Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/31942 E. 2013/3112 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/31942
Karar No
2013/3112
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

02.08.2005 tarih ve 25894 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu'nun 25.07.2005 gün ve 2005/9146 sayılı kararı uyarınca 14.11.2005 tarihli hisse satış sözleşmesi ile Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’ne satılarak özelleştirilen ve bu nedenle inceleme tarihi itibariyle özel hukuk hükümlerine tabi olduğu anlaşılan Türk Telekom A.Ş’nin mülkiyetinde olup, faal olarak haberleşmede kullanılmayan, 20.09.2006 günü belediyenin yol çalışmasından dolayı telefon kablo makaralarının Ayna Nakliyat bahçesine bıraktıkları, burada sürekli görevli bırakıldığını söylenmesi nedeniyle kabloların bırakıldığı, araya Cumartesi ve Pazar girdiğinden daha sonra buradan kabloların çalındığını belirtmesi karşısında; ayna nakliyatın bahçesine bırakılan telefon tellerinin, çalınması eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 141/1-b. maddesine uyduğu halde yazılı şekilde uygulama yapılması kanuna aykırı ise de, bu husus sonuç cezaya etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

I-Sanık ... ve ... kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;

Sanıklar’a yüklenen hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Yasanın 66/1-e, 67/2, 67/4. maddelerinde öngörülen 6 yıllık zamanaşımının, suç tarihi olan 25.09.2006 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması;

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, II-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir;

Ancak;

1-Yasa koyucu, suç işlememiş olmasına karşın hakkında çeşitli nedenlerle ceza soruşturması yapılan ve bu süreçte kendisini yeterince savunamayacağı varsayılan bazı kişilerin yargılanmalarının adil yapılabilmesinin sağlanması ve bu durumda olan kişilerin ceza almamalarındaki toplumsal yararı gözeterek, istemleri olmasa dahi zorunlu olarak müdafii atanmasını düzenlemiştir. Bu duruma 5271 sayılı Yasanın 74/2 ve 150. maddeleri örnek olarak gösterilebilir.

5320 sayılı Yasanın 13/1. maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nın 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı Yasanın 325. Maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendi kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından, yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve TC. Anayasa’sının 90. maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, Hakim uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslararası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslar arası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır.

Bu açıklamalar ışığında;

Mahkemece 5271 sayılı Yasası’nın 150/3. maddesi uyarınca, Baroya yazı yazılarak 15-18 yaş grubunda bulunan sanığın savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen müdafilik ücretinin, sanığa yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan, 2- Suçu diğer sanıklarla birlikte işleyen sanığın neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulması yerine 5271 sayılı CMK.nın 326/2. maddesine aykırı biçimde ‘müteselsilen tahsiline’ biçiminde karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından "müdafi ücretinin sanıktan tahsili ile yargılama giderinin sanıklardan müteselsilen tahsiline ilişkin” kısmın çıkartılması ve “sanıklardan neden oldukları yargılama giderinin ayrı ayrı alınmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/31942, K. 2013/3112, T. 18.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-31942-e-2013-3112-k-5f1609c1a5ea