Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2011/18196 E. 2012/24667 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2011/18196
Karar No
2012/24667
Karar Tarihi

İşyeri dokunulmazlığını ihlâl ve nitelikli hırsızlık suçlarından sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/1, 119/1-c, 142/1-b, 35, 62. (2 defa) maddeleri uyarınca 5 ay hapis, 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ANTALYA 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/09/2010 tarihli ve 2006/200 esas, 2010/740 sayılı kararına yönelik temyiz talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 03/05/2011 tarihli ve 2006/200 esas, 2010/740 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 29/07/2011 gün ve 2011/9689/40671 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/08/2011 gün ve KYB/2011/263196 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 06/10/2011 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Sanığın mahkûmiyetine esas alınan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b maddesinde öngörülen müeyyidenin 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olması sebebiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde yer alan "Üst sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme nazara alınarak, sanık için zorunlu müdafii tayin edildiği, zorunlu müdafiin birkaç oturuma katılmasını müteakip kararın verildiği son oturuma katılmadığı ve yokluğunda verilen kararın müdafiye tebliğ edildiği, sanık müdafiinin de kanunî süresi içerisinde kararı temyiz etmediği, Ancak, hüküm tarihinden önce 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde yer alan "üst" sınır "alt" sınır olarak değiştirilmiş olduğundan, sanık hakkında zorunlu müdafii tayinine gerek kalmadığı, usûl hükümlerinin derhal yürürlüğe girerek uygulanması gerektiği kuralı ve sanığın 30/10/2007 tarihli talimatla alınan ek savunmasında müdafii görevlendirilmesini istemediği hususları göz önüne alındığında, sanığın yokluğunda verilen kararın sanığa tebliğ edilmesi gerekeceği cihetle, sanığın karardan 08/04/2011 tarihinde haberdar olduğu anlaşıldığı ve 11/04/2011 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu dikkate alınarak temyiz talebinin kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre; 1)Sanık ...’nın savunmasının 04.04.2006 günlü oturumda tutuklu olarak getirilip, savunmanı olmadan sorgusunun yapıldığı, 02.05.2006 ve 23.05.2006 tarihli oturumlara ise sanığın yine tutuklu olarak getirildiği ve zorunlu savunman olarak Avukat ...’ın her iki oturumda bulunduğu, sanığın 23.05.2006 tarihli oturumda tahliye olduğu, sanığın 30.10.2007 tarihli İzmir 12.Asliye Ceza Mahkemesinde talimat ile alınan savunmasında “müdafi seçmek istemediğini ve müdafi görevlendirilmesini istemediğini" beyan ettiği, Av....’ın 28.03.2008 tarihinden sonraki duruşmalara katılmadığı, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa ile 5271 sayılı CMK.nın 150.maddesinde değişiklik ile “alt sınır 5 yıl" ve üstü hapis cezasını gerektiren suçlar için savunman atanma zorunluluğu getirdiği" bu bağlamda sanık ...’nın 30.10.2007 tarihli beyanında bir savunman istemediğini açıkça beyan etmiş olması dikkate alındığında 17.09.2010 tarihli mahkumiyet hükmünün ayrıca sanık ...’nın kendisine de tebliği gerektiği halde bu husus dikkate alınmadan Av....’a tebliğ ile yetinilmesi bu anlamda kanuna aykırı olup, hal böyle olunca da 17.09.2010 günlü mahkumiyet hükmünün kesinleştiğinin kabulü olanaklı bulunmadığından Kanun Yararına bozma talebinin açıklanan nedenlerle REDDİNE, 2)Ceza Genel Kurulunun 2011/274-300 27/11/2010 tarih; 06/12/2008 gün 144-234, 23/09/1974 gün 224-408 ve 16/04/1973 gün 213-345 sayılı kararlarında açıkça vurgulandığı üzere temyiz süresinin geçirilmesinden sonra eski hale getirme başvurularını değerlendirme yetkisinin Yargıtay’da olduğu belirtilmiştir. Sanık ...’nın 11.04.2011 tarihli dilekçesi eski hale getirme niteliğinde olduğundan temyiz talebi ile ilgili görüş belirten ek tebliğname düzenlendikten sonra, incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2011/18196, K. 2012/24667, T. 10.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2011-18196-e-2012-24667-k-ac28491ed736