Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/2696 E. 2026/1904 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2025/2696
Karar No
2026/1904
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4074 E., 2024/4290 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma tefecilik HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz istemenini esastan reddi ile hükmün onanması

Her ne kadar duruşmalı temyiz incelemesinde bulunulmuş ise de 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmiştir. Katılan ... Muhakemat Müdürlüğü vekilin tefecilik suçu dışında kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun reddine dair karar, 5271 sayılı Kanun'un 279/1-b maddesi uyarınca itiraza tabi olup itiraz mercii tarafından karara bağlandığı anlaşılmakla, inceleme dışı bırakılmakla yapılan incelemede;

I- Katılanlar ... ve ... Vekilinin Tefecilik Suçuna Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde: Katılanlar ... ve ...'nın tefecilik suçu yönünden suçtan zarar gören sıfatı bulunmaması nedeniyle bu suçtan açılan kamu davasına katılmaya hakkı bulunmadığından; bu yöndeki temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,

II- Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Katılanlar ... ve ...'a Yönelik Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma; Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik Kasten Yaralama; Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Mağdur ... ve ...'a Yönelik Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Adı Geçen Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri ile Katılan ... Muhakemat Müdürlüğü Vekilinin Tefecilik Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a. maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz istemlerinin; 5271 sayılı Kanun'un 286/2-h maddesi uyarınca, davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararları ile ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyizleri mümkün olmadığından anlaşıldığından, katılan ... Muhakemat Müdürlüğü vekilinin tefecilik suçu yönünden temyiz isteminin, Aynı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,

III- Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Katılan ...'a Karşı Nitelikli Yağma; Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Mağdurlar ... ve ...'a Yönelik Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerinin İncelenmesinde; 1) Zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla olduğu yerden alınması hırsızlık suçunu oluşturur. Yağma suçu, hırsızlığın zor kullanılmak suretiyle gerçekleştirilme halidir. Yağma, başkasının zilyetliğindeki taşınabilir bir malı, zilyedin rızası olmaksızın faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınmasıdır. Cebir veya tehdit, ''yaşam hakkı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı hakkı'' şeklindeki hukuki değerlere yönelik olmalıdır. Yağma icrai kuvvetle işlenebilen bir suç tipidir. Kullanılan cebir ve tehditin kişinin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya elverişli olmalıdır. Cebir-şiddet, mağduru, men ederek ve zorlayarak, failin istediği davranışa sokacak fiillerdir.

Somut olaya gelince mağdur ...'ın girdiği ekonomik sıkıntı nedeniyle sanık ...'ten faiz karşılığında toplam bedeli 80.000,00 TL olan 13 adet çek aldığı, çeklerin ödeme günleri geldiğinde 34.000,00 TL'lik kısmını ödediği geri kalanlarını ödeyemediği, tarafların bu konuyu konuşmak için tanık ...'nin iş yerinde buluştukları ve aralarında yaptıkları yazılı anlaşma uyarınca katılan ...'in kalan borç miktarı olan 46.000,00 TL'ye karşılık 1748 adet pantolonu sanık ...'a teslim etme konusunda yazılı mutabakata vardıkları ve pantolonların aynı gün sanık ...'a teslim edildiği, teslim tarihinden 3-4 gün sonra sanık ...'ın mağdur ...'i arayıp pantolonların borcu karşılamadığını söyleyerek 25.000,00 TL daha istediği, bu görüşmeden sonra 20.05.2011 günü katılan ...'ın yanında katılan ..., tanıklar ... ve ... ile birlikte sanık ...'ın iş yerine gittikleri içeriye girdikten sonra sanıkların kapıyı kilitledikleri, sanık ...'ın tanıklar ... ve ...'e "...siz karışmayın siz bizim misafirimizsiniz..." dediği, devamında sanıklar ..., ..., ... ..., ve ...'in hep birlikte katılanlar ... ve ...'ı tehdit edip sopa ve bıçakla darp etmeye başladıkları, tanıklar ... ve ...'in katılanların uğradığı saldırıdan etkilenip olaya müdahale ederek sanık ...'in mağdur ...'dan istediği paraya karşılık 2 adet 7.500,00 TL ve bir adet 10.000,00 TL'lik senedi imzalayarak sanıklara teslim ettikleri ardından sanıkların katılanları serbest bıraktıkları olayda; tanıklar ... ve ...'in 27.05.2011 tarihli ifadelerinde sanık ...'ın kendilerine "... Siz bu işe karışmayın siz benim misafirimizsiniz..." şeklinde sözler sarf ettiğini belirten beyanları da gözetildiğinde sanıkların adı geçen tanıklara yönelik yağma suçundan aranan cebir, şiddet veya tehdit boyutuna varan eylem ve söylemlerinin bulunmadığı, hal böyle olunca tanıklar ... ve ...'in kendilerine yönelik haksız bir saldırı ve istem olmadığı halde katılanların uğradığı saldırıya sonlandırmak için insiyatifleri ile sanıklara verdikleri senetlerin yağma suçunun konusunu oluşturamayacağından sanıkların eylemelerinin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile tamamlanmış yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,

2.Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, Dairemizce de benimsenen (Örneğin Y.C.G.K’nın 20/05/2014 tarihli, 2014/6-617 esas ve 2014/271 sayılı kararında olduğu gibi) istikrar bulmuş içtihatları uyarınca; sanık ya da sanıkların iradelerinin baştan itibaren mağdur ya da mağdurlardan belirli bir miktar parayı almaya özgülenmesi durumunda, değişik zamanlarda birden fazla fiil işlenmiş olsa ya da birden fazla mağdura karşı işlense bile, sanık ya da sanıkların eylemlerinin tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle sözü edilen içtihatlar uyarınca, belli bir miktara özgüleme varsa her biri müstakil yağma suçunu teşkil eden fiiller farklı zamanlarda işlenmiş olsa ve/veya birden fazla mağdura (örneğin; iş ortağı, kardeş gibi) karşı işlenmiş olsa bile, fail ya da faillerin tek bir yağma suçundan sorumlu tutulması gerekecektir. (Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 2022/296 Esas, 2022/7186 Karar)

Somut olaya gelince; mağdur ...'ın maddi sıkıntıları nedeniyle ticari işlerinde kullanmak için sanık ...'ten 2010 yılı içerisinde 5 adet hatır çeki alıp kullanmaya başladığı, mağdur ...'nin 6.000,00 TL ve 7.000,00 TL tutarındaki iki adet çekin bedelini ödeme gününde ödeyemediği, bu süreçte mağdur ...'ın ... İlçesine gidip burada yaşamaya başladığı, sanık ...'in ... ilçesine gelerek sanık ... ile görüştüğü, sanık ...'nın mağdur ...'ın kuzeni olan diğer mağdur ...'ı tanıdığı, bu yolla mağdur ...'a ulaşan sanık ...'in mağdurlar ... ve ... ile yaptığı görüşme sonucunda mağdur ...'tan senet ve teminat olarak Citroen marka aracı aldığı, böylece taraflar arasında yeniden borçlandırıcı işlem yapıldığı, devam eden günlerde sanık ...'in alacağını tahsil edememesi üzerine 14.05.2011 günü yanında arkadaşları olan diğer sanıklar ... ve ... ile birlikte İzmir'den ...'ye geldikleri ve sanık ... ile buluştuktan sonra mağdurların bulundukları iş yerine giderek mağdurları önce burada darp ettikleri, ardından saygın isimli otoparka götürerek burada da darp etmeye devam ettikleri, devamında mağdur ...'ın üzerinde bulunan hamiline yazı çekip zorla alıp diğer mağdur ...'a ciro yaptırdıktan sonra her iki mağduru serbest bıraktıkları olayda; olayın en başından itibaren sanık ...'in mağdur ...'tan olan alacağını tahsili etmek amacıyla hareket eden sanıklar ..., ..., ... ve ...'nın eylemlerinin tek bir yağma suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi gerektiği ve bu bağlamda;

a) Sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik eylemi nedeniyle ayrıca nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,

b) Kural olarak borç ilişkisi doğduğu anda alacaklı veya borçlu sıfatı taşımayan kimselerin bu maddeden istifade edemeyeceğini kabul etmektedir. Ancak bu kural sıkı sıkıya uygulandığında ciddi sakıncaları olduğu görülebilmektedir. Çek senet tahsilatçısı veya mafya bağlantı olmadan hatta çoğu zaman hiçbir maddi veya manevi çıkarı olmadan bazen zorunluluk bazen dayanışma adı altında olaya katılan kişilere rastlanılmaktadır. Mesela; yakın akrabalardan biri alacağını almak için borçlu olan kişiye giderken birlikte gitmenin çoğu zaman aile bağları gereği zorunlu olduğu açıktır. Bunun gibi işçi veya ortağı olarak çalıştığı birinin alacağını almaya giderken yanında bulunmama halinde çoğu zaman işten çıkarılma veya ortaklığın bitirilmesi durumları yaşanabilmektedir. Ortaklığın maddi zarara uğraması yani kendi zararları da söz konusu olmaktadır. Ayrıca alacak miktarından çalışan veya ortak doğrudan da etkilenmektedir. Ayrıca hem yakın akrabalar hemde ortak ya da çalışan ile patron arasında ekonomik bağlantı olduğu veya olabileceği de açıktır. Yakın arkadaşlar da dayanışma duygusu ve yakın ilişki nedeniyle çoğu zaman hatıra binaen borçluya birlikte gitmektedirler. Bu nedenlerle bu tür durumlarda birlikte hareket etmek zorunluluk arz etmektedir. Bu doğrultuda Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.05.2025 tarihli ve 2024/6-528 Esas, 2025/200 Karar sayılı kararında "...yakın arkadaşlık ilişkisi nedeniyle herhangi bir kişisel menfaati olmaksızın iştirak eden sanık hakkında TCK'nın 150.maddesinin birinci fıkrasının uygulama şartlarının oluştuğu..." şeklinde vurgulandığı üzere sanıklar ..., ... ve ...'nın eylemlerinin bir bütün halinde 150/1. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının yeniden değerlendirilmesinin zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2025/2696, K. 2026/1904, T. 02.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2025-2696-e-2026-1904-k-3513a7cbb532