Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/4082 E. 2026/1996 K. – Mala Zarar Verme

Konu: Mala Zarar Verme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2025/4082
Karar No
2026/1996
Karar Tarihi
Konu
Mala Zarar Verme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/699 E., 2021/3259 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak mahkûmiyet kararı kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen cezanın niteliği ve süresine göre, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle yapılan incelemede;

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Isparta 4.Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2020 tarihli ve 2020/680 Esas, 2020/1092 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

B. İstinaf Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 24.11.2021 tarihli ve 2021/699 Esas, 2021/3259 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmünün O yer Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin istinafı üzerine, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırılarak mala zarar verme suçundan sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 151/1, 62/1, 53. ve 58. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Bölge adliye mahkemesinin gerekçeli kararında görüntü izleme tutanağında "katılana ait aracın dikiz aynasını kırarak yaklaşık 350 TL'lik bir zararın oluşumuna sebebiyet verdikten sonra yazmamasına rağmen" sanki böyle bir tespit varmış gibi yazılarak ve değerlendirme yapılarak hatalı karar verildiğine, sanığın mala zarar verme suçunu işlediğinin ispatlanmadığına, her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil bulunmadığına delillerin hatalı değerlendirildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, katılan ile sanık arasında husumet olduğuna, katılanın sanık hakkında daha önce de benzer şikayetlerde bulunduğuna ve tamamının reddedildiğine, katılanın olay tarihinden yaklaşık iki ay sonra yine aynı aracı aynı yere bırakarak sanık hakkında suçlamada bulunmuşsa da sanığın beraat ettiğine, tanıdığı ... isimli kişinin uzlaştırmacı olmak istediğine, ancak katılanın şikayetinden vazgeçmek için sanıktan 150 TL para talep ettiğine, mahkemece istenirse bu şahsın tanık sıfatıyla dinlenebileceğini, şikayet öncesi katılanın sanığa ve çalışanına sataşarak çalışan üzerine yürüdüğü için bayan olan çalışanın katılan hakkında uzaklaştırma kararı olduğuna, aralarındaki dava devam ederken iki ay sonra aracını yine aynı şekilde dükkanın önüne koymasının katılanın sataşma halinde olduğunu ve niyetinin tekrar suç oluşturma olduğunu ispatladığına, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğuna katılanın iddiasının iftira ve niyetinin farklı olduğunu ispatladığına kararın bozulması gerektiğini ilişkindir

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, her ne kadar sanık hakkında katılanın aracının sol dikiz aynasını kırması suretiyle mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın soruşturma ve kovuşturmanın tüm aşamalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi, katılanın soruşturma aşamasında evinin penceresinden sanığın katılanın aracının sol dikiz aynasını kırıp kendi aracına binerek olay yerinden ayrıldığını gördüğünü, olaya şahit olduğu için aşağı indiğini beyan etmesine karşın kovuşturma aşamasında sanığın katılanın aracının sol tarafından dolaşarak kendi aracına bindiğini, aşağı indiğinde soldaki dikiz aynasının kırıldığını gördüğünü beyan etmek suretiyle olayın doğrudan görülüp görülmediği hususunda anlatımları arasında çelişki bulunması, görüntü izleme tutanağında sanığın katılanın aracının dikiz aynasını kırdığına ilişkin net ve kuşkuya yer bırakmayacak bir görüntünün yer almaması, aracın sol dikiz aynasına ilişkin tespitin olayın hemen akabinde ve olay yerinde yapılmayıp olaydan birgün sonra polis merkezi önünde düzenenen tutanağa dayanması, katılan tarafından çizilen krokide sanığın katılanın aracı ile kendi aracı arasına girerek katılanın aracının sol dikiz aynasını kırdığı ve akabinde kendi aracının arka kısmından dolanarak aracına bindiğinin gösterilmesine karşın sanığın aracını yola doğru park ettiğini beyan etmesi, bu şekilde park etmiş olması halinde sürücü kapısına ulaşmak için iki araç arasından geçmesinin olağan olması, dosya kapsamındaki kamera görüntü izleme tutanağında ise sanığın aracını hangi yöne park ettiğine ilişkin net belirlemenin yer almaması birlikte değerlendirildiğinde; mevcut delil durumuna göre katılanın soyut beyanı dışında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın mala zarar verme suçundan beraati yerine ile yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 03.03.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2025/4082, K. 2026/1996, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2025-4082-e-2026-1996-k-c036464dd1ea