Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/26722 E. 2013/18431 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/26722
- Karar No
- 2013/18431
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi (Kapatılan Fatih 4.Asliye Ceza Mahkemesi) SUÇLAR : Hırsızlık, Cürüm eşyasını kabul etmek, Resmi evrakta sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde; Sanığın da hazır bulunduğu 01.11.2007 tarihli oturumda ek iddianamenin okunmuş olması nedeniyle tebliğnamede bozma isteyen düşünce benimsenmemiş, Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-5237 sayılı TCY'nın 61/8.maddesi uyarınca, temel adli para cezasının tayininde esas alınacak tam gün birim sayısı üzerinden artırım ve indirimler yapıldıktan sonra belirlenen sonuç gün ile bir gün karşılığı takdir edilen miktarın çarpılması suretiyle sonuç adli para cezasının tayini gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında suç eşyasını satın almak suçundan yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla adli para cezasına hükmolunması, 2-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasanın 108/2. maddesi uyarınca tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağının anlaşılması karşısında; sanığın adli sicil kaydına ve getirtilen mahkeme ilamlarına göre, önceki suçların içinde tekerrüre esas alınabilecek en ağır mahkumiyetin Bağcılar 6.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 22.02.2001 gün ve 2005/200-55 esas-karar sayılı kararına konu hırsızlık suçundan hükmedilen 3 yıl 1 ay 24 gün hapis cezası olduğu ve bu hükümlülüğün tekerrüre esas alınması gerektiğinin karar yerinde gösterilmeyerek, yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle infazda duraksamaya neden olunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükümden sanık hakkında 5237 sayılı Yasa'nın 165/1. madde ve fıkrası gereğince hürriyeti bağlayıcı ceza yanında tayin edilen " 200 tam iş günü 1 günü 25 YTL 5000 YTL" ile TCK.nun 62. maddesinin uygulanması sonucu hükmedilen "4166 YTL" sözcükleri çıkarılarak yerlerine, “200 tam gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK.nın 62. maddesi uyarınca cezadan 1/6 indirim yapılarak 166 tam gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına'' ibarelerinin yazılması ve hükme “TCK.nun 52/2. maddesi uyarınca belirlenen 166 günün günlüğü takdiren 25 TL'den paraya çevrilerek 4150 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” cümlelelerinin eklenmesi ve 58.madde uygulamasına ilişkin bölümün çıkarılarak yerine “5237 sayılı TCK’nın 58/6-7.maddesi gereğince, sanık hakkında hükmolunan cezanın, Bağcılar 6.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 22.02.2001 gün ve 2005/200-55 esas ve karar sayılı ilamı uyarınca, bu ilamdaki suçuna ilişkin önceki hükümlülüğü nedeni ile mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, infazdan sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir şeklindeki açık ve buyurucu hükümleri karşısında; kararda temyiz süresinin ne zaman başlayacağı açıkça belirtilmediğinden sanık ... savunmanının temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Kollukça düzenlenen 12.04.2006 tarihli Olay, Yakalama, Ele geçirme ve Savcı Görüşme Tutanağı içeriğine göre; sanıkların yakalandıklarında suça konu aracı sanık ...'e sattıklarını söyleyip polisle yaptıkları işbirliği sonucu sanığın yakalanmasını ve aracın ele geçirilerek yakınana teslimini sağladıklarının anlaşılması karşısında, haklarında 5237 sayılı TCY'nın 168.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Sanık ...'in tekerrüre esas hükümlülüklerinden en ağır olan yerine birden fazla hükümlülüğün esas alınması, 3-Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “müştereken” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar savunmanlanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.