Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2013/9790 E. 2013/12692 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2013/9790
Karar No
2013/12692
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/06/2009 ve 14/03/2013 tarihli tebliğnameleri ile Dairemize gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-) Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde; Sanıklar hakkında erteleme ve tedbirlere çevirmeye ilişkin hükümleri değerlendirilirken, “geçmiş halleri, suç işleme hususundaki eğilimleri, başka dosyadan hırsızlık suçundan yargılanmaları, suç işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık duymamış olmaları, mağdurun zararını gidermemiş olmaları...,” nazara alınarak para cezası, diğer tedbirler ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, aynı gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK'nun 231/6-b maddesi uyarınca da aranan subjektif ve objektif şartlardan olduğu dikkate alındığında sanıklar hakkında; 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede: Yakınanın aşamalardaki anlatımına göre; 23.30 sıralarında, ... adresindeki evinin kapı ve pencerelerini kapattıktan sonra uyuduğu, saat 03.30 sıralarında kısa bir süreliğine uyanıp lavaboya gittiğinde her şeyin normal olduğu, 07.00 sıralarında tekrar uyandığında hırsızlık eyleminin gerçekleştiğini anladığı belirttiği, ./.. -2- 05.11.2003 günlü Yakalama ve Olay Tutanağına ve aynı tarihli ihbar tutanağına göre ise; 06.15 sıralarında kimliğini açıklamak istemeyen bir bayanın ... Sokak üzerinde M.C yazılı binanın yanındaki daireye bir şahsın balkon kapısından içeriye girdiğini söylediği, bir süre sonra tekrar arayan ihbarcının, balkona giren şahsın eşgal bilgilerini vererek, bu şahsı bekleyen koyu renkli bir araca binerek uzaklaştığını söylediği, ekiplerce çevrede araştırma yapılırken 1381 Sokak üzerinde hareket halindeki ... plakalı aracın durdurulduğu araç içerisinde 4 erkek şahsın olduğunun görüldüğü, eşgal bilgilerine uyan sanık ...'ın araçtan indirildiği, şahısların kargaşa çıkartarak farklı yönlere kaçmaya çalıştıkları, kaçan şahıslardan ... ve ...'ın yakalandığı, ... ve ... ise yakalamadığının tutanağa bağlandığı, Keşif ve bilirkişi incelemesine göre; eylemin muhkem ve sağlam pencerenin zorlanarak ve şahsi çeviklikle yapıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 05.11.2003 olarak yerinde düzeltilmesi olanaklı görüldüğünden, sanıkların eylem ve fikir birliği içinde diğer iki suç ortağı ile birlikte hareket etmesi nedeniyle koşulları oluşmadığı halde, anılan Yasanın 65/3. maddesiyle uygulama yapılması karşı temyiz olmadığından; lehe kanun değerlendirilmesi yapılırken; konut dokunulmazlığını bozma suçunun, birden fazla kişiyle birlikte işlendiği gözetilmeden 119/1-c maddesi ile değerlendirme yapılmaması, eylemin gece gerçekleştiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanıp tartışılmadan sanıklar hakkında 5237 sayılı Yasanın 143/1 ve 116/4. maddeleri ile değerlendirme yapılması ile sanıkların eylemine uyan; 765 sayılı TCY'nın 493/1-son, 522 (pek hafif) maddelerine göre 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 53; 116/1, 119/1-c, 53; 151/1, 53. maddeleri ile mala zarar verme suçu yönünden uzlaştırma koşulları da değerlendirilerek, uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasanın tespiti gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması 765 sayılı Yasa ile yapılan uygulamanın açıkça sanıklar lehine olduğundan, 765 sayılı Yasa sanıklar lehine olduğu kabul edildiği halde TCK'nın 40. maddesi yerine 5237 sayılı Yasanın 63. maddesi ile uygulama yapılması infazda bu durumun gözetilmesi olanaklı kabul edildiğinden, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğinin kabulünde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. ./.. -3- Ancak; 5271 sayılı CMK'nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların yargılama giderlerinden sebebiyet verdikleri oranda ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanı ile sanık ... savunmanının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak; hüküm fıkrasından yargılama giderlerine ilişkin “yargılama giderinin sanıklardan müteselsilen tahsiline'' cümlesinin çıkarılarak yerine “sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderleri oranında ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-) Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince; Sanık ... hakkında erteleme ve tedbirlere çevirmeye ilişkin hükümleri değerlendirilirken, “geçmiş halleri, suç işleme hususundaki eğilimleri, başka dosyadan hırsızlık suçundan yargılanmaları, suç işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık duymamış olmaları, mağdurun zararını gidermemiş olmaları...,” nazara alınarak para cezası, diğer tedbirler ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, aynı gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK'nun 231/6-b maddesi uyarınca da aranan subjektif ve objektif şartlardan olduğu dikkate alındığında adı geçen sanık hakkında; 5271 sayılı CMK'nun 231.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanık ...'ın temyiz dilekçesinde, kardeşi ...'ın uyuşturucu bağımlısı olduğunu, suç işleyip yakalandığında kendisine ait kimlik bilgilerini verdiğini, kimlik bilgilerinden sadece isimlerinin farklı olduğunu, ikiz olmadıkları halde nüfusta ikiz olarak gözüktüklerini, atılı suçla ilgisi olmadığını, suçu kardeşinin işlediğini öğrendiğini belirtmiş olması ve hazırlık ifadesindeki imza ile temyiz dilekçesindeki imzanın ilk bakışta benzer olmadığının da izlenmesi ./.. -4- karşısında; sanık olarak yakalanan ve tutuklanan kişinin parmak izi ve emniyet suç sicili ile cezaevi tutuklu defterindeki fotoğrafı incelenip, temyiz dilekçesi gönderen ...'a ait parmak izi ve fotoğrafla karşılaştırılarak, fotoğraflar anne, baba veya kardeş gibi kendilerini tanıyan akrabalarına gösterilerek, sanık olarak yakalanan kişinin gerçek kimlik bilgilerinin saptanmasından sonra, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğu, 2- Kabule göre de; a-Sanık ... sanık ...'la eylem ve fikir birliği içinde ve diğer iki suç ortakları ile birlikte hareket etmesi nedeniyle koşulları oluşmadığı halde, anılan Yasanın 65/3. maddesiyle uygulama yapılması, b-Lehe kanun değerlendirilmesi yapılırken; konut dokunulmazlığını bozma suçunun, birden fazla kişiyle birlikte işlendiği gözetilmeden 119/1-c maddesi ile değerlendirme yapılmaması, eylemin gece gerçekleştiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanıp tartışılmadan sanıklar hakkında 5237 sayılı yasanın 143/1 ve 116/4. maddeleri ile değerlendirme yapılması, c-Sanıkların eylemine uyan; 765 sayılı TCY'nın 493/1-son, 522 (pek hafif), maddelerine göre 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 53; 116/1, 119/1-c, 53; 151/1, 53. maddeleri ile mala zarar verme suçu yönünden uzlaştırma koşulları da değerlendirilerek, uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasanın tespiti gerekirken, yazılı şekilde karar uygulama yapılması, d-Sanıklar ... ve ... haklarında 765 sayılı TCK hükümleri lehe kabul edilerek hüküm kurulduğu halde 765 sayılı Yasanın 40. maddesi yerine, 5237 sayılı TCK nın 63. maddesi ile uygulama yapılması, e-5271 sayılı CMK.nın 326/2. maddesine göre iştirak halinde suç işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine mahkeme masrafından müteselsilen sorumlu tutularak hüküm kurulması, f-Suç tarihinin 05/11/2003 olduğu halde gerekçeli karar başlığında 18/11/2003 olarak gösterilmesi, ./.. -5- Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... ile sanıklar savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi kısmen isteme aykırı olarak BOZULMASINA, sanık ... hakkında 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca hükmolunan cezanın süresi bakımından kazanılmış hakkının korunmasına, 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2013/9790, K. 2013/12692, T. 21.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2013-9790-e-2013-12692-k-6d6cdfb294f3