Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2013/21627 E. 2013/25792 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/21627
- Karar No
- 2013/25792
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek, kurulan suç örgütüne üye olmak, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozmak, uyuşturucu madde bulundurmak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ... ve ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2013 günlü kenar yazısı ile Dairemize gönderilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık ... hakkında yağma, tehdit, konut dokunulmazlığını ihlal, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç işlemek için örgüt kurma suçlarından, sanık ... hakkında yağma, tehdit, konut dokunulmazlığını ihlal, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçlarından, sanık ... hakkında tehdit, konut dokunulmazlığını ihlal, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçlarından, sanık ... hakkında hırsızlık, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçlarından, sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde; Yasal süresinden sonra ve hükmedilen cezaların sürelerine göre sanıklar ... ve ... savunmanlarının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nın 318. maddesi gereğince REDDİNE, Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan erteleme hükümleri değerlendirilirken, tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat gelmediğinden bahisle talebinin reddedilmesine karar verildiği, aynı gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-b maddesi uyarınca da aranan subjektif şartlardan olduğu dikkate alındığında sanık hakkında hırsızlık ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçlarında; 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Sanık ...'in, yakınanlar ... ve ...'ın konutunun giriş kapı kilit göbeğini kırarak içeriye girdiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar vermek suçlarından, sanıklar ..., ... ve ... hakkında yakınan ...'e karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, zamanaşımı içinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir. Tehdit suçunun birden fazla yakınana karşı tek bir fiile işlenmiş olması nedeniyle sanıklar ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanmış olmasında isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki eleştiri düşüncesi benimsenmemiştir. Sanıklar ..., ... ve ...'ın silah ile yakınanlar ... ve ...'in özgürlüklerini kısıtladıklarının anlaşılması karşısında; haklarında her bir yakınan için kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulması gerekirken, eylemin zincirleme suç kabul edilip, 5237 sayılı TCK'nun 43.maddesi ile eksik ceza tayini ve sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 109/3-b fıkrası ile de uygulama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi; Konut dokunulmazlığını ihlal suçu birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği halde sanıklar ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanmaması; Sanıklar ... ve ... hakkında yakınanlar ... ve ...'e yönelik yağma suçlarında, sanıkların birden fazla kişi ile birlikte ve mensubu oldukları silahlı suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanmak suretiyle yağma suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK.nın 149/1. maddesinin (c) ve (f) bentleri yerine aynı Yasanın 148/1. maddesiyle uygulama yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması, 2-) Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “eşit olarak” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... savunmanları ile sanık ...'ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 53. maddenin uygulanmasına ve “yargılama giderinin sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ten eşit olarak tahsiline” ilişkin bölümler çıkartılarak yerlerine “53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanıkların mahkum oldukları hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3.maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına” ve “Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e sebebiyet verdikleri yargılama giderinin ayrı ayrı yükletilmesine”cümleleri yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanık ... hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Sanık ... hakkında erteleme hükümleri değerlendirilirken, tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat gelmediğinden bahisle talebinin reddedilmesine karar verildiği, aynı gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-b maddesi uyarınca da aranan subjektif şartlardan olduğu dikkate alındığında sanık hakkında hırsızlık ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçlarında; 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörülmüştür. Uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında; belirtilen iki seçenekten biri uygulanırken, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi, gerekçenin somut olgulara ve davranışlarına bağlı olarak, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyup uymayacağının değerlendirilmesine dayanması gerekmektedir. Mahkemece uyuşturucu madde kullandığı kabul edilen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK' nın 191. maddesinin sanığın daha lehine olan 2. fıkrası yerine, 6. fıkra yollamasıyla 1. fıkrası uyarınca gerekçesi gösterilmeden doğrudan hapis cezasına hükmedilmesi, 2-) TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hükmolunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 26.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.