Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2022/9949 E. 2024/8473 K. – Nitelikli Yağma
Konu: Nitelikli Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/9949
- Karar No
- 2024/8473
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/722 E., 2021/1006 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiinin temyiz istemlerinin yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanıkların yağma suçunu işlediklerine dair şüpheden uzak somut bir delil bulunmadığı, teşhislerin usulüne uygun olmadığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150 nci ve 168 inci maddelerinin tartışılması gerektiği, Türkçe bilmeyen şikâyetçilerin beyanlarının tercüman olmayan şahıslar eşliğinde alındığı, mahkemece yalnızca şikâyetçilerin beyanlarına dayanılarak sanıklar hakkında mahkûmiyet kararları verilmesi karşısında; olayın aynı zamanda tanığı olduğu kabul edilen şikâyetçilerin Mahkeme huzurunda dinlenmemesi suretiyle sanıkların tanığa soru sorma ve savunma haklarının kısıtlandığına ilişkin olduğu; sanık ... müdafiinin temyiz istemlerinin eksik soruşturma ve kovuşturma ile hüküm kurulduğu, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın yağma suçunu işlediğine dair şüpheden uzak somut bir delil bulunmadığı, teşhisin usulüne uygun olmadığı, suç vasfının nitelenmesinde hukuki yanılgıya düşüldüğü, kabul anlamına gelmemekle birlikte şikâyetçi Sıdı Moıla ile sanık arasında bir hukuki ilişki ve hizmet ilişkisi olduğu, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek, anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede; 1-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in aşamalarda suçlamaları kabul etmedikleri, aleyhlerine dosyada mahkûmiyete esas alınan tek delilin şikâyetçiler ..., ... ve ...'nin soruşturma aşamasındaki teşhisleri olduğu, yurt dışına çıkış yapıp yapmadıkları konusunda araştırma yapılmayan şikâyetçiler ..., ... ve ...'nin yabancı uyruklu olmaları ve dinlenmelerinin güç olması sebebiyle kovuşturma aşamasında dinlenmelerinden vazgeçilmesine, soruşturma aşamasındaki beyanlarıyla yetinilmesine tensiben karar verildiğinin anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti açısından şikayetçilerin mahkeme huzurunda dinlenilmeleri gerektiğinin gözetilmemesi ve vazgeçme hususunda sanıklar ve müdafilerinin beyanlarının alınmaması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 210/1. maddesine aykırı davranılması, 2-Ceza yargılaması hukukumuzda teşhise ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta olup, bu konu ilk kez 02.06.2007 gün ve 5681 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun Ek 6 ncı maddesinde yapılan değişiklikle mevzuatımıza girmiş, anılan maddeye göre; Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birden fazla ve aynı cinsten olması, aralarında yaş, boy, ağırlık, giyinme gibi görünüşe ilişkin hususlarda benzerlik bulunması gerekir. Teşhis için gerekli olması halinde şüphelinin görünüşü ile ilgili gerekli değişiklikler yapılabilir. Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin her birinde teşhis sırasında bir numara bulundurulur. Teşhiste bulunan kişi ile teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birbirini görmemesi gerekir. Teşhis işlemi en az iki kez tekrarlanır ve teşhiste bulunması istenen kişiye şüphelinin teşhis edilecek kişiler arasında yer almıyor olabileceği hatırlatılır.Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin, bu işlem sırasında birlikte fotoğrafları çekilerek veya görüntüleri kayda alınarak, soruşturma dosyasına konur. Şüphelinin fotoğrafı üzerinden de teşhis yaptırılabilir. Ancak tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yaptırılamaz. Değişik kişilerin fotoğraflarının aynı büyüklük ve özellikte olmaları gerekir. Teşhis işlemi tutanağa bağlanır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; şikâyetçi ...'nun şikâyeti üzerine İngilizce konuşabilen Turizm Şube Müdürlüğü ekibi nezaretinde şikâyetçi Diego ile "Club Jackie" isimli iş yerine gidildiği, şikâyetçinin kendisinden zorla para alan şahsın orada olmadığını söylemesi nedeniyle çalışanlara ait kimlik bildirme belgelerinde bulunan fotoğrafların şikâyetçiye gösterildiği ve şikâyetçinin sanık ...'yi kesin ve net olarak teşhis ettiğini belirttiği, bu itibarla sanık ...'nin şikâyetçi tarafından teşhisinin usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla; Şikâyetçi ... ile sanık ...'nin mahkeme huzurunda yüzleştirilmesi, yüzleştirme mümkün olmazsa sanık ...'in değişik cephelerden çektirilecek teşhise elverişli boy fotoğraflarının temin edilerek, şikâyetçi Diego'ya gösterilip sanık ... hakkında usulüne uygun teşhis işleminin yaptırılması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafii ile sanık ... müdafiinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.07.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.