Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/4458 E. 2026/3477 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4458
Karar No
2026/3477
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1605 E., 2024/1524 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... ve müdafiinin, sanık ... müdafilerinin temyiz dilekçesinde, anılan sebeplerle yapılan incelemede;

Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Ancak; Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit bir kimseyi malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Cebir veya tehdidin bu amaçla ve bu şekilde yapılması, yağma suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır.

Öğreti ve yargısal kararlarda benimsendiği üzere; malın taşınabilir olması, mal sahibinin rızasının bulunmaması, malın alınması ve faydalanma kastının varlığı gibi hususlar yönünden hırsızlık suçuna benzeyen yağma suçu, failin malı almak veya zilyedinin malın alınmasına rıza göstermesini sağlamak bakımından cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi nedeniyle hırsızlık suçundan ayrılmaktadır.

Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak amacıyla bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır.

Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan itibaren yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır. Ancak bazı durumlarda fail, aslında hırsızlık amacıyla harekete geçmesine karşın daha sonraki bir aşamada cebir veya tehdit kullanmaktadır. Bu durumda eylemin hangi suçu oluşturacağı hususunda tereddüt yaşanmaktadır.

Yağma suçu bir kişinin malını cebir veya tehdit kullanarak almak suretiyle oluştuğundan, unsurları itibarıyla hem zilyetliğe hem de kişinin hürriyetine yönelik bir suçtur. Ancak burada kişi hürriyetine yönelen saldırı, mal aleyhine işlenen suçun gerçekleştirilmesi bakımından bir araç niteliğinde bulunduğundan, bu suç sonuç itibariyle "mal aleyhine" işlenen bir suçtur.

Yağma suçunda fail mağdura karşı cebir veya tehdit kullanarak malı bulunduğu yerden almaktadır. Bu nedenle hırsızlık suçunda korunan hukuki yarar, zilyetlik hakları iken, yağmada zilyetlik haklarının yanında, aynı zamanda kişi özgürlüğü de korunmaktadır. Hırsızlık amacıyla malın alınmasından ve mağdurun bu eşya üzerindeki hâkimiyetinin sona ermesinden sonra gerçekleşen cebir veya tehdit, hırsızlık suçunun yanında kasten yaralama veya tehdit suçunu da oluşturacaktır.

Yağma suçu, hırsızlığın zor kullanılmak suretiyle gerçekleştirilme halidir. Cebir veya tehdit, ''yaşam hakkı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı hakkı'' şeklindeki hukuki değerlere yönelik olmalıdır. Yağma icrai kuvvetle işlenebilen bir suç tipidir. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişinin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamasına elverişli olması gerekir.

Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. (Benzer görüşler için bkz. Artuç age I s. 244 ,Gökçen vd. Age s.118, Özgenç Genel Hükümler age s. 246, Koca/Üzülmez Genel Hükümler age I s. 139, Artuk/Gökcen vd. Genel Hükümler age s.396, Şahbaz age s.145, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.333, Koca/Üzülmez Özel Hükümler age I s.601)

Ceza Genel Kurulu'nun 2015/709 Esas ve 2016/33 Karar sayılı kararında; "... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların şikâyetçinin işyerine gelerek “Cezanı kestik, 20.000 TL'ye bu işi hallederiz” şeklinde sözler sarf ettikleri ve işyerinde bulunan nargileyi aldıkları ve “biz bu nargileyi götüreceğiz” dedikleri, katılanın karşı çıkması üzerine sanıkların “buna tatlı gasp derler” dediği, bu esnada işyerinde bulunan şikayetçinin arkadaşı tanık ....'in sorun çıkmaması için nargileyi alıp sanıkların aracına bıraktığı, olay yerinden ayrılan sanıkların yaklaşık yarım saat sonra tekrar geldikleri, sanık ...’in olay sonrasında ele geçirilemeyen silahı katılana çektiği, sanık ... ile katılan arasında tartışma ve arbede yaşandığı, sanık ...’in katılanın kafasına sert bir cisimle vurduğu ve silahın ateş aldığı, sanıkların olay yerinden kaçtıklarının iddia edildiği, sanıkların savunmalarında üzerine atılı yağma suçuna ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmediği olayda iki olayın olduğu, sanıkların şikayetçinin işyerine ikinci gelişlerinde mal almaya yönelik bir cebir veya tehditin olmadığı dikkate alındığında; birinci olayda ilk derece mahkemesince, sanıkların hangi eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148/1. fıkrasında sayılan değerlere yönelik cebir veya tehdit unsurunu oluşturduğu, cebir veya tehdidin nasıl gerçekleştiğinin ayrıntılı olarak tartışılmadan; sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenle, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 28.05.2024 tarihli kararına yönelik sanık ... ve müdafiinin, sanık ... müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/4458, K. 2026/3477, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-4458-e-2026-3477-k-9a6b6047bef4