Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/8937 E. 2024/9856 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/8937
- Karar No
- 2024/9856
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/657 E., 2020/346 K. SUÇLAR : Şantaj, tehdit HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.01.2013 tarihli ve 2013/1490 Esas sayılı iddianamesi ile sanık ... hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106 ncı maddesinin birinci fıkrası ve şantaj suçundan aynı Kanun'un 107 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılma istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2013 tarihli ve 2013/70 Esas, 2013/669 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına şantaj suçundan 5237 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ve 1.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2015/2180 Esas, 2019/10260 Karar sayılı kararı ile "...1-Sanığın aşamalarda suçlamaları kabul etmemesi, sanığın savunmasını tanık ...'ın, katılanın iddiasını ise tanık ... 'ın doğrulaması ve yine bu tanığın, sanığın katılana yönelik tehdit ve şantaj eylemlerini telefon konuşmasında duyduğunu beyan etmesi karşısında; tanık ... 'ın duyduğu telefon konuşmasının tarihi belirlenerek bu tarihe yönelik sanığın cep telefonunun iletişim tespiti bilgileri ile kurumdan getirtildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması, 2-Kabule göre ise; a-Sanığın katılana söylediği iddia ve kabul olunan sözlerin bir bütün halinde şantaj suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, şantaj ve tehdit suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması, b-TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve aynı Kanunun 3. maddesindeki "fiilin ağırlığı ile orantılı ceza verilmesi ilkesi" çerçevesinde somut olay açıkca irdelenerek, temel cezanın saptanması gerektiği gözetilmeden, dosya içeriğiyle uyumli olmayan "suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, kasta dayalı kusurun ağırlığı, failin amaç ve saiki..." gibi maddedeki bazı ibarelerin tekrarlanması suretiyle, temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak ve hakkaniyet ölçülerine uyulmayarak fazla ceza tayini, c-Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 günü, Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu..." Nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozma kararı üzerine Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.06.2020 tarihli ve 2019/657 Esas, 2020/346 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sanığın eyleminin bütün halinde "şantaj" suçunu oluşturduğu gerekçesi ile TCK'nun 107 nci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle aynı maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü madde uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. GEREKÇE Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 107 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü maddesi gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve 01.02.2012 olan suç tarihinden 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.06.2020 tarihli ve 2019/657 Esas, 2020/346 karar sayılı kararına yönelik katılan ... vekili ile sanık ... ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, Oy birliğiyle 30.09.2024 tarihinden karar verildi.