Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/9716 E. 2024/11886 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/9716
- Karar No
- 2024/11886
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2982 E., 2020/1705 K.. SUÇLAR : Tehdit, hakaret HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesince kurulan beraat hükümleri kaldırılarak kurulan mahkûmiyet hükümleri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, düzeltilerek onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: I.Sanık ...'ın Hakaret ve Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İsteminin İncelemesinde; Sanık yokluğunda verilen kararın, sanığın mernis adresine 21.10.2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 291. maddesinde öngörülen 15 günlük süre geçtikten sonra hükümleri temyiz ettiği anlaşılmakla; aynı Kanunun 298/1. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak temyiz isteminin REDDİNE,
II.Katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Tehdit Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelemesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır.
Somut olayımızda, sanık ile katılan ...'un eşi ...'ın kardeş olup aralarında husumet bulunduğu, katılan ...'un savcılık ifadesinde tespit edilen tehdit içerikli mesajların 0 553 385 07 69 numaralı hattan gönderilmiş olduğu ve söz konusu telefon hattının sanığın oğlu ... adına kayıtlı olduğu görülmekle; her ne kadar sanığın eski eşi ... ve tanık Melih söz konusu hattın sanık tarafından kullanıldığı beyan etmişlerse de; dosya kapsamından anlaşılacağı üzere sanık ile tanıklar ... ve ... arasında ailevi anlaşmazlıklar bulunmakta olup aralarındaki husumet sebebiyle beyanlarının itibar edilebilir olmadığı kaldı ki tanık ...'in Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/6349 soruşturma sayılı dosyasında alınan ifadesinde kendisinin rızası doğrultusunda cep telefonunda yapılan incelemede ... numaralı hattın telefonunda "... oğlum" şeklinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, sanık ... tarafından fiilen kullanılan hattın rehberinde oğlu olarak kayıtlı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğundan sanığın söz konusu cep telefonunu hattının kendisinin kullanmadığına dair beyanını çürütecek herhangi bir delil bulunmadığı, dolayısıyla aralarında husumet bulunan tanık beyanları dışında herhangi bir delil ve emare bulunmadığı, şüphenin söz konusu olduğu, şüpheden sanığın yararlanması gerekeceği bu haliyle sanığın atılı tehdit suçundan beraati yerine mahkûmiyet hükmü verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenle katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 16.07.2020 tarihli ve 2018/2982 Esas, 2020/1705 Karar sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.