Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/12044 E. 2025/2084 K. – Şantaj
Konu: Şantaj
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/12044
- Karar No
- 2025/2084
- Karar Tarihi
- Konu
- Şantaj
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/173 E., 2021/615 K. SUÇ : Şantaj HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Ancak; Şantaj suçunun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen şeklinde, maddi unsur, sanığın yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından söz ederek, bu durumları mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp mağduru kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamaktır.
5237 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen şeklinde, fail kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmek için, bir başkasına şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmaktadır. Eğer fail herhangi bir fayda elde etmeye çalışmadan yalnızca şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunursa, eylem şantaj değil, sair tehdit suçunu oluşturacaktır. İkinci fıkrada yer alan suçun öğelerinden olan "yarar" kavramı sadece maddi çıkarları değil, fail veya üçüncü kişinin yararına olan her durumu kapsamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; suç tarihinde Belediye Başkanı olarak görev yapan katılan ile ... isimli bir bayan arasındaki internet üzerinden yapılan msn görüşme kayıtlarını ele geçiren sanık ... ve temyiz dışı arkadaşının, olay günü saat 02.00 sıralarında katılanı arayarak görüşme talep ettiği, ancak katılanın kabul etmediği, durumun acil olduğunu söylemesi üzerine tarafların buluştukları, ellerinde bulunan flaş belleği katılana vererek incelemesini ve bir saat kadar sonra kendilerini aramasını istedikleri, flaş bellek içerisinde katılana ait bir çok msn görüşme kaydı olduğunun tespit edildiği olayda; 5237 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinde tanımlı şantaj suçundaki talep unsurunun eksik kaldığı, şantaj suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, sanığın haberleşme kayıtlarını hukuka aykırı olarak ele geçirmeye yönelik eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 132 inci maddesinde tanımlı 'Haberleşmenin gizliliğini ihlal' suçunu oluşturup oluşturmayacağını tespiti açısından, mahkemece bu suç yönünden suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmakla, açılmış bir dava varsa bu dosyanında celp edilerek karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenle Ürgüp 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2021 tarihli ve 2020/173 Esas, 2021/615 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
20.02.2025 tarihinde karar verildi.