Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2011/13349 E. 2013/24400 K. – Yağma

Konu: Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2011/13349
Karar No
2013/24400
Karar Tarihi
Konu
Yağma

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı temel ilke olmakla birlikte, savunma hakkının sınırlandığından söz edebilmek için savunmanın hükmü etkileyecek nitelik taşıması ve yargılaması yapılan fiile ilişkin olması gerekir. 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesi; yargılaması yapılan ve iddianamede yasal unsurları gösterilen suçun temas ettiği yasa maddelerinden başkasıyla mahkumiyet durumunda veya cezanın arttırılmasını gerektiren nedenlerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması hallerinde savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesi uyarınca, sanığın ek savunmasını yapabilmesi için bir takım usullere uyulması yükümlülüğünü getiren özel bir düzenlemedir. Bu konuya ilişkin olarak Ceza Genel Kurulu'nun 29.12.1998 gün ve 321–393 sayılı kararında; “İddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğinin değişmesi ya da cezanın artırılmasını gerektiren hallerin, ilk defa duruşma sırasında ileri sürülmesi halinde, sanık veya müdafisine ek savunma hakkı verilmeden, sanığın iddianamede gösterilen suçun temas ettiği kanun hükmünden başkasıyla cezalandırılamayacağı” sonucuna ulaşılmıştır. Bu hususa 5271 sayılı CMK.nın yürürlüğe girmesinden sonra verilen CGK.nın 13.12.2011 tarih ve 6/356-272 Esas ve Karar sayılı kararında da değinilmiştir. 5237 sayılı TCK’nın 150. maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir” şeklinde düzenleme ile cezada indirim hususunda, geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yağma suçundan düzenlenen iddianamede; “Müştekilerin suç tarihinde gece saat 20:00 sularında Deniz müzesinin yanında yürüdükleri sırada şüphelilerin geldikleri, müştekilerden cep telefonlarını vermelerini istedikleri, müştekiler vermek istemeyip, cep telefonlarının olmadığını söyledikleri, şüpheli ...'ın müşteki ...'e "Senin cep telefonun var konuşurken gördüm." dediği, müştekiler yine de vermek istemeyince şüpheli ...'ın belinde bulunan tabancayı çıkartıp müştekilere doğrultarak, zorla müşteki ...'in cep telefonunu alarak uzaklaştığı, şüpheli ...' in müştekilere cep telefonunu ...'da şüpheli ...'dan alacağını söyleyerek müştekileri ... vapuruna bindirdiği, müştekilerin vapurda resmi elbiseli polis görerek olayı anlatıp şüphelileri yakalattıkları, şüphelilerin müsnet suçu işledikleri, yukarıda "deliller" bölümünde gösterilen delillerden anlaşıldığından; öncelikle CMK'nın 175. maddesi gereğince iddianamenin kabülüne karar verilmesi, akabinde yargılamalarının yapılarak, şüpheli ...'nın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 37/1. maddesi delaletiyle 148/1, 149/1-a-c-h, 150/2, 53, 58. ve 63; şüpheli ...'ın eylemine uyan 5237 sayılı TCK' nın 37/1. maddesi delaletiyle 148/1, 149/1-a-c-h, 150/2, 53 ve 63. maddeleri gereğince cezalandırılması, adli emanetin ... sırasında kayıtlı bulunan ve suçta kullanılan kuru sıkı tabancanın aynı Yasanın 54/1. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi” istenmiş, atılı suç ve sevk maddeleri uyarınca savunmasını yapan sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 149/1-a,c,h, 168, 62. maddeleri uyarınca yasal unsurları gösterilen yağma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yerel mahkeme; iddianamede değinilmiş olan, 5237 sayılı TCK’nın 150/2. maddesini uygulamamıştır. Bir başka deyişle sanığın cezasının artırılmasını gerektiren bir durum ilk kez duruşmada ortaya çıkmamıştır. Sanık iddianamedeki anlatım ile 150/2. maddenin uygulanmama ihtimalini kovuşturma aşamasının her safhasında değerlendirip bu yönde bir savunma yapması imkanı kısıtlanmamıştır. Kaldı ki; sanık hakkında düzenlenen iddianamede yanılgı ile sanık hakkında uygulanması istenen bir indirim hükmünün sanık aleyhine olacak şekilde uygulanmaması, sanığa ek savunma hakkı verilmesini gerektirmeyecektir. Ceza Genel Kurulu'nun 30.09.1991 gün ve 225-241 ile 05.11.1990 gün ve 221-253 sayılı kararları da bu doğrultuda olup, anılan kararlarda; “Suç tarihinde 18 yaşını bitirdiği saptanan sanık hakkında aleyhine düzenlenen iddianamede zuhulen TCK’nın 55/3. maddesinin istenilmiş olması, kendisine CMUK'nın 258. maddesi uyarınca ek savunma verilmesini gerektirmediği” hükmüne varılmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere sanık, mahkemece TCK'nın 150/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden duruşmanın başından beri savunma yapma olanağına sahip olmuştur. Sanık hakkında uygulanmayan norm iddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğini değiştirmemekte ya da cezanın artırılmasını gerektiren hal olarak ilk defa duruşmada ortaya çıkmamaktadır. Dolayısıyla savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmayıp, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 150. maddesinin uygulanmaması nedeniyle ayrıca ek savunma hakkı vermeyen yerel mahkeme hükmünde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdirine göre sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2011/13349, K. 2013/24400, T. 04.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2011-13349-e-2013-24400-k-4c8a2ccef020