Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/3200 E. 2025/10863 K. – Tehdit
Konu: Tehdit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/3200
- Karar No
- 2025/10863
- Karar Tarihi
- Konu
- Tehdit
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/404 E., 2023/981 K. SUÇ : Tehdit HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında atılı suçtan verilen hükmün Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihi öncesinde Yargıtay incelemesinden geçmiş olması nedeniyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesindeki "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322/4-5-6 maddeleri hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklindeki düzenleme uyarınca 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310. maddesinde öngörülen bir haftalık temyiz süresine tabi olduğu açık ise de, sanığın yüzüne karşı verilen hükmü 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 27.12.2023 tarihinde temyiz ettiği, ancak ilk derece mahkemesinin kanun yolu hatırlatma fıkrasında temyiz süresinin 15 gün olarak gösterilmesi suretiyle sanığın yanıltıldığı anlaşılmakla, yanıltma nedeniyle sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın diğer temyiz talepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak; Bozma öncesi sanık hakkında tehdit ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarından yapılan yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararlarının sanık tarafından temyizi üzerine, verilen kararların Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 27.04.2023 tarihli ilamıyla basit yargılama usulünün değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gerekçesi ile hükümlerin bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan beraat kararı verildiği, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanığa isnat edilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunması, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı Kanun'un 253/3-son cümlesi uyarınca kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçuyla birlikte işlendiğinden bahisle uzlaşma hükümleri uygulanmamasına rağmen bu suçtan beraat kararı verildiğinin anlaşılması, yeni düzenleme ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri uyarınca, tehdit suçu yönünden uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi
Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden ... içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür.
Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Tehdit suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için tehdidin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek tehdit içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın tehdit eylemlerini kısa zaman dilimi içerisinde ve aynı eylemin devamı niteliğindeki sözlerle birden fazla katılana karşı gerçekleştirmesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un Kanun'un 43/2. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle Gelibolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.12.2023 tarihli ve 2023/404 Esas, 2023/981 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.