Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2011/13092 E. 2013/25459 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2011/13092
Karar No
2013/25459
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Kişi suç işledikten sonra pişmanlık gösterebilir ve suçun işlenmesinden önceki hale döndüremez. Ancak gerçekleştirdiği haksızlığı mümkün oldukça ortadan kaldırabilir. Kanun koyucu bu hali öngörüp TCK.nun 168. maddesindeki yasa normuna yer vermiştir. Bu bağlamda; Suç tamamlandıktan sonra failin pişman olması durumunda suç sonunda elde edilen eşyanın iade edilerek veya tazmin suretiyle mağdurun zararının giderilmesi halinde şahsi bir hal olan etkin pişmanlıktan söz edilecektir. Anılan koşul yerine gitirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifadesi zorunluluğu bulunmayıp söz ve/veya davranışlar yoluyla ifade edilmesi olayın özelliğine göre olanaklı olabilecektir. Burada suçun fail tarafından ikrarı değil, suç sonunda elde olunanın serbest iradesi ile iadesidir. Fail veya ortağının iade veya tazmini doğrudan mağdura yapacakları gibi mağdura ulaşması muhtemel kişiler aracılığı ile de mağdur veya mağdura ulaşması muhtemel kişilere de yapılması olanaklı olduğu, iadenin kabul edilmemesinin düşünülemeyeceği yasa normu olup iadenin, sanığın pişmanlığının etkin bir yansıması olarak ortaya çıkmış olmasını aramaktadır. Somut olayımızda, sanığın etkin pişmanlık gösterdiğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığından, tebliğnamede bu yönde bozma isteyen görüş benimsenmemiş; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına , aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak, yerine “Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına , aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin incelemesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Olay tarihinde sanıkların önceden yaptıkları iş bölümü gereği sanık ...'ın suç konusu kombilerin araç ile taşınması için nakliyeci olarak eylemden haberi olmayan tanık ...'yi tutup olay yerine getirdiğinde, olay yerinde bekleyen sanık ...'ın haksız yere elde bulundurduğu taklit anahtar ile yakınana ait iş yerinin kapısını açıp suça konu eşyaları sanıkların birlikte araca yükledikten sonra sanıklar ... ve ...'ın daha önceden suça konu eşyaları saklayabileceklerini söyledikleri depoya götürüp sanık ... ile birlikte araçtan indirdiklerinin anlaşılması karşısında; atılı suça doğrudan katılan sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 37. maddesi yerine 39. maddesinin uygulanması, 2-Olay nedeniyle sanıklar yakalandığında suça konu kombilerin tamamını sattıkları yeri söyleyip iadelerini sağladıkları, yakınanın da şikayetçi olmadığını bildirmesi ve 5237 sayılı Yasaya göre satın alanın zararının giderilmesi zorunlu olmadığının anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında 5237 sayılı Yasanın 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün değerlendirilmemesi, 3 - Sanıklar hakkında kasten işlenen suçlardan hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olan ve 5237 sayılı TCK'nın 53/1.maddesinin (a), (b), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yazılı "kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri" açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... savunmanlarının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, sanık ...'ın 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca hükmolunan cezanın süresi bakımından kazanılmış hakkının korunmasına 18.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2011/13092, K. 2013/25459, T. 18.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2011-13092-e-2013-25459-k-cb23766e99ec