Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/22948 E. 2011/818 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/22948
- Karar No
- 2011/818
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Yakınan ...'nın Elazığ il merkezi, ... Mahallesi ... sokakta bulunan 163 ada 26 ve 27 parsel sayılı taşınmazı hisseli kayıt maliki ...'dan otopark olarak işletmek üzere kiraladığı, sanıklar bu boş arsayı kayıt malikleri ile görüşmeden otopark olarak işletmek üzere etrafını dikenli telle çevirdikleri ve durumu ...'ya bildirdikleri, ... burayı daha önce yakınana kiraya verdiğini bildirip sanıkların kiralama talebini kabul etmediği, bu kez sanıkların buraya masraf yaptıklarını ileri sürerek yakınan ...'dan önce 5.000 TL istedikleri, yakınan kabul etmeyince 2.000 TL na düşürdükleri ve bu parayı almak için zaman zaman yakınanı tehdit ettikleri, bunun üzerine yakınan 19.11.2008 günü 500 TL parayı sanık ...'e verdiği, sanıklar kalan 1.500 TL nı almak için tehditlerine devam ettikleri, 28.01.2009 günü yakınanın işletmekte olduğu otoparka gelerek orada bulunan yakınanlar ... ve ...'i darp edip, bir müşteriye ait araca zarar verip “2.000 TL ödemiş olsaydınız bu iş başınızıa gelmezdi “ diyerek tehdit ettiklerinin anlaşılması karşısında; sanıkların yakınan ...'dan 2.000 TL almak için kastlarını özgüledikleri, 500 TL'nı aldıktan sonra kalan parayı almak için yakınan ...'nın yanında çalışan diğer yakınanları darp ve tehdit ederek para isteme eylemlerinin tek bir yağma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi, 2-Sanık ... savunmanı 29.12.2009 tarihli oturumda yakınanın zararının giderildiğini, buna ilişkin tanığın hazır olduğunu belirtmesine karşın mahkemece talebin reddine karar verilerek aynı celse hüküm kurulduğu, yakınan ... hüküm sonrası dosyaya sunmuş olduğu 04.01.2010 tarihli dilekçe ile 17.12.2009 tarihli duruşma sonrasında kendisinden alınan paranın sanık ... yakınları tarafından iade edildiğini belirtmesi karşısında; sanıklar hakkında TCK’nun 168/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık koşullarının oluştuğu gözetilmeyerek, eksik araştırma ile yazılı biçimde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanı ile sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 26/01/2011 tarihinde bozmanın 1 (no'lu) bendi yönünden üye ...'un karşı oyuyla ve oyçokluğuyla diğer yönlerden oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY Yüksek çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, sanıkların eylemlerinin tek yağma suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Yağmanın temel şekli 5237 sayılı Yasanın 148. maddesinin 1. fıkrasında tanımlamıştır. 5237 sayılı Yasanın 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malı, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle almaktır. Bu itibarla “zor yoluyla hırsızlık” bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek, şeklinde de tanımlanmıştır. 765 sayılı TCY’nda “gasp” olarak tanımlanan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Yani cebri hırsızlıktır. Şu hale göre yağma; bir kimsenin menkul malını cebir, tehdit kullanarak almaktır. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara malik olup ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Failin malı almak için mağdura karşı cebir veya tehdit kullanması yağma suçunu hırsızlıktan ayırır. Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suçtur. Bu itibarla, birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir. Yağma suçu birden çok suçun bir araya gelmesiyle oluşmuş olsa da onlardan ayrı ve bağımsız bir suçtur. Bu nedenle hırsızlık suçu için öngörülen suçu etkileyen nedenler yağma suçunda uygulama alanı bulamayacağı gibi, iki farklı suç olmaları nedeniyle yağma ve hırsızlık suçları arasında zincirleme suç ilişkisinden de bahsedilemez. Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, akabinde bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. İnceleme konusu somut olayda; Mağdur ...’nın, ... Mahallesi ... sokak üzerinde bulunan 163 ada 26-27 parsel nolu boş araziyi arsa sahibi olan ...’dan aylık 200 TL bedel karşılığı kiraladığı, dosya içerisinde mevcut kira sözleşmesi ile bunun kayda alındığı, sanıkların suça konu boş arazinin tapu kayıtlarına göre maliki olan ... ile görüşmeden evlerinin yakınında bulunan bu boş arsanın yol kenarına yabancı araçların park etmesini engellemek amacı ile dikenli tel çektikleri, suça konu arazinin ... tarafından kiralanmasından sonra sanıkların, mağdur ...’den bu otopark ile ilgili olarak yaptıkları masraf nedeniyle işletme bedeli olarak 4-5 bin TL para verilmesini istedikleri, suça konu arazinin tapu kayıtlarında maliki olarak gözüken ... ile sanıklar arasında her hangi bir anlaşma olmamasına ve sanıkların taleplerinin her hangi bir hukuki alacağa dayanmamasına rağmen hukuk dışı olarak bu arazi üzerinde tasarruf etmek istedikleri, mağdur ...’yı ölümle tehdit ederek masraf yaptıklarını iddia ederek para istedikleri, sanıkların telefonla mağdur Veliyi arayarak 2000 TL para isteyerek telefonda mağduru” sen para vermiyorsun, o zaman senin otoparkındaki araçlara zarar vereceğiz, seni delik deşik edeceğiz “ dedikleri, bu tehdit üzerine mağdur ...’nın sanıklardan korkması sonucu 19.11.2008 tarihinde 500 ABD doları parayı sanıklara verdiği, mağdurun aynı gün Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet ettiği, bu olaydan sonra 28.01.2009 tarihinde sanıkların mağdurun işletmekte olduğu otoparka 15.30 sıralarında gelerek otoparkta çalışan mağdurun oğlu olan diğer mağdur ...’dan tekrar para istedikleri, mağdura “para vereceksin burayı kurşuna dizeriz, sizi öldürürüz” demek suretiyle tehdit ettikleri, aynı zamanda mağdura “ananızı ss.krz" diyerek hakaret ettikleri, sanıklardan ...’ın mağdur ... ... ya kafa ile vurmak suretiyle hayati tehlike geçirmeksizin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, sanık ...’in otoparkta bekçilik yapan mağdur ...’e yumruk ile vurmak suretiyle hayati tehlike geçirmeksizin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, olay sonrasında sanıkların araçlarına binerek mağdur ...’nın üzerine araçlarını sürmek suretiyle olay yerinden ayrıldıkları, yaklaşık 10 dakika sonra tekrar olay yerine geldikleri, mağdur ...’yı araçlarına bindirmek istedikleri, bu sırada mağdur ... ... “biz orospu çocuğu muyuz, etek giyip dolaşalım, paramızı kimseye yedirmeyiz, paramızı alacağız, başka yolu yok şimdiye kadar 2000 TL ödemiş olsaydınız başınıza bu iş gelmezdi. Hadi gel araca bin seninle sakin yere giderek kozlarımızı paylaşalım” demek suretiyle mağdur ...’ı iteledikleri, sanıklardan ... ... in sopayla araçtan inerek ...’e vurmak istediği, bu sırada oto parkta park halinde bulunan ... ya ait 23 ... plakalı aracın ön camına sopayla vurmak suretiyle kırdıktan sonra olay yerinden ayrıldıkları, bu şekilde gerçekleşen olayda; Sanıkların 19.11.2008 tarihinde mağdur ...’dan zorla 500 ABD doları almaları eylemlerinin, TCK’nun 149/1-c maddesine uyan tamamlanmış yağma suçunu, 28.01 2009 tarihinde mağdur ...’dan tehdit ederek ve cebir kullanarak 2000 TL para istemelerinin de TCK’nun 149/1-c, 35/2. Maddelerine uyan birinci suçtan bağımsız ikinci bir yağmaya kalkışma suçunu oluşturduğu kanaatindeyim. Zira sanıkların, 19.11.2008 tarihinde mağdur ...’dan 500 dolar para almakla birinci yağma eylemi tamamlanmış, mağdurun aynı gün Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmasına rağmen bu olaydan 2 ay 10 gün geçtikten sonra mağdur ...’ya karşı birinci tamamlanmış yağma suçundan bağımsız ikinci bir yağmaya kalkışma suçu gerçekleşmiştir. Sanıkların söz ve davranışları, mağdurların ayrı kişiler olması, olayların gelişim biçimi, aradan geçen zaman ve süreç içinde yaşanan olaylar yenilenmiş suç kastını ortaya koymaktadır. Çoğunluk gerekçesinde bertildiği gibi, sanıklar tarafından önceden belirlenmiş miktardaki paraları farklı zamanlarda her defasında ayrı ayrı cebir kullanarak ve tehdit ederek taksitler halinde yağmalama eylemlerinin tek suç; önceden miktar belirlemeden aynı gün içinde bile, çok az miktarda paraları birkaç saat ara ile yağmalama eylemlerinin ayrı ayrı yağma suçlarını oluşturacağının kabulü, ceza adaletine uygun düşmeyecektir. Yine bu durumun kabulü yağma suçları faillerinin istedikleri çok yüksek değerlerdeki para, eşya, senet gibi haksız çıkarların tamamını sağlayana kadar mağdur/mağdurlara her istediklerini yapma-kötü davranma gibi bir sonucun doğmasına neden olacaktır. 5237 sayılı TCK’nun genel yapısı ve 43. maddesindeki düzenleme ile gerekçeler karşısında yasa koyucunun böyle bir sonucu arzulamadığı ve bunun önüne geçmek için yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı konusunda özel bir düzenlemeyi gerekli gördüğü anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, sayın çoğunluğun, sanıkların eylemlerinin tek yağma suçunu oluşturduğu doğrultusundaki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır.