyan etmesi, tanık ...'in olay günü kendisinin de olay yerine gittiğini, amcası olan sanık ...'ın arabanın devrini istediğini, eğer devir işlemi yapılmayacaksa da parasını geri istediğini, ancak kimseyi tehdit etmediği gibi darp da etmediğini, hatta daha sonrasında katılan ... ile birlikte kahveye gidip çay içtiklerini bildirmiş olması ve sanıkların soruşturma ve kovuşturma aşamalarında istikrarlı bir şekilde suça konu eylemi gerçekleştirmediklerini savunmuş olmaları birlikte değerlendirildiğinde, katılanların tehdit iddiasına ilişkin olarak, sanıkların mahkûmiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, sanıklar hakkında beraat hükmü yerine yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı yerinde görülmemiştir.

II. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 21.01.2026 tarihli ve 2025/2745 Esas, 2026/117 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 23.10.2025 tarihli ve 2023/14761 Esas, 2025/9206 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307/4 maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,29.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2026/2690, K. 2026/3688, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2026-2690-e-2026-3688-k-56604e551bab