Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2012/10432 E. 2012/15900 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/10432
- Karar No
- 2012/15900
- Karar Tarihi
Dolandırıcılık ve gasp suçlarından sanıklar ..., ... ve ...'nun, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 503/1, 522/1, 59, 499/1-son cümle. 522/1, 59 ve 74. maddeleri gereğince 18 yıl 4 ay ağır hapis, 11 ay hapis ve 4.858.333.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmalarına dair MERSİN 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/05/2004 tarihli ve 2003/232 esas, 2004/129 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1, 62, 149/1-a-c ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis, 220 gün adli para ve 8 yıl 4 ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına ilişkin aynı Mahkemenin 01/07/2005 tarihli ve 2003/232 esas, 2004/129 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 20/03/2012 gün ve 2012/4478/16946 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2012 gün ve KYB/2012/86447 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 16/04/2012 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; 1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, evrak üzerinden karar verilmesinde, 2- Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1. maddesi uyarınca hükmolunan 220 gün adlî para cezasının, aynı Kanun'un 52/2. maddesi gereğince adlî para cezasına çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiştir. TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; 1- 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın 7/2 ve 5252 sayılı TCK.nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9/3.maddeleriyle Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 günlü 2005/3-162-173 sayılı, kararı ışığında, sanık yararına olan hükmün; önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunabileceğinden, yöntemince duruşma açılıp 5237 sayılı Yasaya göre de uygulama yapılarak verilmesi gereken ceza denetime olanak sağlayacak şekilde belirlenip, 765 sayılı Yasaya göre önceden verilmiş olan sonuç cezayla karşılaştırılarak, lehe yasa belirlenip uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 157/1.maddesi uyarınca 220 gün olarak belirlenen adli para cezasının, 5237. sayılı Yasa'nın 52/2.maddesi gereğince karşılığı olan adli para cezasına çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Usul ve Yasaya aykırı olduğundan kabulü ile sanık hakkında hükmolunan Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.07.2005 tarih ve 2003/232 Esas, 2004/129 sayılı kararın 5271 sayılı CMK'nın 309/4-c maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.