Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/3962 E. 2026/2076 K. – Nitelikli Yağma
Konu: Nitelikli Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/3962
- Karar No
- 2026/2076
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/325 E., 2024/416 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanık hakkında ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla nitelikli yağma suçundan mağdura yönelik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun'un) 149/1-d.h, 168/3-2, 53, 58. maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. İstinaf Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi'nin 26.02.2024 tarihli kararı ile sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1.a maddesi uyarınca; "Ancak 06.10.2020 tarihli ilk hüküm yalnızca sanık tarafından istinaf edilmiş olup, aleyhe istinaf bulunmadığından 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi gereğince aleyhe değiştirme yasağı ve sanığın kazanılmış hakkı dikkate alınarak sanığın cezasının, 6 ay hapis cezası üzerinden infaz olunmasına" şeklinde ibare eklenilmesi suretiyle istinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafi Temyiz İstemi Müvekkilinin üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilamlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/6-110 Esas, 4 65... /6-11 57... /239 Karar sayılı ilamlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir. Hırsızlık, yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirler almalarına göre, bu tür suçlarda yan delil bulmada sıkıntılar olduğu açıktır. Çoğu zaman bu tür suçlarda elimizdeki tek delil sadece şikâyetçilerin beyanından ibaret kalmaktadır. Bu zorlayıcı nedenlerden dolayı aralarında husumet olmayan, çoğu zaman hiç tanımadığı ve iftira atması için neden bulunmayan müşteki beyanı sübutun ve sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin kabulünde yeterli kabul edilmektedir. Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da itilaflı başka bir konuda şikâyetçi ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, şikâyetçiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır. Bu nedenle ispatı zor olan olaylarda akla, mantığa ve dosyadaki olaylara uyumlu denetlenebilir müşteki beyanına itibar olabilir ise de akla, mantığa, fenne ve dosyadaki olaylara uymayan helede başka türlü ispat imkanı varken sadece müşteki beyanıyla yetinilmesi halinde bu beyanın suçun aydınlatılmasına yönelik değil başka bir olayı örtme, iftira atma veya intikam alma gibi bir amaca yönelik olduğu şüphesi doğuranlara bu şüphe giderilmeden itibar edilmesi büyük haksızlık oluşturacak ve yargılama konusunda tüm yetkiyi hakkı olmadığı halde sadece taraf olması gereken görünüşteki müştekiye devredecektir. Bu genel anlatımdan sonra somut olay değerlendirildiğinde; sanığın arkadaşları ile ... isimli işyerinde yemek yediği ve alkol aldığı, bir arkadaşının masadan erken kalkarak 400,00-TL olan hesabın 150,00 TL'sini ödediği, sanığın masadan kalkıp dışarı çıktığı sırada mağdurun kalan hesabı ödemesini istemesi üzerine sanığın hesap kartından 150,00 TL'yi alarak "ben hesabı vermiyorum, hangi mekana gitsem hesap ödemem, ödersem ateş ederim elimi kolumu sallayarak giderim" dediği ve çıktığı mağdurun şikâyetçi olması üzerine polis merkezine getirilen sanığın mağdura " dikkat et mekanını tarayacağım " dediği sonra söz konusu ücreti sanığın arkadaşının ödediği, arkadaşının ücretini ödediğini gören sanığın mağdura "hem parayı geri vereceksin hemde şikâyetçi olmayacaksın yoksa tararım, tarayacağım senin mekanını, kurşunlayacağım seni" dediği iddia edilen olayda; sanığın henüz mağdurun hakimiyetine geçmemiş olan 150,00 TL'yi alarak tehdit etmesi eylemi yönünden mağdur beyanı dışında delil bulunmadığı ancak eylem sabit kabul edilseydi dahi para mağdurun hakimiyetine geçmediğinden yağma suçunu oluşturmayacağı, arkadaşının ücretini ödediğini gören sanığın mağdura "hem parayı geri vereceksin hemde şikâyetçi olmayacaksın yoksa tararım, tarayacağım senin mekanını, kurşunlayacağım seni" şeklinde tehdit ettiği eylemi yönünden, tanık beyanları, tutanak ve cd izleme tutanağına göre sanığın mağdura, yalnızca mağdurun mekanını tarayıp ateş edeceğine dair tehditte bulunduğunun anlaşılması karşısında mağdur ve tarafsız olmayan mağdurun çalışanı ... dışında, tehdit ederken parayı geri alacağına ilişkin beyanda bulunduğuna dair yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanığın eyleminin tehdit suçunu oluşturduğu halde yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Kabule göre de; 2. Sanığın mağduru tehdit ederek, aldığın parayı vereceksin dediği ancak her hangi bir para almadığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden, tamamlanmış suçtan hüküm kurulması,
3. Sanık hakkında kazanılmış hakkı nedeniyle sonuç ceza olarak 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde " 6 ay hapis cezası olarak infazına" şeklinde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 05.03.2026 tarihinde karar verildi.