Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/6840 E. 2013/6517 K. – Hırsızlık, Mala
Konu: Hırsızlık, Mala Zarar Verme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/6840
- Karar No
- 2013/6517
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık, Mala Zarar Verme
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, soruşturma evresinde ... ... ismiyle ifade verip sonrasında isminin ... olduğunu ileri süren sanığın belirtilen isimlerle düzenlenmiş iki ayrı nüfus kaydının bulunduğu, ... ismiyle ilk kaydın ailesi tarafından yaptırıldığı; daha sonra Çocuk Esirgeme Kurumuna yerleştirilmesi sırasında kimliğinin bulunmadığı düşünülerek yetkililer tarafından bu kez ... ... ismiyle ikinci kez nüfusa kaydedildiği, sanığın her iki kimlik bilgileriyle suç işleyip mahkum olduğu, bu durumun ortaya çıkması üzerine Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 21.2.2006 günlü davanamesi ile sanık hakkında açılan mükerrer kaydın iptali davasında Bursa 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/72-621 E-K sayılı kararı ile ... ... ismiyle mükerrer olarak mevcut olan kaydın iptaline karar verildiği, anılan kararın 18.01.2007 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması ve mahkemece sanığa, belirtilen karar içeriği ile düzeltilen kimlik bilgilerinin 12.04.2007 tarihli celsede okunması, sanığın okunan kayıt ve belgeleri kabul edip bir diyeceğinin olmadığını beyan etmesi ve Uyap Mernis kayıtlarından sanığın nüfus kaydının temin edilerek dosyaya eklenmesi nedeniyle tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiş, Olay günü güneşin saat 16.42’de battığı ve suçun saat 18.00 sıralarında, gece sayılan zaman diliminde işlendiğinin anlaşılması karşısında; lehe yasanın belirlenmesinde 5237 sayılı Yasanın 143.maddesinin uygulanması gerektiği düşünülmemek suretiyle yazılı biçimde anılan yasanın sanık lehine olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, sonuç ceza sanık yararına olup karşı temyiz de bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; TCK’nun 53.maddesinin 2.fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hükmolunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...‘in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak yerine ,"Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCK'nın 53/1.maddesinin (a), (b), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2.fıkrası uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; (c) bendinde yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.