Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/24324 E. 2013/18163 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/24324
- Karar No
- 2013/18163
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Gerekçeli karar başlığında suç yeri yazılmamış ise de, yerinde eklenmesi olanaklı kabul edilmiştir. Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ve 25.07.2010 tarih ve 27652 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede: I- Mala zarar vermek suçu için kurulan hükmün incelenmesinde: Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan yoksunluğun 5237 sayılı TCY.nın 53/3. maddesi uyarınca yalnızca kendi alt soyundaki kişiler bakımından koşullu salıverilmeyle sona ereceği gözetilmeden, anılan hakların yönelik olduğu kişiler bakımından bir ayrım yapılmadan, sanığın aynı Yasanın 53/1-c maddesinde yazılı haklardan şartla tahliyesine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi; Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “ 53. maddenin uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin (a),(b),(c),(d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar; (c) bendinde yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Hırsızlık ve Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme suçları için kurulan hükümlerin incelenmesinde: Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanığın, aynı mahallede ... Sokak üzerinde yaya olarak ve sırtında halılarla giderken, durumundan şüphelenen bir şahsın karakola ihbar etmesi üzerine halılarla beraber yakalandığı ve izlemede kesinti oluştuğunun anlaşılması karşısında; hırsızlık suçunun tamamlanmış olduğu gözetilmeksizin, kalkışma aşamasında kaldığından bahisle sanığın cezasından 5237 sayılı TCK'nın 35/2. maddesi uyarınca indirim uygulanması, 2-Sanığın kolluk kuvvetlerince yanında halılarla birlikte şüphe üzerine yakalandığında, hırsızlık yaptığı yeri söyleyerek mağdura ulaşılmasını sağlamak suretiyle, soruşturma aşamasında rızai iadede bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında hırsızlık suçundan TCK'nın 168/1. maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3-Konut dokunulmazlığını bozmak suçunun suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi gereğince “uzlaşma” hükümlerine bağlı olduğu gözetilerek, aynı Yasanın 254.maddesi uyarınca mahkemece yöntemine uygun olarak uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, 4-Velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan yoksunluğun 5237 sayılı TCY.nın 53/3. maddesi uyarınca yalnızca kendi alt soyundaki kişiler bakımından koşullu salıverilmeyle sona ereceği gözetilmeden, anılan hakların yönelik olduğu kişiler bakımından bir ayrım yapılmadan, sanığın aynı Yasanın 53/1-c maddesinde yazılı haklardan şartla tahliyesine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi; Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son. maddesinin gözetilmesine, 25.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.