Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/27258 E. 2013/10347 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/27258
- Karar No
- 2013/10347
- Karar Tarihi
Hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan sanık ... hakkında açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e ve 66/2.maddelerinde öngörülen 5 yıl 4 aylık zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine dair İSTANBUL 5. Çocuk Mahkemesinin 20/11/2008 tarihli ve 2006/1074 esas, 2008/371 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 21/03/2010 gün ve 2010/2768/17259 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/04/2010 gün ve KYB/2010/76507 sayılı ihbar yazısı ile Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 01.10.2010 tarihli görevsizlik kararı ile infaz dosyası 23/11/2010 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Mahkûmiyete konu suçun kanunda öngörülen cezasının nev'i ve süresine göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4. ve 104/2. maddelerindeki öngörülen azami 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı süresinin suç tarihi olan 11/07/2003 tarihinde başlayıp, İstanbul Çocuk Mahkemesince çıkartılan 11/01/2008 tarihli yakalama müzekkeresi ile kesildiği nazara alınarak, karar tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Sanık hakkında 11.07.2003 tarihinde işlediği iddia edilen hırsızlık suçundan 17.07.2003 günlü iddianame ile kamu davası açıldığı sanığın suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğundan bahisle İstanbul Çocuk Mahkemesine gönderilmek üzere 09.10.2003 günlü görevsizlik kararı verildiği, İstanbul Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin sanığa sorgu amaçlı 05.05.2005 günlü ihsar çıkardığı, 31.05.2006 gün ve 185-4670 sayılı karar ile dosyanın İstanbul Çocuk Mahkemesine devri kararı verdiği, Devir kararı üzerine İstanbul Çocuk Mahkemesinin sanığın sorgusunu temin amaçlı 5271 sayılı CMK.nın 145.maddesine dayanılarak 14.01.2007 günlü zorla getirme; ./.. -2- CMK.nın 98.maddesine binaen ise 11.01.2008 günlü yakalama kararı çıkarıldığı Ancak; sanığın temin edilemediği, mahkeme yargılamaya devamla 20.11.2008 gün ve 2006/1074- 2008/371 sayılı kararı ile sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK.nın 66/1-e, 66/2.maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, Kanun yararına bozma istemi, 11.01.2008 tarihli yakalama kararının zamanaşımını kestiği bu nedenle zamanaşımı kuralı gerçekleşmediği; Hal böyle olunca zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceğine dayanmaktadır. Dava zamanaşımının bir ceza hukuku normu olduğu tartışmasızdır. 5237 sayılı TCK.nın 66/1.maddesinde ceza ehliyeti tam ve küçükler için iki türlü zamanaşımı süresi belirlemiş, aynı Yasanın zamanaşımının durması ve kesilmesi başlıklı 67.maddesinin ikinci fıkrası; “Bir suçla ilgili olarak a)Şüpheli veya sanıklardan birinin Savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b)Şüpheli veya sanıklardan birinin tutuklanmasına karar verilmesi, c)Suçla ilgili iddianame düzenlenmesi, d)Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa mahkumiyet kararı verilmesi halinde, dava zamanaşımı kesilir.” Zamanaşımını kesen nedenler bulunması halinde zamanaşımı kesilme gününden itibaren işlemeye başlayacak ve kesilme halinde zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak yasada belirlenen sürenin en fazla yarısı kadar uzayacaktır. 765 sayılı TCK.nın 102/4.maddesi “5 seneden ziyade olmamak üzere hapis... cezası; 5 sene geçmesiyle ortadan kalkar şeklinde olağan zamanaşımını belirtip, Zamanaşımını kesen ve durduran nedenler aynı Yasanın 104.maddesinde sınırlı bir şekilde” mahkumiyet hükmü; yakalama; tevkif; celp veya ihzar; sorgu; iddianame; son tahkikat kararı” olarak gösterilmiştir. Bu haliyle 5237 sayılı TCK.nın 67/2 ve 765 sayılı TCK.nın 104/2.maddesinde zamanaşımını durduran ve kesen haller birbirinden farklıdır. ./.. -3- 5271 sayılı CMK.nın 7.maddesinde “yenilenmesi mümkün olanlar dışında görevli olmayan hakim ve mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.” şeklinde bir düzenlemeye de yer vermiştir. Buna göre, görevsiz mahkemece yapılan ve yenilenmesi mümkün işlemlerin bir hükmü yoktur. Ayrıca 5237 sayılı TCK. 67/2.maddesi içeriğine göre de, 5271 sayılı CMK.nın 145 ve 98.maddelerine göre çıkarılan yakalama emirleri de zamanaşımını durduran veya kesen işlem olarak da gösterilmemiştir. Sanığa yüklenen suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nın 491/3.maddesinde anlamını bulan suç, aynı Yasanın 102/4.maddesine göre 5 yıllık olağan, aynı Yasanın 104/2.maddesine göre 7 yıl 6 ay aylık kesintili zamanaşımına tabi olup, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 142/1-b maddesinde aynı suçun 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirmesi aynı Yasanın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıl olağan ve 67/4.maddesine göre 12 yıl kesintili zamanaşımına tabi olduğu, Ancak; 5237 sayılı TCK.nın 66/2.maddesinde fiili işlediğinde 15-18 yaş grubunda olan sanık için üçte ikisinin geçmesi ile zamanaşımının gerçekleşeceği suç tarihinde 15-18 yaş grubundaki sanığın 5 yıl 4 ay olağan ve 7 yıl 12 aylık kesintili zamanaşımına tabi olduğu görülmekte, İncelenen dosyaya göre; Sanığın eylemi gündüzleyin binadan hırsızlık suçu dışında başkaca bir suçu da oluşturmamaktadır. Hal böyle olunca; Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan sanık tarafından işlenen suç, 765 sayılı TCK.nın 491/3; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 142/1-b maddesi kapsamında kalan hırsızlık suçudur. 5237 sayılı TCK.nın 66/2.maddesi ve aynı Yasanın 67/4.maddesi dikkate alındığında, 17.07.2003 tarihli iddianame dışında CMK.nın 145 ve 98.maddelerine dayalı çıkarılan yakalama emirlerinin, anılan Yasanın 67/2.maddesi kapsamında bulunmadığı, tek kesici işlem olan 17.07.2003 iddianame tarihinden itibaren 5 yıl 4 ./.. -4- aylık olağan zamanaşımının gerçekleştiğinin kabulü ile 20.11.2008 gün ve 2006/1074- 2008/371 sayılı zamanaşımı nedeni ile verilen düşme kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.