Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2011/18702 E. 2013/25702 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/18702
- Karar No
- 2013/25702
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Hükümlü hakkında: 1- 5237 sayılı TCK.nun 149/1-a-c, 35/2, 150/2, 62 maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis, 2- Kasten yaralama suçundan 12.03.2004 tarih ve 2003/215 Esas- 2004/97 Karar sayılı ilamla 765 sayılı K. nun 456/1, 457/1, 457/2, 59 maddeleri gereğince verilen 10 ay hapis cezasının Sanığın lehine olması nedeniyle aynen infazına, 3- 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan dolayı 12.03.2004 tarih ve 2003/215 Esas- 2004/97 Karar sayılı ilamla verilen 10 ay hapis ve 288.985.000 lira para cezasının aynen infazına Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların uygulanmasını ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir. İnceleme konusu karara gelince; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Lehe olan Kanun belirlenmesine ilişkin olan 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9/3.maddesinin “Lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiri ile karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmü ve 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İ.B.K.ve öğretide bu konuda belirlenen görüşler birlikte değerlendirildiğinde maddi olaya suç tarihindeki kanunlar ile sonradan yürürlüğe giren kanunlar hiçbir hüküm karıştırılmadan bir bütün halinde uygulanması ve uygulama sonucu ortaya çıkan sonuçların birbiri ile karşılaştırılması gerekmektedir. Bu nedenle kesinleşen bir hükümde uyarlama yapılabilmesi için sonradan yürürlüğe giren kanun kesinleşen hükme göre lehe sonuçlar doğurması zorunludur. Hatta eski ve yeni kanunlar ayrı ayrı uygulanması sonucunda tamamen aynı cezaya hükmedilmesi gerekiyorsa yine uyarlama yapılmasına gerek olmayacaktır. Yeni kanun lehe sonuç doğuruyorsa 5271 sayılı CMK.na göre hüküm kurulması, Yeni kanun lehe sonuç doğurmuyorsa uyarlama davasının reddine karar verilmesi gerekir. Uyarlama isteminin reddine dair kararlarda doğal olarak 5271 sayılı CMK.na göre hüküm fıkrasında bulunması zorunlu unsurlarında yer almasında gerek yoktur. Hükümlü hakkında yağma, kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan aynı Kanun 13/1.maddesi uyarınca verilip 765 sayılı Yasanın 71.maddesine göre içtima ettirilen 4 yıl 2 ay ağır hapis ve 20 ay hapis ile 288,985,000 TL para cezası yıl hapis ve 860.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm kesinleşmiş olup, uyarlama yargılaması sonucunda mahkemece sonradan yürürlüğe giren kanunun yağma suçundan lehe, kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan lehe olmadığı kabul edilmiştir. Hal böyle olunca; Sanığın olay gecesi saat 22:30 sıralarında yakınanın sahibi olduğu tekel bayisine suç arkadaşı ile birlikte gelip, 2 bira istediği yakınanın veresiye vermediğini söylemesi üzerine biraları vermesi için ısrar ettikleri ve yakınana ateş edip bacağından 15 gün iş güç kaybı oluşturacak şekilde yaraladığı olayda, a- 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddesi uyarınca, hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, yağma suçu nedeniyle temel cezanın 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler de gözetilerek ne şekilde saptanacağının, anılan Yasanın 35 ve 150.maddeleri uyarınca indirim oranının ne kadar kabul edildiğinin denetime olanak sağlayacak şekilde belirlenmesi, cezanın bireyselleştirilmesini gerektiren takdir hakkının kullanılması durumunda duruşma açılması ve tüm bunların neden ve gerekçeleri gösterilerek hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden dosya üzerinden denetime imkan vermeyecek şekilde hüküm kurulması, b- Hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK’nun 149/1. maddesinin (a), (c ) bentleri ile birlikte (d) ve (h) bentlerinin de uygulanması ve aynı Yasanın 61. maddesi değerlendirilerek alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin düşünülmemesi, c-Yakınanın yaralanması ile ilgili 10.09.2003 tarihli tıbbi kanaat raporunda, hükümlünün yağma suçunu gerçekleştirdiği sırada mağdurda meydana getirdiği silahla yaralamanın, yaşamsal tehlike yaratmadığı ve 15 gün mutad iştigale engel oluşturduğunun belirtildiğinin anlaşılması karşısında öncelikle içerik ve sonuç itibariyle kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilip, yaralamanın nitelikli halinin bulunmaması halinde yaralama eyleminin yağma suçunun unsuru olduğu ve ayrı bir suç oluşturmadığı gözetilerek, ancak nitelikli halin bulunması durumunda ise lehe yasa saptanması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde uygulama yapılması, d-6136 sayılı Yasa ile kurulan hüküm ile ilgili olarak; 5083 sayılı Yasaya 5335 sayılı Yasa ile eklenen 2/3.maddesi uyarınca, para cezalarında bir Türk Lirasının artıklarının hesaba katılamayacağının ve 1 liranın altında kalan miktarın infazının olanaklı olmadığının gözetilmemesi, 2-Kabul ve uygulamaya göre de; a- Yağma suçundan 5237 sayılı Yasaya göre hükümlü hakkında anılan Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına karar verilmemesi, b- Suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra yürürlüğe giren vaki değişiklikler karşısında; 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesi gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, 07.11.2005 tarihli ek kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.