Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2011/15644 E. 2013/24497 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/15644
- Karar No
- 2013/24497
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 25/1. maddesine aykırı olarak, Cumhuriyet Savcısının duruşmalarda hazır bulunması, giderilmesi olanağı bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 15.07.2005 tarih 2587 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanıp aynı gün yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasası’nın 23. maddesi ile bazı koşulların gerçekleşmesi halinde çocuklar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması olanağı getirilmiştir. Bir kısmı objektif bir kısmı da subjektif nitelikte bulunan bu koşullardan cezaya ilişkin olanı, mahkemece belirlenen cezanın en çok üç yıla kadar (üç yıl dahil) hapis veya adli para cezası olmasıdır. Fail bakımından aranan diğer koşullar ise Çocuğun daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat gelmiş olması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibarıyla bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesinden ibarettir. Ancak, çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması halinde bu koşul aranmayabilecektir. Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçları itibariyle karma özelliğe sahip olup; denetim süresi içinde hiçbir suç işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde geri bırakılan hükmü ortadan kaldıracak kamu davasının CMK’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan bu haliyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birini oluşturur; 19.12.2006 günlü Resmi gazetede yayımlanan 5560 sayılı Yasanın 40. maddesi ile Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi değiştirilip çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması CMK’nun 231. maddesi koşullarına bağlanmış ve anılan kurumda kısmi değişiklikler yapılmıştır. Ancak hemen belirtilen CMK’nın 231. maddesinin 7. fıkrasında yer verilen; “Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez” şeklindeki koşul, 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasası’nın 23. maddesinin ilk şeklinde mevcut değildir. Başka bir ifade ile suç tarihi olan 14.09.2005 tarihine göre uygulanması gereken yasa normunda mevcut değildir. Yerel mahkeme kısa süresi hapis cezasını seçenek yaptırımlara çevirip ertelese bile hükmün açıklanmasının ertelenmesine engel oluşturmayacaktır. Sanık denetim süresi içinde yeni bir suç işler veya belirlenecek denetim tedbirine uymazsa mahkeme davayı yeniden ele alıp, açıklamasını askıya aldığı ön hükmü açıklayacaktır. Açıklanan ceza, açıklanması geri bırakılan ön hükümdeki cezadan daha ağır da olamayacaktır. O halde somut olayda ertelenmiş cezayı içeren bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması da olanaklıdır. Özenle vurgulanması gereken bir diğer husus da şudur; yargılama sonunda belirlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına dair değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir süresinin istemde bulunması gerekmez. Maddede öngörülen koşulların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı yargıç tarafından her olayda kendiliğinden değerlendirilip takdir edilmeli ve denetime olanak sağlayacak biçimde kararda gösterilmelidir. Bu kavramlar birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında 5395 sayılı Yasanın 23. maddesine göre değerlendirme yapılması gerekirken, daha dar kapsamlı düzenleme getiren 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması, Uygulamaya göre de; CMK'nın 231. maddesinin zarar karşılanmadığından uygulanmadığı belirtilmiş ise de; anılan maddenin 06/12/2006 gün ve 5560 sayılı Yasanın 23.maddesiyle değişik 9. fıkrasında; “Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getirmediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığa taksitler halinde ödeme olanağı verilip verilmeyeceği tartışılmadan, yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, 2-5237 sayılı TCY'nın 51/3.maddesinde ''bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırının, mahkûm olunan cezadan az olamayacağının'' öngörülmesi karşısında; cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresinin 1 yıl 3 aydan az olamayacağı gözetilmeden yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.